I. Selim Hayatı ve Dönemi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 27 May 2012 tarihinde açılan konu


  1. I. Selim

    Doğum 1470-Amasya
    Ölüm 21/22 Eylül 1520-Çorlu
    Hüküm süresi 26 Mayıs 1512 – 21/22 Eylül 1520
    Önce gelen II. Bayezid
    Sonra gelen I. Süleyman
    Lakabı Yavuz, Hâdim'ul-Harameyn'uş-Şerifeyn (Mekke ve Medine'nin Hizmetkârı


    Yavuz Sultan Selim, Osmanlı Devleti'nin dokuzuncu padişahıdır. Aynı zamanda ilk Türk İslam halifesi ve Hâdim'ul-Harameyn'uş-Şerifeyn (Mekke ve Medine'nin Hizmetkârı) ünvanına sahiptir. Kısa süreli iktidarında yaptığı fetihler ile Anadolu'daki siyasi birliğe katkıda bulundu ve Osmanlı Devleti'ne Arap coğrafyasının fethiyle siyasi ve mali açıdan büyük bir güç kazandırmıştır. Osmanoğullarının en sert mizaca sahip hükümdarlarından olan I. Selim sekiz yıl süren sultanlık görevinde İpek ve Baharat Yolu'nu ele geçirmiş olarak Osmanlı'nın ticaret yollarına uzun yıllar hükmetmesini ve zengin bir hazineye sahip olmasını sağladı.

    HAYATI
    Amasya’da 1470 yılında doğan Şehzade Selim, kaynaklarda Selim Şah diye geçse de sert mizacı, cesareti ve ataklığı nedeni ile ‘’Yavuz’’ lakabı ile tanınmıştır. Özel hocalar ile iyi bir eğitim almış olan Selim’in ilk görevi Trabzon sancağıdır. Yaklaşık olarak 24 yıl sancak beyliği yapmış olan şehzadenin burada kazandığı tecrübe saltanat döneminde oldukça işine yaradı.

    Trabzonda kaldığı süre boyunca pek çok imar hareketlerinde bulunan şehzade, Giresun şehrinde de vakıflar ve camiiler inşa ettirdi.

    TAHTA ÇIKIŞ SÜRECİ
    Sancak beyliği döneminde siyaseti yakından takip etti ve 1508 yılında Gürcü kralına karşı büyük bir zafer kazanarak babasının takdirini kazandı. Selim’in tüm dikkati aslında Şah İsmail'in üzerindeydi, 10.000 kişilik kuvvetiyle Selim’in üzerine gelen Şah İsmail başarılı olamadı. Bu sırada babasının hükümdarlığı zayıflıyor kardeşleri taht için hak iddia etmeye başlıyordu ve bu durumda Selim’i zorlu bir mücadelenin içine sürüklüyordu. Halk arasında sevilmesinin yanı sıra yeniçeriler de Selim’i işaret ediyor ve destek veriyorlardı. Devletin ileri gelen isimleri ise Ahmet’i istiyorlardı ve bu da kardeşi Ahmet ile anlaşmazlıklarını hat safhaya ulaştırıyor, hatta birbirlerine karşı savaş hazırlığı yapmalarına neden oluyordu. Babasının gönlünden geçen isim olmadığını bilen Şehzade Selim artık tahtı zorla ele geçirmekten başka bir çaresinin olmadığını görüyordu. Babası II. Bayezid’e kurduğu baskılar sonucunda kendisini serdar tayin ettirebildi, zira bu da artık hükümdarlık yolunun kendisi için açıldığı anlamına gelmekteydi. Tahtından oğlu lehine feragat etmeye mecbur olan II. Bayezid, bir nevi tahttan indirildi ve böylece Yavuz Sultan Selim dokuzuncu padişah olarak 1512 yılında tahta çıktı.

    TAHTINI SAĞLAMLAŞTIRMASI VE ÇALDIRAN ZAFERİ
    İlk iş olarak iktidarını sağlamlaştırmaya çalışan Sultan Selim, kardeşlerini bertaraf etme planları kurdu. Babasının ölümü kardeşleri ile yapacağı mücadelede durumunu kuvvetlendiriyordu. Kardeşi Korkut Manisa’da Ahmet ise Konya’da hükümdar gibi davranmaya başlamıştı. Kardeşi Korkut’u öldürttükten sonra Ahmet’le de giriştiği savaşta onu bozguna uğratıp öldürttü ve böylece tahtını sağlamlaştırmış oldu.

    Bundan sonraki adımı ise Osmanlı Devleti için ciddi bir dini ve siyasi tehdit olan Şah İsmail idi. Önce Safevi taraftarlarını cezalandıran Yavuz Sultan Selim, daha sonradan Şah İsmail’in üzerine yürüdü. Safevi yandaşı oldukları gerekçesi ile 40.000 kişiyi katlettikleri doğru değildir, cezalandırılanlar propaganda yapanlardır ve bunlarında pek çoğu sürgün edilmiştir.

    Safeviler ile savaşmanın mutlak bir dini görev olduğunu düşünen Sultan Selim, devlet adamları istemese de sefer hareketi kesinleşti. İlk olarak Safeviler’e karşı ticari ambargo başlattı ve İran ipeğinin Batı’ya girişini yasakladı, sınırlar kapatıldı, geliş ve gidişler engellendi. İran seferi için yola çıkan II.Selim yerine oğlu Süleyman’ı bıraktı.

