Namık Kemal Çalışma Hayatı ve Edebi Hayatı Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 14 Nisan 2012 tarihinde açılan konu



  1. Namık Kemal


    Doğum 21 Aralık 1840/Tekirdağ
    Ölümü 2 Aralık 1888/Sakız Adası
    Meslek Gazeteci, devlet adamı, şair
    Namık Kemal; Türk milliyetçiliğinin fikirbabalarından, Genç Osmanlı hareketi mensubu yazar, gazeteci, devlet adamı ve şairdir .21 Aralık 1840'ta Tekirdağ'da doğdu. “Vatan Şairi” ve “Hürriyet Şairi” olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra eleştiri, biyografi, tiyatro, roman, târih ve makale türlerinde eserler verdi. Türk Edebiyatının ilk edebi romanı olan "İntibah" ve batılı anlamda Türk Edebiyatının sahnelenen ilk tiyatro eseri olan "Vatan Yahut Silistre" eserleriyle tanındı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü eserleri ve fikirleriyle etkiledi. Fikirlerinden ötürü ömrünün bir kısmı sürgünlerde geçti. Bolayır’da gömülme arzusunu Padişah II. Abdülhamit’e iletilince cenazesi Gelibolu’ya nakledildi. Bolayır’da Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırdı. Türbenin planını Tevfik Fikret çizdi.

    AİLE VE EĞİTİM HAYATI
    Namık Kemal 21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ’da doğdu. Babası Mustafa Asım Bey, annesi Arnavut asıllı olan Fatma Zehra Hanım’dır. İsmi aslında Mehmet Kemal olup, bu ismi ona evlerinin civarında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi vermiştir. Çocukluğunu annesinin babası, Tekirdağ sancağında vali yardımcılığı yapan Abdülatif Paşa’nın yanında geçirdi. Mehmet Kemal, dedesi Abdülatif Paşa Afyonkarahisara tayin edilince ailecek oraya taşındı. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım Afyon’da vefat etti. Dedesinin çeşitli şehirlerde görev yapması nedeniyle düzenli eğitim alamadı.Bunun yerine özel dersler aldı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesi Afyon’daki görevini ifa ettikten sonra ailesiyle İstanbul’a geldi. Mehmet Kemal, İstanbul’da 3 ay Bayezid Rüştiyesi’nde ve sonrasında 9 ay Valide Mektebi’nde eğitim aldı. Dedesinin Kars’a mutasarrıf olarak tayin edilmesinden ötürü 1,5 yıl kadar Kars’ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendi'den divan edebiyatını talim etti. Kars’taki görevi sona eren dedesi ile 1854’te İstanbul’a döndü. Kars’ta yaşamış olduğu hayatı ileride yazacağı tiyatro eserlerine ilham vermiştir. 1855’te babasının Bulgaristan Filibe’ye mal müdürü, dedesinin Sofya’ya kaymakam olarak atanmasından ötürü Sofya'ya gitti. Sofya’da evlerine ziyarete gelen dedesinin arkadaşı şair Binbaşı Eşref Bey’in Mehmet Kemal’in şiirlerini dinledikten sonra O’na “yazıcı” manasına gelen Namık ismini vermiştir.Bu hadiseden sonra Namık Kemal olarak anılmaya başlanmıştır. Sofya’da komşuları olan Niş Kadısı Mustafa Ragıp Efendi’nin kızı Nesime Hanım ile evlendi ve bu evlilikten Feride,Ulviye ve Ali Ekrem adında üç çocuğu doğdu.

    ÇALIŞMA VE EDEBİ HAYATI
    1857’de İstanbul’a döndü ve Bab-ı Ali Tercüme Odası'nda stajyer olarak başladı. 1859’da dedesini kaybetti. 1859’da Gümrük Kalemi’nde çalışmaya başladı.İstanbul’a geldiğinden kısa süre sonra şairler arasında meşhur olmuştu. O sıralar Batı edebiyatı ile alakası yoktu. İstanbul’da divan edebiyatı geleneğinden şairlerle tanıştı. Arap ve Fars edebiyatlarını öğrenmeye çalıştı. Şair Leskofçalı Galip Bey ile yakın dostluk kurdu. Bu şairin başkanlığında kurulan Encümen-i Şuara ismindeki şairler topluluğuna katıldı. 1863’ten itibaren dört yıl tekrar Tercüme Odası’nda görev aldı. Tercüme Oda’sındaki görevi nedeniyle Batıyı bilenlerle tanıştı ve alakasını batıya çevirdi. Türk Edebiyat’ında Batılılaşmanın öncülerinden Şinasi ile tanışması sanat ve hayat görüşü değiştirdi. Batı edebiyatını öğrenmeye başladı ve nesire yöneldi. Tercüme odasının bir kâtibinden Fransızca dersleri aldı. Tasvir-i Efkar’da fıkra ve tercüme yazılar kaleme aldı. 1865 yılında Şinasi Tasvir-i Efkar Gazetesi’ni Namık Kemale bırakınca, tek başına gazeteyi çıkardı. Aynı dönemde Yeni Osmanlılar adlı gizli derneğin kurucuları arasına girdi. Namık Kemal gazetesinde, bu görüşler çerçevesinde ve hükümet aleyhine şiddetli yazılar yayınladı. “Şark Meselesi” üzerine yazdığı bir yazı, gazetenin 1867’de kapatılmasına, kendisinin Erzurum’a vali muavini olarak atanmasına sebep oldu.

