Mehmet Akif Ersoy Edebi Kişiliği ve Ölümü Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 16 May 2012 tarihinde açılan konu


  1. Mehmet Akif Ersoy


    Doğum 20 Aralık 1873-İstanbul
    Ölüm 27 Aralık 1936-İstanbul
    Dönemi Cumhuriyet Dönemi
    Meslek Şair, Gazeteci, Veteriner Hekim, Öğretmen, Milletvekili
    Mehmet Akif Ersoy; Türk şair, veteriner hekim, vaiz, hafız, Kur'an mütercimi ve siyasetçi. İstiklal Marşımızın yazarı, milli ve dini hassasiyeti olan Türk milletinin gönlünde yer edinen İslamcılık akımının önemli şahsiyetidir. Oldukça sıkıntılı bir yaşam sürdü buna rağmen Safahat ve Kuran meali gibi önemli eserlere imza attı.

    HAYATI
    1873 yılında İstanbul’un Fatih semtinde doğan Mehmet Akif ilk eğitimine mahalle mektebinde başladı. Burada 2 yıl okuduktan sonra İbtidai Mektebi'ne gitti ve babasından Arapça öğrendi. 1885 yılında Fatih Merkez Rüşdiyesi’nden mezun oldu. Mülkiye Mektebi’nin İdadi bölümüne yazıldı. 1889 yılında Mülkiye Baytar Mektebi’ne başladı, okulunu birincilik ile bitiren Mehmet Akif spora meyilli olup şiir ile olan münasebetini arttırdı. İlk iş hayatına memuriyet ile başladı ve bu vesile ile çeşitli illleri gezdi. Burada halk ile dertleşen Akif’in gördükleri ve duydukları onun şiirlerinin realist olmasını sağlayarak onun üslubunu geliştirdi.

    1906 yılında çeşitli okullarda hocalık yapmaya başladı, bunun yanında II. Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte Sırat-ı Müstakim mecmuasının başyazarlığını da yürüttü. Döneminin aydınları arasında Arapça’yı en iyi bilenlerden biri olması nedeni ile Arap edebiyatı ve tercümeleri dersi de verdi.

    Kastamonu’da Nasrullah Camii’nde yapmış olduğu vaaz ki bu konuşmasında Sevr Antlaşması'nın bizim için büyük bir felaket olacağını, onun yerine Batılı sömürgecilerin karşısına iman ve silahla dikilmeyi hayati mecburiyet olduğunu telkin etti.

    BALKAN SAVAŞI VE MISIR YILLARI
    Balkan Savaşı sırasında kurulan Hey’et-i İrşadiyye’ye katıldı ve burada döneminin önemli edebiyatçıları ile birlilkte hareket etti. Halkı edebiyat ile uyandırmak aydınlatmak yolunda çalışmalar yapan arkadaşlarından Recaizade’nin ona halkın milli bir destana ihtiyacı olduğunu ve bunu ancak kendisinin yazabileceğini söyledi. Zaten Mehmet Akif de savaş sonrasında halkın içine düştüğü durum karşısında yılmamak, birlikten ayrılmamak ve orduya yardım gibi konularda vaazlar vererek, Hakkın Sesleri’ndeki şiirlerini yazdı.

    1914 yılında Mısır ve Medine’ye 2 aylığına gittikten sonra Harbiye Nezareti tarafından istihbarat çalışmaları yapmak üzere Berlin’e gönderildi. Burada Batı’yı yakından tanıma imkanı elde edebilecek bir süre kaldı ve sonra Riyad’a sonra tekrar Medine’ye gitti; ki buranın ona uyandırdığı duygular sonucunda ‘’Necid Çöllerinden Medine’ye’’ adlı manzumesini yazdı.



