Quantum of Solace: The Game 2

'Oyun Bölümü' forumunda cCasT tarafından 4 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu



  1. Elimde 3,5’luk DD disketim ile 8086 işlemcili bilgisayarıma oyun almaya gidişimi ve hayatımda iyi ki tanımışım dediğim efsanevi Cihangir Abi’m (bkz: Ekşi) ile tanışmamı sanki dün gibi hatırlıyorum. Şimdi “Ne alaka James Bond?” ile diyeceksiniz. Cihangir Abi’m tam bir Bond delisi idi. Bütün serileri yemiş yutmuş, VHS kaset olarak koleksiyonunu yapmıştı. Hiç unutmam Bond’un o eşsiz müziğini bir kasetin iki yanına üşenmeden çekmiş, aynı şarkıyı araba ile giderken saatlerce bana dinletmişti. Quantum of Solace’ı oynarken aklıma bunlar geldi ve benim yüreğimde gerçek Bond olarak yer eden Cihangir Abi’me bu yazının girişini ithaf etmek istedim.

    [​IMG]


    Casino Royal’den başlayalım

    Bu yazıyı yazarken film gösterime girmediği için, filmi henüz izleyemedim. Fakat oyunun ismi Quantum of Solace olmasına rağmen yapımcılar, oyundaki toplam 15 bölümün sadece beşinin film ile alakalı olduğunu söyleyerek şaşırtıcı bir açıklama yaptılar. Film ile eş bir senaryo olmaması aslına bakarsanız gayet iyi olmuş çünkü hikayenin tamamen bir olması alınacak zevki ciddi ölçüde düşürebilirdi. Oyun Casino Royal’in bittiği yerden başlıyor. Bond, Mr. White’tan (Bizin Mr. White değil.) intikamını almak için görevinin peşine düşüyor. Bundan sonra da kontrolü elimize alıyoruz.

    Quantum of Solace “ateş et, ilerle, ateş et ve hiç düşünmeden ilerle” tarzında olan, FPS ve TPS’nin iç içe olduğu bir aksiyon oyunu. Bunun dışında etrafta bulunan çoğu eşyayı siper alarak ateş edebilmemiz ise bariz şekilde Gears of War ve Uncharted: Drake’s Fortune’u hatırlatıyor. Siper almışken, düşman atışının bitmesini ve uygun fırsatı bulunca kafamızı kaldırıp onları vurmaya çalışıyoruz.

    Etrafımız bu türdeki çoğu oyunda olduğu gibi pek sarılmıyor; bu konuda yapay zeka biraz kötü, o yüzden siperler arasında hızla hareket etmenin pek bir önemi kalmıyor. Fakat karşınızda çok düşman birikmişse silahınızı kaldırarak, körlemesine ateş açabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra CoD4’teki gibi sağ tuşa basarak daha iyi nişan alabiliyoruz ama bu, görüş açımızı daraltıyor. Oyundaki çok güzel özelliklerden biri de düşmanın çok yakınına geldiğinizde yakın dövüşe geçebilmeniz. Tek yapmanız gereken rakibin vücudunda beliren bölüme fare ile basmak, gerisini Bond kendiliğinden hallediyor.

    Her yer toz duman

    Grafikler gerçekten çok iyi hazırlanmış. CoD4’ün grafik motorunun kullanılması bu oyunu kurtarmış resmen. Daniel Craig’in o hiç gülmeyen suratını oyuna eklemenin çok zor olacağını sanmıyorum ama ben ilk defa bir aktörün oyuna bu kadar iyi yansıtıldığını gördüm. Her bölümde hareketli çatışmaların olduğu noktalar ise iyi seçilmiş. Genelde etrafta kırılan, dökülen şişe, vazo, cam gibi birçok detay oluyor ve siz çatışmaya girdiğinizde hepsi bundan etkileniyor. Oyundaki çok az nokta gizlilik gerektiren cinsten o yüzden benim oynadığım büyük bir bölümü önüne geleni vur şeklinde geçti. Silah konusunda bir sıkıntımız olmadığı için sadece çatışmadan ibaret bir oyunda monotonluk uzak tutulabilmiş. Toplam yirmi iki adet silah bulunmakta, bunlar kısaca; tabanca (Susturucu takılabiliyor.), sniper tüfeği, çeşitli tüfekler (Dürbün takılabiliyor.), flaş / patlayıcı el bombaları gibi çeşitlere ayrılıyor.

    Film uyarlaması bir oyun olmasına rağmen QoS’un multiplayer mod yelpazesi tatmin edici düzeyde. Bu modlar Bond Versus, Golden Gun ve Bond Evasion olarak üçe ayrılıyor. Bond Versus’ta amaç Bond’un kurulu üç bombadan ikisini etkisiz hale getirmesi ya da altı adet organizasyon elemanını öldürmesi. Golden Gun ise bildiğiniz herkes birbirine cümbüş mantığı ile ilk yüz puana ulaşanın haritayı kazandığı oyun şekli. Golden Gun ile yapılan sayılar altı puan yerine geçiyor. Bond Evasion’da ise takımlar Organizasyon ve MI6 olarak ikiye ayrılıyor. MI6’da bir kişi Bond oluyor ve diğerleri yardımcıları konumunda Bond’u çıkış noktasına ulaştırmaya çalışıyor.

    Oyununu oynadıktan sonra sanırım filmine de garanti gideceğim (Not: MI6’nın amblemine dikkat ettiniz mi bilmem ama orada da “Her Şeyi Gören Göz” bulunmakta).

    Yapay zekanın çok büyük rakip oluşturmaması insanı rahatsız ediyor çünkü oyun bir noktadan sonra hiç ölmeden ilerleyip, adam dövdüğünüz bir hal alıyor. Buna rağmen bu oyunu denemekte yarar var.
     


Yükleniyor...