Peygamberimizin En Sevdiği İsimler

'Dini Bilgiler' forumunda Yasemin tarafından 9 Kas 2013 tarihinde açılan konu

  1. Peygamber Efendimizin sevdiği ve sevmediği isimler hadislerle birlikte anlatılıyor:

    Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdu ki:

    Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın

    Ebu Vehb el-Cüşemî (radıyallahu anh) anlatıyor:

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Peygamberlerin isimleriyle isimlenin. Allahın çok sevdiği isimler Abdullah, Abdurrâhmandır. En sâdık olanları da Hâris ve Hemmâm isimleridir. En çirkinleri de Harb ve Mürre isimleridir..

    Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Allah katında en düşük (ahna) isim Melikül-emlâk (mülklerin mâliki) ismidir. Allahtan başka Mâlik yoktur.

    Süfyân merhum dedi ki: Şâhân Şâh bunun örneğidir. Ahmed İbnu Hanbel merhûm dedi ki: “Ebu Amr merhuma, ahnane demek diye sordum, bana “en düşük diye cevap verdi.

    Müslimin bir diğer rivayetinde şöyle buyrulmuştur: Kıyamet günü, Allahın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikül-emlâk (Şehinşâh) olan kimsedir. Allahtan başka Mâlik yoktur. (Adâb 21)

    Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Yala, Bereket, Eflah, Yesâr, Nâfi ve benzeri isimlerin kullanılmasını yasaklamayı arzu etmişti. Sonra onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm. Sonra da yasaklamadan vefat etti.

    Ebu Dâvudun rivayetinde şu ziyade mevcuttur: Zira kişi “Bereket burada mı? diye sorar da hayır yok! diye cevap verirler.

    Hz. Ömer (radıyallahu anh)in azadlı kölesi Eslem anlatıyor: Hz. Ömer (radıyallahu anh), bir oğlunu Ebu İsa künyesini kullandığı için dövdü. Öte yandan Muğîre İbnu Şube (radıyallahu anh), Ebu İsa künyesini kullanıyordu.

    Hz. Ömer (radıyallahu anh) ona “Ebu Abdillah künyesini kullanman sana yetmez mi? dedi. Muğîre: Bana Ebu İsa künyesini takan Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)dir cevabını verince, Hz. Ömer: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)in geçmiş gelecek bütün günahları affedilmiştir. Biz ise bundan böyle sıkıntıdayız dedi. Ölünceye kadar Muğireyi “Ebu Abdillah diye künyeledi

    Yahya İbnu Saîd (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bol sütlü bir deve hakkında: “Bunu kim sağacak? diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) “İsmin ne? dedi.

    Adam: “Mürre (acı)! deyince, ona: “Otur! dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) tekrar “Bunu kim sağıverecek? diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ona da: “ismin nedir? diye sordu. Adam: “Harb! diye cevap verdi. Ona da “Otur dedi.

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Bu deveyi kim bize sağıverecek? diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu. “Yaîş (yaşıyor!) cevabını alınca ona: “Sen sağ diyerek müsaade etti.

    Hz. Peygamber'in isim koyduğu kimseler: Sehl İbnu Sad es-Sâidi (radıyallahu anh) buyurdu ki: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Fâtıma (radıyallahu anhâ) annemizin evine uğramıştı

    Hz. Ali (radıyallahu anh)yi evde bulamayınca: “Amca oğlun nerede? diye sordu. Fatıma (radıyallahu anhâ): “Aramızda bir şekerlenme oldu. Bunun üzerine bana kızdı ve çekip gitti dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) birine: “Hele bir arayıver nereye gitmiş diye emretti.

    Sehl der ki: Hz. Ali (radıyallahu anh)nin en çok sevdiği ismi bu isimdi.

    Esmâ Bintu Ebî Bekr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Mekkede Abdullah İbnu Zübeyr (radıyallahu anh)e hâmile kalmıştım. Doğum yaklaşmıştı ki, Mekkeyi terkettim ve Medineye geldim, Kubaya indim. Abdullahı orada dünyaya getirdim.

    Doğunca, bebeği alıp Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)a götürdüm, kucağına bıraktım. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir hurma istedi, ağzında çiğneyerek ezdikten sonra, tükrüğünden çocuğun ağzına bıraktı.

    Abdullahın midesine ilk inen şey Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)ın mübarek tükrükleri idi. Sonra (yumuşattığı o) hurma ile çocuğun damağını oğdu, hakkında bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi.

    Müslüman aileden ilk doğan çocuk bu idi. (Medinede bütün Müslümanlar) onun doğumuna çok sevindiler. Çünkü “Yahudiler size sihir yaptılar, asla doğum yapamayacaksınız diye bir şayia çıkarılmıştı.

    Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Abdullah İbnu Ebi Talhayı doğduğu zaman Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)a götürdüm. Bebek bir bez içerisinde idi. Vardığımızda Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) devesine katran sürüyordu. “Beraberinde hurma da getirdin mi? diye sordu.

    “Evet dedim ve birkaç tane hurma verdim. Onları ağzında çiğnedi, sonra çocuğun ağzını açtı. Ağzına tükrüğü püskürttü. Bebek, yalamaya başladı.
    Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) “Ensarın hurma sevgisine bakın (doğar doğmaz başlıyor) diye latife etti ve çocuğu Abdullah diye isimledi.

    Hz. Aişe (radıyallahu anhâ): “Ey Allahın Rasûlü, dedim, arkadaşlarımdan her birisinin bir künyesi var, (benim yok). Dedi ki: “Oğlum Abdullah İbnu Zübeyr ile künyelen. Aişe, “Ümmü Abdillah (Abdullahın annesi) diye künye almıştı
    Rezîn merhum: “Teyze anne gibidir ilavesini kaydetmiştir.

    Hz. Peygamber'in değiştirdiği isimler: Hz. Aişe (radıyallahu anhâ):

    “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) çirkin isimleri değiştirirdi buyurmuştur.
    Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Zeyneb Bintu Ebî Selemenin ismi Berre idi. “Nefsini tezkiye ediyor denildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) onu Zeyneb diye isimlendirdi.

    İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: “Cüveyriye Bintul-Hârisin ismi Berre idi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) “Berrenin yanından çıktı denmesini sevmiyordu.

    Şureyh İbnu Hâni, (radıyallahu anh) babasından naklediyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), kavmimin beni Ebul-Hakem diye künyelediklerini işitmişti.

    Beni çağırtarak: Hakem olan Allahtır, hüküm de Onadır, öyle ise, sen nasıl Ebul-Hakem künyesini taşırsın? dedi. Ben açıkladım:Kavmim bir meselede anlaşmazlığa düşünce bana gelirler, ben hükme bağlarım. Her iki taraf da verdiğim hükme râzı olurlar. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):

    Bu ne güzel şey? buyurdu ve “Çocuklarından neler var? diye sordu. Ben: “Şüreyh, Müslim, Abdullah var dedim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): “En büyüğü hangisi? dedi. “Şüreyh dedim. “Öyleyse, buyurdu, sen Ebu Şüreyhsin

    Said İbnul-Müseyyeb babası vasıtasıyla dedesinden naklediyor: Dedem, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)a uğramıştı. İsmin ne? diye sordu. “Hazn (sert yer) diye cevap verdi.