Şiir hikayeleri

'Etüt Merkezi' forumunda Büsra tarafından 24 Nisan 2010 tarihinde açılan konu


  1. Şiir hikayeleri
    Şiir hikayeleri nelerdir ?



    LAVİNİA KİME YAZILDI

    “ Lavinia şiirini ütopik bir aşkın mısraya dönüşmesi gibi algılamıştım. Oysa bu kitapta Lavinia, Mevhibe Meziyet Beyat adıyla ete kemiğe bürünmüş halde çıkıyor karşımıza. Şiirden de anlaşıldığı gibi Özdemir Asaf bu aşkı kendi içinde yaşamış, dolayısıyla karşılık alamamış. Mevhibe Hanımdan ilham alıp, onu eserlerine yansıtan tek şair Özdemir Asaf değil. Oktay Akbal da Hisya adıyla mısralarına yansıtmış bu alımlı kadını. Gilda, Rita Hayworth, Marilyn ise ona takılan diğer isimler. Takılan isimlerin sahipleri kadar Mevhibe Hanımın da güzel olduğunu kitaptaki resminden anlayabilirsiniz. Hatta resme bakınca ondan ilham alan sanatçılara hak vermemek elde değil. Yine Mevhibenin “ilk aşkım dediği, Edip Hakkı Köseoğlu Fırçasını konuşturmuş tuvalinde Mevhibe için. İkinci aşkı olarak nitelediği isim yine tanıdık bir sima, İlhan Selçuk. Ayrıca ikinci evliliğini yaptığı Öztürk Serengil de bu aşka mağlup olanların listesinde yerini almış.
    Edebiyata kendi eserleriyle değil ama ilham verdikleriyle girmeyi başarmış bir kadın Mevhibe Meziyet Beyat.

    LAVİNİA

    Sana gitme demeyeceğim
    Ama gitme lavinia
    Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
    İncinirsin yine de sen bilirsin

    * * *

    KURTULUŞ SAVAŞI DESTANI

    Nazım Hikmetin ünlü Kurtuluş Savaşı Destanını yazma hikayesi de yer alıyor kitapta.
    Şevket Süreyya Aydemirin evinde, Nazımın İspanya iç savaşına dair bir şiir okuması üzerine, Şevket Süreyya şu cümleleri kurar.
    “Bu şiirde anlatılan halkın isyanıdır. Tıpkı bizim İstiklal Savaşımızda olduğu gibi. Ama ne yazık ki hiçbir Türk şairi bu destanı dile getirmedi. Yazık değil mi Nazım? Bizim halkımızın isyanı yanında İspanya İç Harbi çocuk oyuncağı kalır. Anadolu destanını yazsana Nazım sen. Anadolu destanını yaz.
    Nazım, dayısı Ali Fuat Cebesoydan , Milli Mücadeleye dair ayrıntılı bilgiler alır. Onun da desteğiyle bu şiiri üç yılda tamamlar. ( 1939-İstanbul Tevkifhanesi ; 1940-Çankırı Hapishanesi ; 1941 Bursa Hapishanesi )

    * * *

    ORHAN VELİNİN DUCHESSEİ

    Orhan Velinin platonik aşkı Bellaya yazdığı şiirdir “Sere Serpe. Bir arkadaş evinde, koltuğa uzanmış İngilizce çalışan Bellayı uzaktan seyredip ünlü dizeleri bir kağıda döktürür ve Bellaya uzatır. Yıllarca platonik olarak Orhan Velinin gönlüne misafir olur Bella. Ama bu aşka karşılık vermemiştir. Sanırım sanatçılar en karşılık görmedikleri aşklarla besleniyor ve kamçılanıyorlar.
    Bella Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsünde İngilizce dersleri verir. En son Orhan Velinin cenazesinde bir köşe de ağlarken görülüyor şiirin esin kaynağı.

    SERE SERPE

    Uzanıp yatıvermiş, sere serpe;
    Entarisi sıyrılmış hafiften;
    Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
    Bir eliyle de göğsünü tutmuş.
    İçinde kötülüğü yok, biliyorum;
    Yok, benim de yok ama...
    Olmaz ki!
    Böyle de yatılmaz ki!

