okuma yazma ateş yakmak demektir açıklaması

'Sorun Cevaplayalım' forumunda Aderito tarafından 5 Aralık 2012 tarihinde açılan konu


  1. okumayı yazmayı ateş yakmak demektir hecelenen her bir heceden bir kıvılcım çıkar açıklaması

    Cevap: okuma yazma ateş yakmak demektir açıklaması

    Bazı insanlarımız , trafikte kendisinden başka araba kullanmasını bilen olmadığını zanneder.
    Arabadaki kül tablasını kirletmek istemedikleri için sigaralarını dışarı atarlar.
    Bazılarımız orman yangını bir defa çıktıysa artık bir daha çıkmaz zannediyorlar.
    En büyük yangınımız 1995 yılında Girne Dağlarımızı kül etmişti.
    Kaçımız hatırlar acaba?
    Ben çok iyi hatırlıyorum.
    Almanyada olmama rağmen telefonda dakika dakika takip etmiştim.
    Çam kozalaklarının el bombası gibi fırladıklarını, alevlerin rüzgar ile ağaçtan ağaca ulaştığını öğrendikçe benim de içim yandı, eridi.
    Zarar çok büyüktü. Evler, evcil ve yabani hayvanlar, ne varsa yanmıştı.
    Birşey yapmak istiyordum ama elim kolum bağlı gibiydi.
    Aklma bir anda Almanyada maddi yardım toplamak geldi.
    Bir yardım hesabı açmam için büyük bürokratik engeller vardı.
    Aylarca sürebilirdi.
    Çare ararken, oturduğum köyün kilisesinin çanları çalmaya başlamıştı.
    Kafamın içinde bir ışık yandı.
    Hemen Kiliseye giderek papazı buldum.
    “Memleketim yanıyor, yardım toplamam için bana yardım edermisiniz dedim.
    Beni dinledikten sonra, “Kilisenin hesabını kullabiliriz. Kiliseye gelen bağışlar vergiden muaf olduğu için bir sorun olmazdedi.
    Alman gazetelerini, Avrupada çıkan Türkçe gazeteleri,
    bölgemdeki Fuarları, herkesi ayağa kaldırdım.
    Mesaj çekmediğim, yardım istemediğim yer kalmamıştı Almanyada.
    Küllerden, daha duman çıkarken Kilisenin hesabına bağışlar gelmeye başlamıştı.
    Minik öğrencilerimden bir tanesinin cep harçlığından bana 10 Mark vererek “al bunu da yanan hayvanlara merhem alırsın demesi gözlerimi doldurmuştu.
    Bir uçak şirketinden Kıbrısa gidiş dönüş uçak biletini bağış olarak aldım ve fuarlarda üç mark tanesi piyango karşılığı çekilişe koydum.

    On gün kadar kısa bir süre içinde 25.000 küsür Mark ( yirmibeş bin Mark) bağış olarak Kilisenin hesabına yatmıştı.
    Papazı yanıma aldım ve Kıbrısa gelerek toplanan parayı Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa takdim ettim. Kulağıma bir espri de fısıldamıştı Denktaş “ Bir Papazdan gurtuldum bana başka Papaz mı getirdin? Ama bu Papaz galiba iyidir ..
    Denktaş kendisine verdiğimiz isim listesinde olan yardımsever herkese birer birer teşekkür mektubu yazmayı ihmal etmedi.
    Bu para ile binlerce ağaç alınıp bir koruluk oluşturulmuştu diye haber aldım.
    O ormana yıllar sonra da alakası olmayan bir kişinin adı verilmişti.
    Bu yangından sonra herkes ve ONLAR artık yangın çıkmaz düşüncesi ile hiçbir tedbir almaksızın devam etti yaşamına.
    Unutuldu o koca felaket.
    Çok geçmedi, Bellapais üzerinde bir yangın çıktı ve o balık hafızalı yetkililer sanki ilk defa yangın çıkmış, başı kesik tavuk gibi koşmaya başladılar.
    Hiçbir ders almamışlar geçmişten.
    Yangın esnasında canlı yayında Hasan Hastürer telefon ile beni arayarak hem 1995teki yangını konuştu hemde o günkü yangın hakkındaki görüşlerimi aldı.
    Bir yangın helikopterinin muhakkak alınması gerektiğini söyledim de söyledim.
    Yetkililer bir anda yangın uzmanı gibi attılar tuttlar. Biri helikopter diğeri uçak alacağız dedi.
    Yangın sönünce beyinlerindeki motorlar da söndü.
    Eh artık yangın yoksa tehlike de yok.
    Derken 2 gün önce ortalık tutuştu. Türkiyede bizim için hazır olan bir yangın helikopteri varmış.
    Hemen aradılar!
    Cevap olumsuz. Mersin bölgesindeki çıkan büyük yangınlardan dolayı bize gönderemediler. Yani helikopter hem vardı hem yoktu.
    İyiki İngiliz Üslerinden veya Barış Gücünden iki helikopter müsaitti ki yetiştiler imdadımıza.
    Bölgede yanacak birşey kalmayınca da ateş yakma yasağı konmuş.
    Şimdi soruyorum.
    Büyüklere değil ha!
    Okuma yazmayı yeni öğrenmiş 6-7 yaşındaki çocuklara soruyorum!!
    Çocuklaaar, ülkemize bir yangın söndürme helikopteri alınmalı acaba?
    Çocuklar kesin “ alınmalı diye cevap verecekler. Çünkü onların çalışan kafaları var ve geleceklerini düşünmesini biliyorlar

    Doç. Turgay HİLMİ