Montrö boğazlar sözleşmesi neden imzalandı

'Tarih Bölümü' forumunda MeriH tarafından 15 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. Montrö Boğazlar Antlaşması hangi tarihte imzalandı?

    Montrö Boğazlar Sözleşmesi 20 Temmuz 1936 tarihinde imzalanmıştır..

    Birinci Dünya Savaş’ından sonra hızla çökme sürecine giren Osmanlı İmparatorluğu’ndan 1923 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti doğdu. Cumhuriyet kurulduğunda sayısız problemlerle uğraşmak zorunda kaldı. Halk fakir, devlet okulsuz, yolsuz, fabrikasızdı. Devletimizin milli hakları üzerinde de diğer güçlü devletlerin tahakkümları bulunuyordu. Örneğin bunlardan biriside devletimize ait olduğu halde, yabancıların kontrolünde bulunan boğazlarımızdı. Boğazlar uluslararası bir komisyon karafından kontrol ediliyor, bizim hiç bir şekilde müdahele şansımız olmuyordu. Bu sorunu hiçbir zaman unutmayan Genç Cumhuriyet, sorunu çözmek için uygun bir zamanın gelmesini bekledi ve bu zamanda sonunda geldi. 1930’ların sonlarına doğru dünya hızla 2. Dünya Savaşı’na doğru giderken, boğazların güvenliği her zamankinden daha fazla önem kazanmaya başladı. Bu konuyu gündeme getirip, boğazlar sorununu halletmek isteyen Türkiye Cumhuriyeti, sonunda istediğini alıp, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni imzalamıştır.

    Türkiye, Lozan Antlaşması’yla (1923) birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesinin getirdiği kısıtlamalardan dolayı daima kaygı içinde bulunmuştur. Sözleşmenin imzalandığı tarihlerde güncelliğini koruyan silahsızlanma ümitlerine güvenen Türkiye’nin, silahlanma yarışının tekrar başlamasıyla duyduğu huzursuzluk giderek artmıştır.

    Türkiye, duyduğu bu huzursuzluğu ve boğazların statüsünde değişiklik yapılması yolundaki teklifini konu ile ilgili imzacı devletlere duyurduğunda, farklı kutuplarda yer almaya başlayan bu devletlerin hemen hepsinden ortak bir anlayış görmüştür. İngiliz Dışişleri Bakanlığının 23 Temmuz 1936 tarihli bir muhtırasında konu hakkında şu görüşlere yer verilmiştir: “Türkiye’nin Boğazlar Sözleşmesi’nin değiştirilmesi ile ilgili isteği haklı kabul edilmektedir.”

    Boğazların statüsü ve gemilerin geçiş rejimi ile her zaman yakından ilgilenen İngiltere’nin Türkiye’yi desteklemesine paralel olarak Balkan Antantı Daimi Konseyi’nin 4 Mayıs 1936’da Belgrat’ta yaptığı toplantıda, Türkiye’nin teklifini destekleme kararı alınmıştır. Türkiye’nin girişimi Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin diğer akitleri tarafından da kabul edilince, boğazların rejimini değiştirecek olan konferans, 22 Haziran 1936’da İsviçre’nin Montreux kentinde toplanmıştır.

    İki ay süren toplantılardan sonra, 20 Temmuz 1936’da imzalanan yeni Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin kısıtlanmış hakları iade edilmiş ve boğazlar bölgesinin egemenliği Türkiye’ye geçmiştir. Türkiye daha önce Sovyet Rusya ile yaptığı anlaşma uyarınca (saldırmazlık antlaşması) Sovyet Rusya’nın da desteği ile bu sözleşme yapılmıştır.

    Tamamı yirmi dokuz madde, üç ek protokolden meydana gelen sözleşmeye göre:

    Boğazlardan serbest geçiş esası kabul ediliyordu. Ancak ticaret ve savaş gemilerinin Boğazlardan geçişi, barış ve savaş hâline göre, ayrı statüye bağlanıyordu. Savaş durumu da Türkiye’nin girdiği, girmediği ve savaş tehlikesi olma durumlarında uygulanacak esaslara ayrılıyordu.

    Boğazların askerî kontrolü ve savunma tedbirleri tamâmen Türkiye’ye aitti.

    Boğazlardan geçişi denetleyen Milletlerarası Boğazlar Komisyonu kaldırıldı.

    Bu ana maddelerle Türkiye’nin boğazlar üzerindeki genel hâkimiyeti sağlandı. Diğer maddelerin bazıları ise;

    Barış zamanında:

    Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin ticaret gemileri serbestçe geçerler. Savaş gemileri 8-15 gün önceden haber verilmek ve bir arada dokuz gemiyi ve belli tonajı aşmamak üzere geçebilir. Denizaltılar, uçak gemileri ve 10.000 tondan büyük savaş gemileri hiç geçemez. Sözleşmeye uygun şekilde geçen savaş gemileri Karadeniz’de yirmi bir günden fazla kalamaz.

    Karadeniz’de kıyısı bulunan devletlerin ticâret gemileri serbestçe geçerler. Savaş gemileri geçmeden sekiz gün önce Türkiye’ye haber verecekler, bir arada geçen gemilerin tonajı 15.000’den fazla olmayacaktır. Karadeniz’de kalışları için belli bir süre yoktur.

    Savaş zamanında:

    Türkiye savaşan ülke ise ya da kendisini yakın bir savaş tehdidinde görüyorsa; ticari gemilerin geçişini engelleyemese de, geçişlere bazı kısıtlamalar getirebilmek hakkına sahiptir.

    Türkiye tarafsızsa; ticaret gemileri serbestçe geçmesine rağmen savaşan tarafların savaş gemileri geçemez.

    Savaş tehlikesinin çok olduğu zamanlarda ticaret gemileri barış zamanı kurallarına göre sadece gündüzleri geçebilecektir.

    sözleşmenin süresi yirmi yıl olacaktı. Bu sürenin bitiminden iki yıl önce taraflardan hiçbiri sözleşmenin feshini istemezse, böyle bir istekten iki yıl sonraya kadar yürürlükte kalacaktı.