Yahudi Kadının Abdülhamid'e yazdığı mektup

'Tarih Bölümü' forumunda DiScOvErEr tarafından 14 Ağu 2008 tarihinde açılan konu

  1. Yahudi Kadının Abdülhamid'e yazdığı mektup

    Krakov'da otelde kalan bir Yahudi kadını Sultan Abdülhamid'e 1901 tarihinde mektup yazarak Padişahın Yahudilere sahip çıkmasını istemişti. Mektup Yahudilerin psikolojik durumu anlatma açısından önemli.


    Haşmetmeab,

    Yahudi olarak doğdum. Bu suretle Hıristiyan aleyhindeyim. Bu arizayı yazmaya cesaret ediyorum. Zat-ı Şahaneleri Kudüs-ü Şerifin Yahudilere Cenab-ı Hakk tarafından vaat edildiğini pek ala bilirsiniz. Bu arazi ta eskiden Yahudilerin idi ve şimdi Hükümetinizin idaresindedir. Migile kraliçesi gibi çok rica ederim Yahudilere şefkatli elinizi uzatınız ve onlara yardım ediniz. Hıristiyanların idaresi altında çok bedbahttırlar ve fena muamele görüyorlar. Yahudilerin kendilerine vaat edilen toprağı şimdi almaya hakları yoktur. Eskiden beri bu yerler onların idi. Bunun hatırası için çok rica ederim Yahudi muhacirlerin Kudüs ve İstanbul'a gelip yerleşmelerine, serbestçe dini vecibelerini yerine getirmelerine müsaade ediniz. Rabbin hukuku üzerine Hıristiyanlardan sinmesinler. Serbestçe ticaret ve seyahatlerine müsaade edilsin ve kimse onlara fenalık yapmasın ve konsoloslarınız hudut dışındakileri himaye etsin. Cenab-ı Hakk mükâfatını verir. Allah size refah ve her işte bahtiyarlık verir. Eğer Zat-ı Şahaneniz Yahudilere bir lütfederseniz vakit gelince ben Zat-ı Şahanelerinizi temin ederim ki Yahudiler iyi bir tebaanız olurlar ve iyi Türk vatanperveri olurlar. Vatanlarına sadık, vatan için ve Padişahları için fedakâr olur ve Rabbin kanunu mucibince Havrada sadakat yemini yaparlar.

    Yahudiler din ihtilafına rağmen katiyen tebaası oldukları sultanlarına hıyanet etmezler. Yahudiler sultanlarına sadık olurlar. Yalnız istedikleri kendilerinin Yahudi kalmalarına müsaade edilmesidir. Diyanetlerine bağlı olmaya men edilirlerse iyi tebaa olamazlar. İyi tebaa olmaları için dinleri üzerine yemin etmelidirler.

    Zat-ı Şahanenizden çok rica ederim. Dindaşlarım Yahudilerle ittifak ediniz. Türkler gibi aynı vergiyi ve askerlik vazifesi ifa ederler. Bunun için Yahudilere Türklerin malik oldukları hakkı veriniz. Vatanlarına Türkler gibi sadık kalırlar. Ben çok bedbahtım. Ruslar benim doğduğum memlekete git-mekliğime mani oluyorlar. Ailem ile beraber Kudüs-ü Şerif veyahut İstanbul'a gitmek ömrümün baki kalan birkaç senesini oralarda yaşamak istiyorum.

    Hıristiyanların aleyhtarı olduğum için Hıristiyanlar bana fena bir gözle bakıyor. Ben Türkiye'de ikamet etseydim ehl-i salib bir şey yapamaz, kadın olduğum halde Türk askerleriyle birlikte hürriyetimi müdafaa etmek için harb ederim. Zat-ı Şahanelerinden arizama cevap vermenizi rica ederim"124.

    10 Ağustos 1901 tarihli mektup 1900'lü yılların başında Yahudilerin içinde bulunduğu psikolojik durumu anlatma açısından önemli.

