Gök Medrese (Sivas) Tarihi ve Özellikleri

'Tarih Bölümü' forumunda EyLüL tarafından 21 Şubat 2012 tarihinde açılan konu



  1. Gök Medrese (Sivas)


    Yapılış Tarihi 1271
    Bani Sahip Ata Ali b. Hüseyin
    Anadolu Selçuklu Sultanı IV.Kılıçarslan’ın oğlu III.Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde Sahip Ata Ali b. Hüseyin tarafından yaptırılmış olan bu eser sanatsal değeri oldukça yüksektir. Medrese bugün kale olarak bilinen toprak tepenin güneydoğu eteğinde yükselmektedir. 1271 yılına tarihlenen medrese yıpranmışlığına rağmen günümüze sağlam olarak gelmeyi başarabilmiştir. Gök medrese olarak daha çok anılsa da Sahibiye medresesi olarak da adlandırılmaktadır. Medrese Kaluyan el-Konevi tarafından yapılmış olup, bu bilgi kapının yan yüzeylerindeki kitabelerden elde edilmiştir. Bu yapıyla ilgili Evliya Çelebi ‘’Bu eserin mislini yapmak mümkün değil. Diyar-ı İslamda emsaline rastlanmamıştır. Timurlenk’in hayretle temaşa ettiği bu medresenin kapısı kale kapısı kadar sağlamdır. İki katlı yapılmış, 80 oda ihtiva etmiştir. Talebeler kışın alt katlardaki odalarda çalıştıklarından bir müderris, iki sufi 20 talebesi vardır. Mescidin bir imamı, iki müezzini, kütüphanesinde bir hafız-ı kütup, bir kapıcı ve ferraş bulunmakta, mescit kütüphaneden başka bir de fakirler için yemek pişirilen darüziyafesi vardır.’’ diyerek yapı hakkında oldukça bilgi vermektedir.

    MİMARİ ÖZELLİKLERİ
    Dikdörtgen bir plan şemasına sahiptir. Selçuklu medreselerinden günümüze iyi durumda gelebilmiş olan eserlerinden olup, bir mescid ve 14 odadan oluşmaktadır. Girişin üzerin dört kollu yıldız şeklinde bir tonoz ile örtülmüştür. Medresenin mermer portali Çifte Minareli Medrese’ye benzer özelliklerde inşa edilmiş olup, iki yanına kabartma bezemeli kuleler üzerinde yükselen iki minare eklenmiştir. Portalin üstündeki kitabede ‘’Kılıçarslan’ın oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev’in Saltanat Günlerinde İmar Edildi.’’ notu düşülmüştür.


    Portal süslemeleri ile anıtsal özellik kazanmış, dönemin ve bugünün en önemli eserleri arasında yer almasını sağlamıştır. Kapı kemerinin her iki yanında 12 hayvan başı kabartması yerleştirilmiştir. Bunun dışında pek çok motifin görüldüğü kapıda, iri yıldız motifleri, hayat ağacı, küçük kuşlar, kartallar, çeşitli bitkisel motifler ile çok ince bir işçilik göstermektedir. Kapının her tarafı süslüdür. Ön cephedeki kabartma bezeli kulelerin gövdeleri yivli olup, birer şerefeli iki minare yerleştirilmiştir. Bu minareler yapıya görkemli bir hava katmıştır. Minarenin gövdeleri de oldukça süslenmiş, kabartmalar, geometrik ve bitkisel motifler ile her yeri bezenmiştir. Bu bezemelerin arasında mavi tonlarında mozaik çinilerin olduğu bilinse de bu çiniler ne yazık ki günümüze gelememiştir. Zaten yapı da ismini bu mozaik çinilerden almıştır.


    Portalden girildiğinde üzeri açık bir avlu karşılamaktadır. Ortasında ise altıgen bir süs havuzu yerleştirilmiştir. Avlunun kuzey ve güney kısımları altı sütunla ayrılmış olup bu sütunlar kemerler ile birbirine bağlanmıştır. Sütunları birbirine bağlayan kemerler devşirme olup, bir çoğu çatlak olduğundan kelepçeler ile sağlamlaştırılmıştır. Revakların iki yanında ise birer eyvan bulunmaktadır. Eyvanların yanlarında bulunan odalar birbiriyle eşit ölçülerde değildir. Revakların üzeri tonozlar ile örtülmüş olup, arkalarındaki duvarlarda küçük medrese odaları yer almaktadır. Bu odalar da tonoz ile örtülmüş olup kapı üzerindeki pencereler ile aydınlığı sağlanmıştır.


    Bugün girişin yanındaki büyük eyvan ile yanındaki odalar günümüze gelememiştir. Tarihsel süreç içinde tahrip olmuş ve çok kez onarılmıştır. 1825 yılında dönemin müftüsünün bir mescid ve ahşap ikinci bir kat eklediği bilinmektedir. Medrese 1904 yılında Sivas Valisi tarafından onarılmıştır. 1926 yılında ise okul olmuş, bundan sonraki yıl ise müzeye dönüştürülmüştür.