    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONRASI VE SİYASETE GİRİŞİ
    1920 yılında I. Dünya Savaşı’nın Osmanlı Devleti’nin aleyhine sonuçlanması Milli Mücadele hareketine fiilen katılmasına neden oldu. Halkı birliğe davet eden konuşmalarının yanında hiçbir maddi kaygı gütmedi sadece vatan sevgisiyle çalıştı. Öyle ki ‘’Milli Mücadele’nin manevi lideri’’ sıfatını almaya layık görüldü. Yine aynı yıl Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa’nın teklifi üzerine Burdur mebusu seçildi.

    İSTİKLAL MARŞI VE KURAN MEALİ
    1920 yılında Maarif Vekaleti milli marş güftesi için bir yarışma açtı ve bu yarışmaya 700’den fazla şiir geldi; hiçbiri beğenilmedi. Ancak maddi ödül konduğu için yarışmaya katılmayan Mehmet Akif eğer para ödülü kaldırılırsa yazacağını söyledi ve mükafat kaldırılınca şiirini teslim etti. 1921 yılında okunan İstiklal Marşı kabul edildi.

    1925 yılından sonra Mısır’da yaşamaya başladı, yine aynı yıl Diyanet İşleri Reisliği’nin teklifi üzerine Elmalı Muhammed Hamdi ile birlikte bir çalışma yaptılar ve Kur’an-ı Kerimin tefsirini Elmalı Hamdi, Mehmet Akif ise mealini yazdı. Bu çalışmaları yürütürken hala Mısır’da bulunuyor ve vatan hasreti ile yanıp tutuşuyordu. 1933 yılında Safahat’ın yedinci ve son kitabı olan Gölgeler’i de Kahire’de bastırdı.

    FİKRİ DÜNYASI VE EDEBİ KİŞİLİĞİ
    Şiirliğinde hayalperestlikten uzak gerçekçi bir dil kullanan şair, Türk şiirinde toplum meselelerini en çok ele alan kişi olmuştur. Sanatkar ruhlu, şair yaratılışlı olan Akif, meşrutiyete dayalı bir yönetimi savunarak II. Abdülhamid’in sıkı yönetiminin aleyhinde bir tutum sergilemiştir. Çocukluğundan beri İslam kültürü ile beslenerek büyüyen Akif, İslam’dan taviz vermeden diğer fikirlere sahip kişiler ile iş birliği yapılabileceğini savunmaktadır.

    Yazmış olduğu Safahat’ta ırkçılığa karşı durmuş, bunun İslam’a da aykırı olduğunu savunarak devleti parçalayabileceğini söylemiştir. Vatana, toprağa, bayrağa, milletin faziletlerine, diline ve sanatına son derece bağlı olan Mehmet Akif, doğu ve batı musikisine de ilgi duymaktaydı.

    ÖLÜMÜ
    1935'te rahatsızianan Mehmed Akif, hava değişimi için bir aylığına Lübnan'a ve o sırada Fransız idaresinde bulunan Antakya'ya gitti. Hastalığının ağırlaşması üzerine 17 Haziran 1936'da İstanbul'a döndü. Nişantaşı Sağlık Vurdu'nda tedavi gördükten sonra yaz aylarında Said Halim Paşa nın Alemdağ'daki Baltacı Çiftli- ği'nde oğlu Prens Halim tarafından misafir edildi. Son günlerini de aynı ailenin Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'nda kendisine ayırdığı dairede geçirdi ve orada vefat etti


    BAŞLICA ESERLERİ
    1.Safahat - 44 şiirden oluşan sosyal dertleri konu edinen kitabı. 2. Safahat - Süleymaniye Kürsüsünde, 3. Safahat - Hakkın Sesleri, 4. Safahat – Fatih Kürsüsünde, 5. Safahat – Hatıralar, 6. Safahat – Asım ve 7. Safahat – Gölgeler’den oluşan şaheserdir.

    Bu kitapları dışında yazmış olduğu şiirlere örnek olarak Bülbül, Çanakkale Şehitlerine, İkinci Asım ve İstiklal Marşı gösterilebilir.