    Bu önemli mektubu Haber 7 kitap sayfası ekibi olarak sizlere geçtiğimiz haftalarda okurlara sunulan, İkinci Abdülhamid ile Siyonist lider Dr. Theodore Herzl arasında geçen "Filistin'de Yahudi Vatanı" görüşmelerinin gizli kalmış belgelerini içeren Pazarlık adlı kitaptan göz kirası olarak seçtik.


    Kitaptan...

    Yerleşme Yasağı Devam Ediyor

    II. Abdülhamid'e 1901 Ekim'inde gelen bir jurnalde Beyrut vilayeti özel komisyonu aracılığıyla, bir milyon yedi yüz bin kuruş karşılığı birçok arazi Yahudi göçmenlerin Paris'teki Cemiyet Başkanları Nersis adına satın alındığı bilgisi veriliyordu. Bunun üzerine II. Abdülhamid konunun araştırılmasını istedi. Meseleyi ele alan Şura-yı Devlet şöyle bir değerlendirme yapmıştı. Osmanlı Devleti sınırları içinde, Hicaz bölgesi hariç, yabancıların toprak satın alma hakları mevcuttu. Beyrut'ta satılan arazi de bu çerçevede işlem görmüştü. Yalnız araziyi satın alan Cemiyet Başkanı Nersis'ten buralara Yahudi göçmen yerleştirmeyeceğine dair senet alınmıştı. Fakat bu uygulama II. Abdülhamid'i tatmin etmemişti. Bu işlerin Yahudi yerleşimini sağlamak için yapıldığı öteden beri biliniyordu ve Nersis'ten alınan senet ne derece geçerli olacaktı. Dolayısı ile, Filistin'de Yahudi yerleşimi yasağına dair irade mevcut bulunduğuna göre Beyrut'ta gerçekleşen bu toprak satma işi derhal durdurulmalıydı.


    Kitabı yayına hazırlayan Yeditepe Yayınevinden özel izinle yayın hakkını almış olduğumuz söz konusu mektubun orjinal halini fotogaleri sayfamızda bulabilirsiniz. Galeride aynı zamanda kitapta yer alan resimlerden küçük bir seçki de bulabilirsiniz.

    Mektubun kaleme aldığı yıllara nasıl gelindiğinin hikayesini ve Osmanlı tarihinin üzerinde en çok konuşulan ve tartışılan olayını yeni belgelerle gözler önüne seriyor Pazarlık.

    1890’lı yıllarda Yahudiler, Rusya başta olmak üzere Romanya ve Yunanistan’da uğradıkları baskılar yüzünden bu ülkeleri terk etmek zorunda kalırken, sığındıkları ilk ülke Osmanlı Devleti oluyordu. Dönemin Padişahı II. Abdülhamid, Yahudilerin Filistin dışındaki Osmanlı vilayetlerine yerleşmelerine izin veriyor ve onlara rahat nefes aldırıyordu.

    Fakat Yahudiler ‘vaad edilmiş topraklar’ olarak kabul ettikleri Filistin’e yerleşmek istiyorlardı. II. Abdülhamid’in saltanatı süresince de bu konuda yoğun çabalar harcadılar.

    Özellikle Rotschild ve Baron Hirsch gibi zengin Yahudiler, Filistin’de toprak satın alarak buralara göçmen yerleştirmeye çalıştılar. 1896 yılından itibaren ise sahneye Theodore Herzl çıktı. Herzl Filistin’de Yahudiler için özerk bir devlet oluşturma peşinde idi ve bunun yolunun II. Abdülhamid’i ikna etmekten geçtiğini düşünüyordu.

    Bu uğurda beş defa İstanbul’a geldi. Bir defasında Padişah’la görüşme imkânı buldu. Herzl’in kafasında, Osmanlı Devleti’ne bazı mali imkânlar sağlayarak hedefine ulaşmayı sağlayacak izni koparmak vardı.

