Sözcükler Arasındaki Anlam İlişkileri

'Genel Türk Tarihi' forumunda Aysell tarafından 2 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. KELİMELER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ

    Eş Anlamlı Kelimeler

    Yazılış ve okunuş bakımından farklı fakat anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler birbirlerinin yerini tutabilir. Anlamdaş kelimelerin birisi genelde yabancı kökenlidir.

    kıymet-değer, cevap-yanıt, sene-yıl, medeniyet-uygarlık, imkân-olanak, acele-ivedi, zelzele-deprem, yoksul-fakir, misafir-konuk, sınav-imtihan, yöntem-metot, mesele-sorun, fiil-eylem, kelime-sözcük, vasıta-araç...

    Fakat bazı durumlarda anlamdaş kelimeler birbirinin yerini tutamaz: “kara bahtlı” kelime grubunda “kara” kelimesinin yerine “siyah” kelimesini kullanamazsınız. Çünkü iki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş veya yakın anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir.

    Türkçe kelimeler arasında da eş anlamlılık olabilir:

    deprem-yer sarsıntısı-zelzele,
    kimi zaman-ara sıra-zaman zaman-arada bir-bazen

    Yakın Anlamlı Kelimeler

    Yazılışı ve okunuşu farklı olan, anlamdaş gibi göründüğü hâlde birbirinin yerini tamamen tutamayan, yani aralarında anlam ayrıntısı bulunan kelimelerdir. Bunlar çoğunlukla Türkçe kelimelerdir.

    göndermek-yollamak, bezmek-bıkmak-usanmak, dilemek-istemek, çevirmek-döndürmek, söylemek-demek-konuşmak, eş-dost, hısım-akraba, bakmak-seyretmek,

    Kardeşim sana küsmüş.
    Kardeşim sana kırılmış.
    Kardeşim sana gücenmiş.
    Kardeşim sana darılmış.

    Birinci cümlede bir "kesinlik ve aşırılık" anlamı, ikinci cümlede bir "esneklik, hatta hoşgörü" anlamı, üçüncü cümlede "üzülmek" anlamı, dördüncü cümlede "gücenip görüşmez olmak" anlamı vardır.

    Ben her sorunla başa çıkarım. (baş etmek)
    Bu kadar yürekten çağırma beni. (candan)
    Davranışları hiçbir zaman içtenlikli değildi. (yürekten, candan)
    Yaptığı işi önemsemiyordu. (özen göstermiyordu.)

    Zıt Anlamlı Kelimeler

    Anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir.

    Siyah-beyaz, uzun-kısa, aşağı-yukarı, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek,

    Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı satılmaz.

    “sevinmek” karşıtı sevinmemek değil “üzülmek”tir.

    Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir.

    “doğru” kelimesinin zıt anlamlısı bir cümlede “eğri” olurken, diğerinde “yanlış” olabilir.

    İki kelimenin (kökeni ne olursa olsun) anlamdaş, yakın anlamlı veya zıt anlamlı olabilmesi için aynı anlam özelliğini taşımaları gerekir. Meselâ, siyah ile beyaz, ancak ikisi de gerçek (temel) anlamda oldukları zaman zıt anlamlı olurlar. Hafif olmayan anlamındaki “ağır” kelimesinin ağır olmayan anlamındaki “hafif”le zıt anlamlı olabilmesi için ikisinin de gerçek (temel) anlamda kullanılması gerekir.

    Eş Sesli Kelimeler

    Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek almış hâlde de olabilirler. Şiirde cinas olarak kullanılır ve cinaslı kafiye yapılır.

    Gül: 1. çiçek, 2. gülmekten emir
    Kır: 1. kırsal alan, 2. kırmaktan emir, 3. beyaz
    Yazma: 1. baş örtüsü, 2. yazmaktan olumsuz emir, 3. yazma işi

    Ek almış kelimelerle, ek almış ve almamış kelimeler arasında da eş seslilik söz konusudur. Bu ekler görevce farklı ekler de olabilir.

    Siyah anlamındaki “kara” ile “kar-a” (-a: yönelme hâl eki) gibi
    “Oyuncakları olmuş çocukların kurşunlar”
    “Zalimler her saat taze fidanları kurşunlar”
    Neden kondun a bülbül kapımdaki asmaya
    Ben yârimden vazgeçmem götürseler asmaya
    “hala” ve “hâlâ”, “kar” ve “kâr”, “adet” ve “âdet” kelimeleri eş sesli değildir. Okunuşları ve anlamları farklıdır.
     


Yükleniyor...