Mimar Kemaleddin Bey Hayatı Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 21 Nisan 2012 tarihinde açılan konu



  1. Mimar Kemaleddin Bey


    Doğum 1870
    Ölüm 13 Temmuz 1927
    Meslek Mimarlık
    Akımı Birinci Ulusal Mimarlık Akımı
    Etkin olduğu yıllar 1887-1927

    Mimar Kemaleddin, Osmanlı Devleti'nin sonları ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarında eser veren Türk mimar. Milli mimarlık düşüncesinin yerleşmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Döneminde mimar ve mühendisleri toplayarak günümüzdeki 'Mimarlar ve Mühendisler Odası' gibi bir örgütlenme kurdu. Yurtiçindeki birçok cami, mescid vekülliyenin bakmıı onarımıyla ilgilendi. Başarılarında ötürü Rusya tarafından ödüle layık görüldü. Mescid-i Aksa'nın onarımını da başarıyla gerçekleştirdi ve o dönem İngiliz Kraliyet Mimarlar Akademisi'ne şeref üyesi olarak seçildi. En meşhurları, ''Ankara TCDD binası, Edirne Gar binası, Çamlıca Kız Lisesi, Bebek ve Yeşilköy Camii, Gazi Eğitim Enstitüsü ve Kudüs'teki çalışmaları' olmak üzere birçok esere eli değdi. Günümüzde 20 Türk Lirası bankotlarının arkasında Mimar Kemaleddin Bey'in resmi bulunmaktadır.

    AİLE VE EĞİTİM HAYATI
    1870 yılında bir deniz subayı Ali Bey ve Sadberk Hanım'ın çocukları olarak İstanbul Acıbadem'de dünyaya geldi. Doğduğu semtte mevcut bulunan İbrahim Ağa Mektebi'nde ilk eğitimine başladı. Babasının vazifesi nedeniyle 1880 yılında Girit'e gitti ve 1881'de Suda Tersanesi'ndeki özel bir okula devam etti. Kısa süre sonra İstanbul'a ailesiyle birlikte döndükten sonra Şehzadebaşı'nda yeni faaliyete geçmiş olan Şemsülmaarif'te orta öğrenimini bitirdi. Sonrasında Numune-i Terakki'de lise eğitimi gören Kemaleddin, burada matematik hocası Mehmed Nadir Bey'in etkisinde kalarak mühendis olmaya karar verdi.

    1887 yılında girdiği Hendese-i Mülkiyye Mektebi'ne ikinci sınıftan başladı ve 1891 yılında buradan mezun oldu. 1888 senesinde sanayi madalyası aldı. Bu sırada A. Jasmund'un derslerine ayrı bir ilgi gösterdi. Okul bitince bu hocanın yardımcılığına tayin edildi ve 4 yıl bu görevini sürdürdü.

    ÇALIŞMA HAYATI VE AVRUPA TECRÜBELERİ
    Hocanın yardımcılığını yaparken yurtdışı tecrübelerini yaşadı. Budapeşte ve Viyana'ya gitti ve orada özel bir mimari büro açtı. İstanbul'da da birkaç konak ve köşkün inşaatını gerçekleştirdi.

    1895 yılında üstadı Jasmund'un tavsiyesiyle devlet desteğiyle mimarlık eğitimi almak üzere Almanya'ya gönderildi. Burada aldığı eğitimler ve giriştiği işler vesilesiyle tecrübelerini arttırdı.

    1889 yılında İstanbul'a döndükten sonra Hendese-i Mülkiyye'de göreve başladı. 1901 yılında Harbiye Nezareti'nde Ebniye-i Askeriyye mimarlığına tayini gerçekleştirildi. Burada derslere girerek eğitimci yönünü de kuvvetlendirdi. Nazariyyat-ı mimariyye kitabını okuttu. Milli mimari şuurunun oluşması için öğrencilerinin üstüne çok fazla eğildi.

    1908 yılında Osmanlı Mimar ve Mühendisler Cemiyeti adı altında bir oluşum kurdu ve bu sayede mimar ve mühendisleri örgütleme yoluna gitti. Dönemin siyasi durumu bunların önünü kesti ve 1912'de faaliyetler durduruldu. 1919 yılında oluşum tekrar faaliyete geçti.

    MİLLİ MİMARLIK DÜŞÜNCESİ VE LAYIK GÖRÜLDÜĞÜ ÖDÜLLER
    Abdülhamit yönetiminin sona ermesinden sonra Evkaf-ı Hümayun Nezareti'nin başına getirildi. Bu dönemde birçok külliyenin, cami ve mescidin tamiratını gerçekleştirdi.

    22 Mart 1910 tariginde Rusya tarafından kendisine ikinci rütbeden Saint Ilyatislas nişanı verildi. Aynı yılların sonuna doğru İnşaat ve Tamirat Hey'et-i Fenniyesi kadrolarını genişletti. Burada milli mimarlık anlayışını faaliyete geçirecek olan geleceğin mimarlarının ve mühendislerinin yetişmesine vesile oldu.

    1922 yılında Kudüs müftüsü başkanlığındaki Filistin Meclis-i Ali-i Şer'i-i İslamiyye'den gelen davet üzerine Kudüs'e gitti. Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-sahre'nin tamiratını üstlendi. Burada gösterdiği başarıdan ötürü İngiliz Kraliyet Mimarlar Akademisi'ne şeref üyesi olarak seçildi.

    1925 Ağustos ayında yurda döndü ve Ankara'da Evkaf Müdüriyet- Umumiyyesi İnşaat ve Tamirat müdürlüğüne tayin edildi. Bu süre zarfında Kudüs'e gidip tamiratları denetledi.



    ÖLÜMÜ
    Ankara ve İstanbul olmak üzere birçok önemli esere imzasını atan Kemaleddin Bey, 13 Temmuz 1927 yılında Ankara Palas'ın şantiyesinde yer alan evinde beyin kanaması geçirerek vefat etti. İlk etapta Üsküdar Karacaahmet'e gömülen mimarın mezarı uzun yıllar hizmet verdiği vakıflar tarafından ihmal edilmiştir. Bir ara yol çalışması sebebiyle mezarın kaybolduğu iddia edilmiş ancak daha sonra Beyazıt Camii haziresine nakledildiği anlaşılmıştır. Kitabesiz ve taşsız bir şekilde mezarı burada bulunmaktadır.