    II. Abdülhamid ise Herzl’in şahsında, Avrupalı alacaklıları Osmanlı dış borçlarının indirilmesine ikna edecek bir destek bulmuştu. Bütün bu ilişkiler ağının ne şekilde örülüp nasıl sonuçlandığının cevapları ile ünlü tarihçi Prof. Dr. Vahdettin Engin'in Pazarlık kitabında yer alıyor.

    1993 yılında Eren Yayınevi'nden yayınlanan Rumeli Demiryolları adlı kitabı ile tarihseverlerin karşısına çıkan adademisyen yazar Prof. Dr. Vahdettin Engin, daha sonra imza attığı kitapların büyük bölümü Abdulhamid dömenini içeriyordu:

    Sadrazam Kâmil Paşa'nın Oğlu Hilmi Kâmil Bayur'un Galatasaray Lisesi Hatıraları, Galatasaray Tarih Dergisi Yayını; İstanbul 1995 Tünel, Simurg Yayınevi, İstanbul 2000. (Türk Tarih Kurumu Ödülü), Sultan Abdülhamid ve İstanbul'u, Simurg Yayınevi, İstanbul 2001; Mekteb-i Sultani, Galatasaraylılar Derneği Yayını, İstanbul 2003; II. Abdülhamid ve Dış Politika, Yeditepe Yayınevi, İstanbul 2005...

    Murat Bardakçı'nın kitap için kaleme aldığı sunuş yazısı, önem ve özellik ve aynı konuda bugüne dek kaleme alınmış kitaplardan farkını net olarak anlatıyor. Tanıtım haberimizi bu yazıyı sizlere sunarak noktalıyoruz. İyi okumalar.

    ASIRLIK HATALAR NİHAYET DÜZELDİ

    Osmanlı İmparatorluğu’nun Sultan Abdülâziz’in tahttan indirilmesi ile başlayan, darbelerle ve savaşlarla dolu olan ve rejim değişikliği ile nihayet bulan 1876 senesinden sonraki tarihinin bazı noktaları, olayların ne şekilde cereyan ettiklerini doğru şekilde aksettiren belgelerin henüz tam ve tarafsız şekilde incelenememiş olması sebebi ile hâlâ karanlıktadır.

    Bu bilinmezlik, o dönemin profesyonel tarihçilerin yanısıra tarih meraklıları tarafından da bir kısmı efsane hâlini almış olan bazı asılsız söylentiler çerçevesinde yorumlanması ve ideolojiler doğrultusunda değerlendirilmesi neticesini vermiştir.

    Yaklaşık bir asırdan buyana tartışılan ve ideolojik şekilde yaklaşılan konuların başında, Sultan İkinci Abdülhamid’in Filistin politikası gelir. Abdülhamid’in 1909’da tahtından indirilmesinin ardında hükümdarın Filistin’de bir Yahudi vatanı kurulması yolundaki girişimlere izin vermemiş olmasının yarattığı intikam ve cezalandırma teşebbüslerinin bulunduğu yaygın bir kanı halini almış, Osmanlı İmparatorlıuğu’nun çöküş dönemi bazı tarih yazarları tarafından bu çerçevede değerlendirilmiş, hattâ Abdülhamid ile Siyonist politikacılar arasında geçtiği öne sürülen ve tamamı hayalî olan konuşma metinleri bile yayınlanmıştır.

