I. Abdülhamid Dönemi Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 7 Haziran 2012 tarihinde açılan konu


  1. I. Abdülhamid


    Doğum 20 Mart 1725 - İstanbul
    Ölüm 7 Nisan 1789 - İstanbul
    Hüküm süresi 21 Ocak 1774 – 7 Nisan 1789
    Önce gelen III. Ahmed
    Sonra gelen III. Selim
    Annesi III. Ahmed
    Babası Râbi'a Sermi Sultan

    ŞEHZADELİK DÖNEMİ
    1725 yılında İstanbul’da doğan Şehzade Abdülhamid, III. Ahmet’in oğlu olup kardeşi III. Mustafa’dan sonra tahta çıktı. Patrona Halil İsyanı sırasında babası tahttan indirilince o ve kardeşleri sarayda hapsedildi. Çocukluk yılları göz hapsinde geçen Abdülhamid’in bu durumu kardeşi III. Mustafa’nın tahta çıkışına kadar devam etti ve kardeşinin ölümü üzerine 1774 yılında 49 yaşında iken tahta çıktı. Tahta çıktığı dönem Osmanlı Devleti’nin en buhranlı dönemlerinden biri olduğu için hemen devlet işlerine el attı ve devlet adamları arasında değişiklikler yaptı.

    PADİŞAHLIK DÖNEMİ
    Saltanatının ilk yıllarında uzun bir zamandır devam eden Osmanlı-Rus savaşını kesin bir sonuca bağlamaya çalıştı ve Osmanlı ordusunun bozguna uğraması sonucunda tahta çıktığı aynı yıl içinde Küçük Kaynarca Antlaşmasını imzaladı. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti kuzey sınırda önemli toprak kayıpları yaşadı. Fransa ve İngiltere’ye tanınan ticari imtiyaz bu anlaşma ile Rusya’ya da tanındı.

    Daha sonra iç meselelere yönelen sultan, çıkan isyanı bastırmaya çalıştı ve ıslahat işlerini düzene koymaya başladı. Tüm bunların yanında yıllardır Anadolu’da ortalığı karıştıran levent’ler üzerinde de duran padişah, 1775/76 yılları içinde büyük bir başarı sağladı. Diğer taraftan Arabistan ve İran ile ilişkiler bozulmaya başladı ve sonunda Zend Kerim Han Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. İran ile arasında yeniden sınır mücadelesi yaşayan Osmanlı bu durumu Sultan Abdülhamid’in saltanatı boyunca düzeltemedi.

    Küçük Kaynarca antlaşması ile Osmanlı Kırım’ın bağımsızlığını tanıdı ancak Kırım’a han tayini nedeni ile Rus’lar ile yeniden karşı karşıya geldi. Askeri hazırlıklara başlayan sultan, Ruslar ile yeni bir savaşın eşiğine gelmek üzereyken Fransa’nın araya girmesiyle Aynalıkavak Tenkihnamesi imzalandı. Bu tenkihnameye göre Kırım bağımsız kalacak, Ruslar buradan askerlerini geri çekecek ve Osmanlı Devleti Şahin Giray’ın hanlığını kabul edecekti. Kırım’ın başına geçen Şahin Giray, Avrupai tarzda bir devlet kurmak istediği için halk isyan etti ve Şahin Giray kaçmak zorunda kaldı. Ancak Rus Mareşali Potemkin Kırım’a girdi ve binlerce Müslümanı katletti, ardından Şahin Giray’ı yeniden hanlığın başına getirdi. Bu hadiseden sonra 1783 yılında Kırım’daki camilerde Cuma hutbelerinde halifenin ismi okunmadı. 1784 yılında ise Potemkin yeniden Kırım’a girdi ve Kırım’ı Rusya’ya ilhak etti. Rusya tüm bu kazançları ile yetinmeyerek Avusturya ile birleşti ve Sultan Abdülhamid bu devletlere karşı savaş açmak zorunda kaldı. Bu iki devlet yaptıkları görüşmeler sonunda Rum Projesi adını verdikleri bir anlaşma ile Osmanlı topraklarını kendı aralarında paylaştı. Osmanlının bu mücadelesi 1787 Seferi olarak anıldı ve ilk olarak Avusturyalıları bertaraf etti ve Rus cephesine yöneldi. Ancak Rus cephesinde durum başarısızdı; Yaş ve Hotin kalesini kaybettikten sonra Özi Kalesi’ni kurtarmak için yardıma gelen Osmanlı ordusu da yenilgiye uğradı. Bu yenilgiyi sadrazam padişaha arz ettiği sırada aniden gelen bir felç sonucunda Sultan Abdülhamid hayatını kaybetti. 1789 yılında vefat eden padişahın naaşı İstanbul Bahçekapı’dadır.

    DEVLETE KATTIKLARI
    Siyasi alanda bir takım başarısızlıklar olsa da ıslahat hareketlerinde ve ordunun düzeltilmesinde büyük bir başarı kazanmıştır. Osmanlı donanmasını iyileştirdiği gibi 1775 yılında açılan Mühendishane-i Bahri Hümayun okulunda deniz subaylarının yetişmesine önem verdi. 1776 yılında Tershane Mühendishanesi açıldı. Türk matbaacılığı da bu dönemde yeniden canlandı.

    Bir çoğu İstanbul’da olmak üzere çok sayıda mimari eser inşa ettirmiştir. IV. Vakıf Hanı’ın yerinde bir imarethane ve bunun yanına çeşme, sıbyan mektebi, medrese, kütüphane yaptırmıştır. Ayrıca Beylerbeyi sahilinde bir camii, hamam ve sıbyan mektebi ve çeşitli yerlerde çok sayıda çeşme inşa ettirmiştir.