    Savaş ilan ettikten sonra Şah İsmail’e mektup göndererek son bir defa daha ‘’Sünnet-i Seniyye’’yi kabul ve tövbe etmesi halinde savaşa gerek kalmayacağını bildiriyor, Şah İsmail ise tehdit ve hakaretler dolu mektubu kendisine yakıştıramadığını ancak savaş içinde hazır olduklarını bildiriyordu. Şah İsmail üzerine yürüyen ordu oldukça sıkıntı çekiyor, özellikle yiyecek ve susuzluk yeniçeriler başta olmak üzere tüm askeri kırıp geçiriyordu. Sonunda Çaldıran Ovası’nda iki taraf karşı karşıya geldiler ve Sultan Selim Şah İsmail’i bozguna uğrattı. Burada kazandığı zaferden sonra Tebriz’e giden Sultan Selim, adına hutbe okuttu ve 1000 kadar ilim ve sanat erbabını İstanbul’a sevketti.

    MISIR SEFERİ VE KUDÜS'ÜN FETHİ
    1516 yılında Şark seferi için hazırlıklar başladı, bu seferde asıl hedef Memlüklüler olup kısa sürede zafer kazandı. Karahan’ın kesik başı Memlük sultanına bir mektup ile yollandı. Memlük sultanı Safeviler ile birlikte hareket edince Yavuz Sultan Selim’i oldukça kızdırdı ve onu bir kez daha savaşa davet etti, nihayetinde Mercidabık ovasında yapılan savaşta ateşli silahların da rolüyle Memlük ordusu dağıldı. Savaş sırasında Yavuz Sultan Selim askeri bizzat etkili sözlerle cesaretlendirmiş, dönemin kaynaklarına göre şehitlik müyesser olursa ahirette saadetin, eğer galip gelirlerse dünyada devletin kendilerine ait olacağını söyledi. Savaş kazanıldıktan sonra Yavuz Sultan Selim rakibi Kansu Gavri’nin durumunu araştırttı; onun cesedini buldurup bir arabaya koydurarak Halep’te defnettirdiği gibi ruhu için dualar okuttu, çeşitli ihsanlarda bulundu. Ancak gözdağı vermek amacıyla alınan esirlerden çoğunun kendi huzurunda boyunlarını vurdurmaktan da geri kalmadı.

    Ardından Mısır için sefer hazırlıkları yapan padişah, bu sırada gerekli top tüfek ve harp malzemeleriyle çeşitli yiyecek maddeleri taşıyan donanmanın İstanbul’dan harekete hazır olduğu, Macarlar’la olan barışın yenilendiği, Şah İsmâil’in de Tebriz’de bulunduğu haberlerini alan Yavuz Sultan Selim iklim şartlarının uygun oluşunu değerlendirerek 15 Aralık’ta Şam’dan hareket etti. Kudüs’ü de ziyaret etmek isteyen Sultan Selim 1500 kişilik silahlı birlik ile Kudüs’e girdi ve burada Mescid-i Aksa’da akşam, Kubbestü’s Sahra’da yatsı namazını kıldı; burada kaldığı süre boyunca her üç dinin ileri gelenlerince karşılandı, onlara çeşitli ihsanlarda bulundu. Sonunda 1517 yılında Ridaniye Savaş’ı gerçekleşti ve Sultan Selim Memlük birliklerine karşı bir kez daha zafer kazandı. Böylece Kahire’de alınmış oldu ve Kasr-ı Yusuf’ta Mısır tahtına oturdu, hutbe okuttu.

    İstanbul’a döndükten sonra Batı’daki Haçlı ittifakı ile ilgili siyası gelişmeleri takip etmek için Edirne’ye geçti ve burada elçileri kabul etti. Daha Mısır seferi sırasında papa Lateran kolsilde Türkler’e karşı savaş ilan etmişti, bunun üzerine de Sultan Selim Rodos seferi için hazırlıklara girişmiş; donanmayı güçlendirmek için toplar döktürmeye başlamıştır. Ancak sultanın sırtında çıkan büyük bir ur, (bunun veba yumrusu olduğu tahmin edilir) yüzünden Çorlu’dan ileri gidemedi. 2 ay burada ümitsiz bir tedavi gördükten sonra 1520 yılında hayatını kaybetti. Vefatı oğlu Süleyman’ın Manisa’dan İstanbul’a gelişine kadar gizli tutuldu. 1 Ekim’de İstanbul’a getirilen naaşı oğlu ve devlet adamları tarafından şehir girişinde karşılandı ve Fatih Camii’ne indirildi. Burada kılınan namazdan sonra bugünkü türbesinin bulunduğu Mirza Sarayı denilen yere defnedildi. Üzerine geçici olarak bir çadır kuruldu, daha sonra oğlu Süleyman tarafından buraya bir türbe ve cami yaptırıldı.

    DEVLETE OLAN KATKILARI
    Saltanat dönemi 8 yıl sürmüş olsa da Osmanlı tarihi için bir dönüm noktası oldu. Özellikle Doğu meselelerini ele alışı ve bunlara kesin çözüm bulma çabalarıyla dikkat çekti. Safevi tehdidini önlemesi ve onlara karşı ileride Osmanlı dini düşüncesinin sınırlarını tayin edecek ölçüde katı Sünni anlayışı öne çıkarması aynı zamanda siyasal ve sosyal hayatta da mühim bir dönüşümün habercisi oldu. Memlük Sultanlığı’na son verişi ise İslam dünyasının tek bir bayrak altında toplanması projesinin ilk adımını teşkil etti. Böylece Osmanlılar önemli bir dini misyonun temsilcisi sıfatıyla şöhret kazandı. Resmi belgelerde ise Mekke ve Medine’nin koruyucusu (hâdimü’l-Haremeyn) unvanıyla zikredildi.
     
  2. Cevap: Abiye Elbise Modelleri

    güzel ve seksi