    Sultan Abdülhamid dönemi konusunda senelerden buyana arşiv belgelerini kaynak alarak çalışmış ve önemli yayınlar yapmış olan Prof. Dr. Vahdettin Engin, bu son eserinde işte böyle bir efsaneler yumağı halini almış bulunan Sultan Abdülhamid ve Filistin meselesinin gerçeğini, çoğu bugüne kadar farkedilmemiş olan resmî belgelerin ışığında ortaya koyuyor ve bir asırdan buyana devam eden ideolojik kaynaklı yanlış bilgilere ve düşüncelere de nihayet veriyor. Prof. Engin’in eseri Abdülhamid’in Filistin politikasının gerçeğini ortaya çıkartmakla kalmıyor, hatalı bilinen diğer konuları, meselâ İrlanda Kurtuluş Ordusu IRA’nın Sultan Abdülhamid tarafından kurulmuş olduğu yolundaki söylentileri ve ismi bizde kısaca “Baron Hirsch” olarak geçen Baron Moritz von Hirsch auf Gereuth ile Abdülhamid arasında 1891’de yapıldığı iddia edilen bir başka Filistin pazarlığı iddialarına yönelik yanlış bilgileri de tashih ediyor.

    Prof. Dr. Vahdettin Engin’in “Abdülhamid döneminde Filistin”i, Abdülhamid, Filistin ve Siyonist hareket konusunda senelerden buyana devam eden ideolojik ve siyasî tartışmaları sona erdiren ve meseleyi belgeler doğrultusunda ilmî gerçekler temeline oturtan akademik bir çalışma olması bakımından, son dönem Osmanlı tarihi hakkında bugüne kadar verilmiş en önemli eserlerden biridir. İkinci Abdülhamid dönemini inceleyecek olan tarihçiler, o dönemde çok önemli bir yeri olan Filistin meselesi konusunda, bundan böyle Prof. Engin’in eserinin getirdiği aydınlıktan büyük ölçüde istifade edeceklerdir.


    Kitaptan...

    Yerleşme Yasağı Devam Ediyor

    II. Abdülhamid'e 1901 Ekim'inde gelen bir jurnalde Beyrut vilayeti özel komisyonu aracılığıyla, bir milyon yedi yüz bin kuruş karşılığı birçok arazi Yahudi göçmenlerin Paris'teki Cemiyet Başkanları Nersis adına satın alındığı bilgisi veriliyordu. Bunun üzerine II. Abdülhamid konunun araştırılmasını istedi. Meseleyi ele alan Şura-yı Devlet şöyle bir değerlendirme yapmıştı. Osmanlı Devleti sınırları içinde, Hicaz bölgesi hariç, yabancıların toprak satın alma hakları mevcuttu. Beyrut'ta satılan arazi de bu çerçevede işlem görmüştü. Yalnız araziyi satın alan Cemiyet Başkanı Nersis'ten buralara Yahudi göçmen yerleştirmeyeceğine dair senet alınmıştı. Fakat bu uygulama II. Abdülhamid'i tatmin etmemişti. Bu işlerin Yahudi yerleşimini sağlamak için yapıldığı öteden beri biliniyordu ve Nersis'ten alınan senet ne derece geçerli olacaktı. Dolayısı ile, Filistin'de Yahudi yerleşimi yasağına dair irade mevcut bulunduğuna göre Beyrut'ta gerçekleşen bu toprak satma işi derhal durdurulmalıydı.


    Krakov'da otelde kalan bir Yahudi kadını Sultan Abdülhamid'e 10 Ağustos 1901 tarihli bir mektup yazarak Padişahın Yahudilere sahip çıkmasını istemişti.


    Bu mektup 1900'lü yılların başında Yahudilerin içinde bulun¬duğu psikolojik durumu anlatma açısından önemli.


    II. Abdülhamid ise Herzl’in şahsında, Avrupalı alacaklıları Osmanlı dış borçlarının indirilmesine ikna edecek bir destek bulmuştu. Bütün bu ilişkiler ağının ne şekilde örülüp nasıl sonuçlandığının cevapları ile ünlü tarihçi Prof. Dr. Vahdettin Engin'in Pazarlık kitabında yer alıyor. Konu hakkında arşivlerden çzıkarılmış yeni bilgi ve belgelerde var.