Öznel ve Nesnel Hakkında Bilgi

'Hakkında bilgi' forumunda Merve tarafından 21 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu


  1. Öznel ve Nesnel Hakkında Bilgi

    Toplumsal gelişmenin birbiriyle bağımlı iki koşulu.

    Öznel ve nesnel etmenlerin bağımlılığı, eytişimsel ve tarihsel özdekçi felsefenin en önemli bulgularından biridir. Öznel’le nesnel arasındaki ilişki, usla özdek ya da bilinçle doğa arasındaki ilişkinin özel bir görünümüdür. İnsanın varlaşmasından önce tarih nesnel bir süreç izlemiştir. Bu insansız evrede ne olduysa kendiliğinden olmuştur. ama insanın varlaşmasıyla insansal bilinç de nu nesnel sürece katılmış ve onunla eytişimsel bir etkileşime başlamıştır. bundan ötürüdür ki toplumsal-tarihsel yasalarda, doğasal-tarihsel yasalardan farklı olarak, nesnelliğin yanında öznel bir yan da vardır. toplumsal yasalar, son çözümlemede, insan etkinlikleriyle oluşmuşlardır. Ama gene de bu yasalar, insanların bilincinden ve iradesinden bağımsız olarak ortaya çıkmışlardır. Çünkü insanların bilinçli ve önceden tasarlanmış eylemlerinin sonucu değildirler. İnsanlar şu ya da bu aleti geliştirirken, bir topraktan bambaşka bir toprağa göçerken, birbirleriyle şöyle ya da böyle yardımlaşırken (ya da çatışırken N.) bu eylemlerinin zorunlu olarak varacağı toplumsal sonuçları düşünmemişlerdir; yapmak istedikleri sadece günlük işlerini kolaylaştırmak, kendilerine yarar ve çıkar sağlamaktır. Bundan başka yeni kuşaklar, uzun bir tarih sürecinde kendilerinden önceki kuşaklarca yavaş yavaş hazırlanmış bir ortamda gözlerini açmışlardır; bulduklarına uymak ve bulduklarıyla yaşamak zorundadırlar. Bundan ötürüdür ki onların çevrelerindeki toplumsal süreç de, tıpkı doğal süreç gibi, bilinç ve iradelerinden bağımsızdır. ‘’İnsanlar, varlıklarının toplumsal üretiminde, zorunlu, kendi bilinç ve iradelerinden bağımsız, belirli ilişkiler kurarlar. Bu üretim ilişkileri, onlarım maddi üretici güçlerinin belirli bir aşamasına uygun düşer’’. Ne var ki insanlar, bilinç ve iradelerinden bağımsız olan bu ilişkiler içinde yaşarken belli düşünceler, istekler ve amaçlar edinirler. Bu düşünceler, istekler ve amaçlar giderek öznel olmaktan çıkarlar ve insanların eylemlerinde dile gelmeye başlarlar. Eylemlerde dile gelmeye başlayan düşünceler ve amaçlar zamanla yaygınlaşır ve güçlenir. Tarihsel ve toplumsal gelişmeyi sağlayan tüm toplumsal ilişkiler, üretim düzeyi, doğa koşulları ‘nesnel etmenler’dir. İnsanların bizzat kendileri, istekleri, amaçları, örgütleriyse öznel etmenler’dir. Öznel etmenlerle nesnel etmenler birbirlerine sıkıca bağlıdırlar ve eytişimsel bir ilişki içindedirler. Öznel etmenler tarihte ancak gerekli nesnel etmenlerin hazır bulunduğu bir zamanda rol oynayabilirler, buna karşı nesnel etmenler de ancak öznel etmenlerin işlemesiyle meydana çıkabilirler.

    Kabaca örneklemek gerekirse tarihte bir Napolyon (öznel etmen) ancak belli tarihsel ve toplumsal koşulların (nesnel etmen) hazır bulunmasıyla meydana çıkabilir, ama o tarihsel ve toplumsal koşulları (nesnel etmen) bilinçli ya da bilinçsiz olarak insanlar (öznel etmen) hazırlarlar; ne var ki insanlar bu hazırlığı keyiflerine göre değil, tarihsel ve toplumsal nesnel yasaların belirlediği doğrultuda yapmak zorundadırlar. Demek ki nesnel olanla öznel olanın ilişkisinde temel ve belirleyici olan nesnel olandır (zorunluluktur N.), ama nesnel olanın belirleyebilmesi için de öznel olanın varlığı gerekir. İnsan, nesnel yasalara bağlı bulunan eylemine öznel amaçlar katar. Doğa yasaları ‘kendiliğinden’ işler, toplum yasalarıysa kendiliğinden işlemez. Toplum yasalarını ortaya çıkarabilmek ve işletebilmek için ‘öznel bir mekanizma’ gereklidir. Doğa yasalarıyla toplum yasaları arasındaki büyük ayrım da buradadır. Çünkü insanlı doğada, bilinç artık, nesnel tarih sürecine katılmış bulunmaktadır ve özdeksel üretimin nesnel etmeni insanın bilinçli faaliyetinden oluşmuştur. Demek ki insanlı doğada, insansız doğadan farklı olarak, nesnel etmenin oluşumunda da insanın öznel etkinliği işe karışmıştır.

    Özetle, insanlı doğanın tüm toplumsal olaylarını insan düşüncesi ve istekleri yönlendirir, ama bu insan düşüncesi ve istekleri de insanın doğduğu anda var olarak bulduğu nesnel ortamın ürünü ve zorunlu sonucudur. Demek ki tüm toplumsal olayları yönlendiren insan düşüncesi ve istekleri kendiliğinden ya da insanların keyiflerine göre oluşmuş değildir, var bulunan nesnel koşulların zorunlu sonucu olarak oluşmuştur; belli bir devrimi gerçekleştirmek ya da belli bir aleti icat etmek için de belli koşulların zorunlu olarak oluşturduğu belli düşünceler ve istekler gereklidir.

    Toparlayalım: bir devrim ya da bir icat kendiliğinden olmaz, insan etkinliği (öznel etmen) gereklidir; ama bu insan etkinliğinin gerçekleşmesi de kendiliğinden olmaz, belli tarihsel ve toplumsal koşullar (nesnel etmen) gereklidir. İşte, öznelle nesnelin sıkı ilişkisi ve bağımlılığı buradadır.
     


Yükleniyor...