    Namık Kemal, gönderildiği Erzurum’a gitmedi ve Ziya Paşa ile birlikte Paris’e kaçtı. O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu Mustafa Fazıl Paşa himayesine almıştı. M. Fazıl Paşa’nın desteğiyle Londra’da "Muhbir" adında bir gazete çıkardılar fakat Namık Kemal, Ali Suavi’yle yaşadığı sıkıntılar yüzünden Namık Kemal Muhbir'den ayrıldı. Sultan Abdülaziz Paris’e gelince Fransız hükümeti Genç Osmanlılar’ı ülkeyi terk etmeye davet etti. Namık Kemal, bir kısım arkadaşlarıyla birlikte Londra’ya gitti ve orada "Hürriyet Gazetesi"’ni çıkardılar. Bu arada Mustafa Fazıl Paşa, Paris’e gelen Abdülaziz’le ilişkilerini düzeltti ve Sultanla birlikte İstanbul’a döndü. M.Fazıl Paşa desteğini vereceğini iddia etse de sonraları bu fikrinden vazgeçti ve gazeteyi kapatmalarını istedi. Bunun üzerine Namık Kemal ile Ziya Paşa gazeteyi kendi imkânlarıyla çıkardılar fakat bir süre sonra arkadaşları ile arası bozulan Namık Kemal bu işten vazgeçip ve 1870’te Sadrazam Âli Paşa ile barışıp yurda döndü.

    Siyasetten uzak durup, yazı yazmamak şartıyla affedilen Namık Kemal, İstanbul’a döndükten sonra "Diyojen" adlı mizah dergisinde imzasız yazılar yazdı. Sadrazam Ali Paşa öldükten sonra 1872’de "İbret Gazetesi'"’ni çıkardı. Gazete sık sık kapatıldı ve sonunda sadrazam Mahmut Nedim Paşa’yı eleştiren yazılar yüzünden Namık Kemal, Gelibolu’ya mutasarrıf olarak sürgün edildi. Gazi Süleyman Paşa'nın Bolayır’daki kabrini ziyaret etti. Ebüzziya Tevfik Bey'e burada gömülmeyi vasiyet etti. Namık Kemal, bir yandan da "İbret Gazetesi"’ne ve Ebuzziya’nın çıkardığı "Hadika" Gazetesine yazı gönderiyordu. Gelibolu’da kuduz salgınını önlemek için köpekleri şehirden çıkartması bahane edilerek Gelibolu mutasarrıflığı görevinden alındı.

    1872’nin son günlerinde Gelibolu’dan İstanbul’a döndü, “İbret”’in başına geçti. Kısa süre sonra bir makalesi nedeniyle gazetesi tekrar kapatılınca tiyatroyla ilgilenmeye başladı. Meşhur Vatan yahut Silistre oyunu, 1 Nisan 1873 gecesi İstanbul’da Güllü Agop’un tiyatrosunda sahnelendi. Oyunun sahnelenmesi halkı galeyana getirdi ve olayların çıkmasına neden oldu. Namık Kemal Mağusa’ya sürüldü.Mağusa sürgünü 2 yıl 2 ay sürdü.Sürgün dönüşü İstanbul’da bir kahraman gibi karşılandı. Osmanlı tahtına yeni çıkan II. Abdülhamit, Osmanlı Anayasası’sı için bir komisyon oluşturdu. Namık Kemal, de komisyonun bir üyesi oldu. Ancak Namık Kemal, padişahın aleyhinde bir tehdit beyiti mecliste okuyunca mahkemede yargılandı. Namık Kemal, asayişi bozduğu gerekçesiyle 6 ay hapis cezasına çarptırıldıysa da sonradan beraat etti. Girit Adası’na ikamete zorunlu kılındı. Kendi isteğiyle ikameti Midilli Adası’na çevrildi. 2.5 yıl sonra Midilli mutasarrıfı olarak görevlendirildi.

    "Vaveyla", "Murabba", "Vatan Mersiyesi" gibi şiirlerini burada yazdı. Magosa’da yazmaya başladığı Celaleddin Harzemşah adlı eserini tamamladı. Namık Kemal 1884’te Rodos mutasarrıfı oldu. İngiliz ve Yunanların şikayeti üzerine 1887’de Rodos’taki görevi sona erdi. Sakız Adası mutasarrıfı oldu.Sakız Adası’nın kuru havası nedeniyle hasta olan Namık Kemal, 2 Aralık 1888 günü vefat etti. Arkadaşı Ebüziyya Tevfik, şairin Bolayır’da gömülme vasiyetini II. Abdülhamit’e iletince Bolayır’da Şehzade Gazi Süleyman Paşa’nın türbesinin yanına gömüldü