    ************

    KALDIRIMLAR

    Necip Fazılın söyleyiş gücünü kabul etmeyen yoktur sanıyorum. Sözcükleri bir araya getirme konusunda çok yetkin. Şiir dili vurucu. Tüm bu özellikler “Kaldırımlarda da kendini gösteriyor. Gelelim Hikayesine.
    Kaldırımlar ilk duyulduğunda hak ettiği ilgiyi görür. Tüm alkışları toplar. Ama bu beğeni Necip Fazılı mutlu etmez. Çünkü Necip Fazıl anlaşılamadığını hatta yanlış anlaşıldığını söyler. O “yirminci yüzyılın ruhunu, amacını yitirmiş, toplumunda bunalım yaşayanların şiirini yazmıştır. Oysa şiiri okuyanlar “kaldırımlarda geceleyen, evsiz barksız birisinin anlatıldığını sanırlar.
    Felsefe Profesörü Mustafa Şekip “ Yalnız bu şiir, bir sanatkara yeter. övgüsünü dile getirmiştir.

    * * *

    Orhan Kemali düzyazılarıyla tanırız daha çok. Ama çok güzel mısraların mimarlığını da yapmıştır. Nazım Hikmetle aynı hapishanede (Bursa) üç buçuk yıl kalır. Bu süre zarfında Nazımdan genel kültür ve Fransızca dersleri alır. Dostlukları ilerleyince Orhan Kemal yazdığı şiirleri Nazıma gösterir. Fakat şiirleri pek beğenilmez. Nazımın yönlendirmeleriyle şiiri çok iyi düzeye ulaşır. Bunun kanıtı da “Bir Beyrut Hikayesi adlı şiiridir. Çünkü bu şiirde Orhan Kemal tüm içtenliğiyle Lübnanda geçirdiği çocukluğuna, gençliğine dair günleri dillendirir. Kısacası kendini anlatır. (Başarının doğallıkta olduğunu bir kez daha görüyoruz.)
    Şiirde başarıyı bulmasına karşın Orhan Kemal düzyazı yazma yolunda ilerler.

    BİR BEYRUT HİKAYESİ

    Beyrutta
    “Yeni İstanbul lokantasında
    Bulaşıkların başındayım.
    On sekiz yaşındayım.
    Saçlarım taralı ve parlak
    Aklımda litografta çalışan
    Beyaz Eleni var.
    Eleni
    Görseydi beni bulaşık yıkarken.

    ************

    OĞUZ ATAY VE TUTUNAMAYANLAR

    Yazar Haluk Oral kitabın finalini Oğuz Atayla yapıyor.
    Oğuz Atayı en çok satanlar listesinde yıllardır tutmayı başaran bir kitaptır Tutunamayanlar. Atay, 1970te TRTnin roman ödülünü kazanınca kitabının hemen yayınlanması için bu ödülün vize olacağını düşünür. Fakat yanıldığını anlaması zaman almaz. Çünkü Bilgi, Remzi gibi yayınevleri kitabı basmak istemez.
    Sinan Yayınları kitabın önemini kavrar ve basımına karar verir. Kitabın kopyasını ilk okuduğunda Oğuz Atayı modern romanın öncüsü olarak nitelendirir. Yayınevi sahibi Hayati Asılyazıcı, Atayla ilk buluşmalarında aynı beğeni çizgisinde olduklarını anlar.
    Kitabın oluşumundaki isim Oğuz Atayın yaşamındaki en önemli kadın olan Sevin Seydidir. Sevin Seydi güçlü birikimiyle yazara büyük destek olmuştur.

    * * *

    AHMET ARİF VE MELİH CEVDETE DAİR

    Bu şiirin hikayesinde dikkatimi çeken nokta, Ahmet Arifin “Hasretinden prangalar çürüttüm dizesi üzerine yoğunlaşıp, onu “Hasretinden prangalar eskittim şeklinde değiştirmesi. Kendisi şu cümleyle anlatıyor bunu. “Çürüttüm kelimesindeki “ü ler önce kulağımı sonra gönlümü tırmaladı.
    Kitap Melih Cevdet Andayın “Tohum şiirini de alıyor. Şiir, Garip Şiirinin bittiğinin bir göstergesi sayılıyor. Şiirde yağmur bekleyen bir tohumun serencamını ele alan Andayın, bu şiirden biraz başı ağrır. Zira şiirdeki bazı kelimeler polisi kuşkulandırır ve şiirin yayınlandığı Meydan Dergisinin Yazı Müdürü Mehmet Kemal sorguya çekilir.

    ***********

    Kitapta elbette başka eserlerin hikayeleri de yer alıyor.
    Ahmet Haşimin “O Belde şiirinin sadeleştirilmesine dair hikayeye; Yahya Kemalin, (pek çok sanatçının edebiyat öğretmeni) Salim Rızaya atfettiği şiirin hikayesine de rastlayacaksınız.
    “Sevdaya bila hudud meydan verdik
    Dünya gibi bir saha-i cevlan verdik
    Kam almak için sabah-i mahşerde bile
    Rindan ile peymaneye peyman verdik