Yerebatan Sarnıcı Tarihi ve Özellikleri

'Tarih Bölümü' forumunda EyLüL tarafından 13 Şubat 2012 tarihinde açılan konu



  1. Yerebatan Sarnıcı

    Yapılış Tarihi 6. yy
    Bani İmparator İustinianos
    Yer Eminönü/ İstanbul
    Bugün İstanbul’un Eminönü ilçesinde Ayasofya’nın yakınında bulunan sarnıç, 6. yy.’da İmparator İustinianos tarafından yaptırılmıştır. Şehrin şu ihtiyacını karşılamak için inşa edilen sarnıç, büyük bir alana kurulmuştur. Bazilika sarnıcı olarak da adlandırılan yapı, suyun içinden yükselen o görkemli sütunları sayesinde halk arasında yerebatan sarayı olarak da bilinir.

    MİMARİ ÖZELLİKLERİ
    138 metre uzunluğunda olup, 64.6 metre genişliği vardır. Dikdörtgen planlıdır. 52 basamaktan oluşan merdivenle yer altına inilen bu sarnıçtaki sütunların her biri 9 metre yüksekliğindedir. Sarnıcın hem statik olarak hem de görsel olarak sağlamlaşmasını sağlayan 336 tane sütun mermer kullanılarak yapılmıştır. Bu mermerlerin bazıları tek parça bazıları ise iki parçadan oluşur. Sütunların süslü kemerleri ve sütun başları, sarnıcın tavan örtüsünde kullanılan tonozlar görsel zenginliği oluşturur. Yapıda kullanılan bu tonozlar Manastır Tonozu olarak da bilinir ve kalıp kullanılmadan örülür. Statik açıdan her türlü önlemin alındığı sarnıçta su sızmasının önüne geçilmek için duvarlar özel bir harç ile sıvanmıştır. Yaklaşık olarak 100.000 ton su depolama kapasitesi vardır.

    SÜSLEMELER
    Sarnıç içindeki görselliği arttıran sütun başlıkları farklı özellikler taşır. 336 tane sütunun 98 tanesi Corint üslubu ile yapılırken bir kısmı Dor nizamına göre yapılmıştır. Sütunların bir çoğu silindir olsa da köşeli ve yivli biçimde yapılmış sütunlar da görülür. Sarnıçta en ilgi çekici olay ise iki sütunun altında kaide olarak kullanılan Medusa Başı’dır. Geç Antik çağdan kalan bu Medusa ve Gorgon başlarının tam olarak neden buraya getirildiği bilinmese de bazı araştırmacılar tarafından salt kaide görevi üstlendiğini söylemektedir.

    GÜNÜMÜZDE
    Sarnıç inşa edildiği zamandan itibaren günümüze kadar pek çok onarım geçirmiştir. Osmanlı Dönemi’nde iki defa Cumhuriyet döneminde ise İstanbul Belediyesi tarafından restore edilmiştir. Bugün halka açık, gezi platformu olarak düzenlenmiştir.