Kadir Gecesinin Dinimizdeki Yeri Ve Önemi

'Sorularla İslamiyet' forumunda Merve tarafından 1 Ağustos 2012 tarihinde açılan konu


  1. Kadir Gecesinin Anlam Ve Önemi

    Kadir Gecesinin Dinimizdeki Anlamı Ve Önemi


    Kadir Gecesi, mübarek bir zaman dilimidir. Hak ile batılı birbirinden ayıran ve hidayet rehberi olan Kur'an-ı Kerim bu ayda indirildi.

    Gelişiyle birlikte oluşturduğu mânâ iklimiyle gönül dünyamızı mamur eden, iç âlemimizi zenginleştiren Kadir gecesi, kâinatın anlamını getiren gecedir.

    Kadir gecesi yaratılış bilgisinin ders kitabı ve bütün kainatın ve varoluşun özeti olan Kuranın indirildiği gecedir. Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. Bunun bir değil, birden fazla hikmeti vardır.

    1- Kur'an-ı Kerim'in indirilmesi.

    2- Rahmete ve mağfirete vesile olan bir gecedir.

    3- Bu gecede yeryüzüne o kadar çok melek iner ki, adeta yeryüzü dar bir mekan haline gelir.

    Kadir gecesi, Kuranın övdüğü, esenlik ve güvenliğin her tarafa yayıldığı, sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği kutlu bir gecedir.

    Değeri Kurana dayanan bu gecenin değerlendirilmesi, ancak Kurana yönelmekle, onun eşsiz mesajını anlamak ve onun mana ikliminde yol almakla, mümkün olacaktır.

    Çünkü Kuran, insanlığın ufkunda bir ışık gibi yanan ve her dönemde insanların yollarını, kalplerini ve gönüllerini aydınlatmaya devam eden bir meşaledir.

    Kuran insanlığı aydınlatmaya başladığı günden beri ışığından hiç bir şey kaybetmemiş, onun taşıdığı değer ve anlamlar, getirdiği ahlâk ve erdem ilkeleri hep taze ve yeni olarak kalmıştır.

    Ondört asırdan beri okunan Kuran, aklın ve gönlün şifa kaynağı, ilim ve irfan menbaıdır.

    Kuran, anlaşılmak ve insanlığa rehber olmak için gönderilmiştir.

    Bu itibarla sadece okumayı öğrenmekle ve okumakla yetinilmeyip içeriğinin de bilinmesi, Kuranın ne anlattığının kavranılması, hatta onun kendi hayatımıza da yansıtılması gerekir.

    Diğer kutlu zamanlar gibi Kadir gecesi de, hayatımızın çok hızlı seyreden akışı içinde geçmişimizi değerlendirerek gafletle geçen günlerimizi sorgulama, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tövbe edip af ve bağışlanma dileme zamanıdır.

    Mükâfatların sınırsız olarak verildiği bu gece, kalplerimizin, duygu ve davranışlarımızın her türlü kötülükten arınması, iyi ve güzel davranışlarımızın çoğalıp kötü davranışlarımızın azalması, dinimiz hakkında sağlıklı ve doğru bilgimizin artması, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklaması için yeni adımlar atma imkanıdır.

    Tövbe, günahla kirlenen ruhumuzu yıkamanın ve yeniden dirilişin ifadesi, dua ise yalnızlaşan insanın sınırsız ve sonsuz kudret sahibi olan Allaha yakarışı ve ona sığınışıdır.

    Hz. Peygamberin ifadesiyle dua, rahmet kapılarının anahtarı, ibadetin özüdür.

    Allah Resulü, faziletine inanarak ve sevabını da yalnız Allahtan bekleyerek bu geceyi güzel amellerle geçirenlerin geçmiş günahlarının bağışlanacağı müjdesini vermiştir.

    Bu gece, melekler yeryüzüne inerler. Müslümanların aralarına girerler, haneleri ziyaret ederler.Ancak,içerisinde günahların işlendiği,Allahın anılmadığı evlere girmezler.

    Melekler, girdikleri evlerde, hem Allahı takdis, tesbih ve tehlil ederek zikrederler. Hemde müminlerin yararına sabaha kadar istiğfar ederler.

    Recep ayı ile başlayan, şaban ayı ile artarak devam eden sevap yükselmesi, Ramazan ayında en üst dereceye ulaşır, Kadir gecesinde ise, kendini önceden iyi hazırlamış olan müminin tümüyle affına bile vesile olabilir.

    Hatta denebilirki, üç ayların başında niyetini düzeltip, artık ihmal edemiyeceği tam bir İslami hayata başlayan insan, muhtemeldir ki, kadir gecesinde tam bir ilahi affa nail olur, bayramda da hayatına yeni bir beyaz sayfa açabilir.

    Onun için mübarek üç aylarda, içten gelen samimi tevbe ve istiğfarlarla, daha fazla oruç tutulur, daha fazla namazlar kılınır ve ramazan ayında bunlara ilaveten fidre,zekat ve sadakalar verilir,ve tümüyle günahlardan kurtulma azim ve gayretine girilir.

    Cenab-ı Hakkın rahmet kapılarını açarak kullarını affı mağfiretle rahmetine gark etmek için vesile kıldığı, bu mübarek ay, gün ve gecelerde fırsatı ganimet bilerek, “Benden isteyiniz ki vereyim vadi sübhanisine icabet edelim.

    Bu gece, ibadet ve taat ile, istiğfar ile, peygamberimize salavat getirmekle, kuran okumakla, dua ve niyazla meşkul olalım.

    İnanalımk ki, biz samimi olursak ALLAH bizim isteklerimizi ihsan buyuracak ve bizleri bağışlıyacaktır. Çünkü bu gece müminler için bir kurtuluş ve arınma gecesidir.

    Sakın ola ki, dünyanın gel geç nimetleri bizleri ebedi saadet cennetlerinden alıkoymasın.

    İlahi nimetlerle beslenen varlığımızı günahların zehirli dişlerine parçalatmayalım.

    İman ve ameli saliha sermayemizi şeytanlara kaptrmaktan sakınalım.Alahın kapısını kulluk niyazlarımızla çalalım.

    İslamiyet kadar büyük nimet yok kıymetini bilelim. Mühim olan bu nimetin farkına varıp, zevkini tadabilmektir.

    Bu din yaşarsak bizim dinimiz olur. Sahip çıkmazsak onu yaşamazsak o din bizim dinimiz değildir.

    Rasulüllah efendimiz, bu gece şu şekilde dua etmemizi tavsiye etmiştir:“Allahım! Şüphesiz sen affedicisin, affı seversin. Beni affet"

    Pek çok hayır ve bereketi bünyesinde barındıran, manevî haz ve vecdin doruğa ulaştığı bu mübarek gece de, Yüce Allahın bizlere bilgi, anlayış ve ihlâs vermesi, ve bizi affetmesi için dua edelim.

    İhtiyaç içerisinde ve zor şartlar altında yaşamını sürdürmek zorunda kalan insanlarımızın maddi ve manevi yardımlarına koşarak sıkıntılarını paylaşmaya, acılarına ortak olmaya çalışalım.




    kaynak:mithatgudu