Geleneksel Türk Tiyatrosunun Bölümleri

'Medya Bölümü' forumunda EyLüL tarafından 20 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Geleneksel Türk Tiyatrosunun Bölümleri Nelerdir
    Geleneksel Türk Tiyatrosunun Bölümleri Hakkında Bilgi

    Türk Tiyatrosu, Türklerin Orta Asya'da yaşadıkları dönemlerin birtakım törenleri ve taklit gösterileriyle başlayan tiyatro etkinliklerini ifade eder. Tiyatro sanatının gelişmesi Türkler'in Anadolu'ya gelmeleri, özellikle de İstanbul'u fethetmeleri 1453 ve burayı başkent yapmaları ile daha da hızlanmıştır. Bu dönemden sonraki Türk tiyatrosu geleneksel tiyatro ve batı etkisi altında gelişen tiyatro olarak ele alınabilir.

    Geleneksel Türk tiyatrosu seyirlik, köy oyunları ve halk tiyatrosu geleneğini içerecek bir biçimde, hem sözsüz, hem de söze dayanan dramatik nitelikli oyunlar için kullanılmaktadır. Seyirlik köy oyunları eski Ön Asya uygarlıklarının bolluk törenleri ile Anadoluya göç etmiş Türklerin atalarının kültüründe yer alan şaman törenlerinin birleşiminden oluşmuştur.

    MEDDAH
    Meddah, anlatı bölümlerinin arasına söyleşmeli,taklitli,kişileştirmeli bölümler yerleştirdiği için o da diğer dramatik türlere benzerlik göstermektedir.karagöz oyunlarına çok yakınsa da çok zengin kaynaklara dayanması,hikaye dağarcığının çeşitliliği,güldürmenin yanı sıra çeşitli olayları da yansıtması ile onlardan ayrılır.Dede Korkut,Köroğlu gibi geleneksel Türk kaynaklarından gelen konular,İslam geleneğinden gelen dinsel konular,Hz. Aliden gelen konular,İran geleneklerindeki efsaneler içinde değişik mizaçları yansıtırdı.

    Meddahlar hikayeye başlar ve bitirirken çeşitli söz kalıplarına başvururlardı.Kimi kez çeşitli ağızlardan kısa taklitler yapılarak hikayeye başlanır,hikayeden önce çeşitli tekerlemeler görülürdü.Daha sonra meddah hikayesini anlatır ve hikayenin sorumluluğunu hikayenin kaynağına bırakıp özür dilerdi

    KUKLA
    Geleneksel Türk Tiyatrosu üzerine pek çok araştırma yapılmış ancak bunlarda kukladan pek az bahsedilmiştir.Bunun başlıca nedeni kukla üzerine olan kaynakların bir çoğunun gölge oyunu sanılmasıdır.

    İSKEMLE KUKLASI
    Göğüslerinden yatay ip geçen bu kuklalar,çalgılar eşliğinde,aşağıdan ipleri çekilerek sıçratıp dans ettirilir.Bu kuklaları daha çok sokak göstericileri kullanırdı.

    EL KUKLASI
    Başları ve kolları tahtadan ,gövdeleri bezdendir.Kuklacı elini kuklanın içerisine sokar ; İşaret parmağıyla başını,baş ve orta parmağıyla da kollarını oynatır.

    İPLİ KUKLASI
    Yapımı el kuklasına göre daha zor olduğundan pek yaygın değildi. Kuklanın eklem yerlerinin bir ip ile bağlanması ve bu iplerin T şeklinde bir tahta parçasına tutturulması ile yapılırdı.


    Türk kuklasında kişilerin özellikleri karagözdeki gibi keskin çizgilerle belirtilmemiştir.Kukla oyununda karagözdeki gibi iki birincil kişi buluruz.Bunlar İbiş ile İhtiyar dır.İbiş hep uşak olur. Adı, efendisine bağlılığından ötürü sadık tır.Ayrıca Durmuş,Tombul,Fıstık, Kıvrak, Kışkış gibi isimler de alırdı.İbiş kurnaz ve hazırcevaptır.Biçimsiz bir fesi vardır,püskülü sağa sola kayar.Yanlış anlaşılmalar,çift anlamlı deyimler, açık saçık sözler kullanır.diğer baş karakter olan İhtiyar ise çiftliğin sahibi varlıklı bir kişidir. Bu iki karakter dışında ikincil kişiler de vardır. Bunlardan biri genç aşık delikanlı ,diğeri de onun sevgilisi olan kızdır.
    Kukla oyunu konusunu Ortaoyunu ve Karagözden yada aşk hikayeleri ve halk efsanelerinden alırdı.

    KARAGÖZ
    Gölge oyununun Türkiyeye ne zaman ve nasıl girdiğine baktığımız zaman,16.Yy.da Mısırdan girdiğini öğreniyoruz.17.Yy.da ise Karagözün tam şeklini aldığını biliyoruz.Asıl merak uyandıran tartışma konusu Karagöz ile Hacivatın gerçekten yaşamış kişiler olup olmadığıdır.

    Karagözün piri ve yaratıcısı Şeyh Küsteri sayılmıştır.Gerçekte oyunun kurucusu ve yaratıcısı olduğu kesin değildir.Fakat önemli olan,Karagözcülerin ,bulunmuş ve kurulmuş oyuna Şeyh Küsteriyi önder,koruyucu ve kurucu olarak seçmiş olmaları ve Şeyhin adıyla oyuna ciddi,yapıcı,eğitici,ibret verici bir temel bulmalarıdır.

    KARAGÖZÜN GELİŞİMİ
    17.Yy da kesin biçimini alan Karagöz, daha sonraki yüzyılda büyük bir ilerleme göstermiş,Türklerin en sevilen gösterisi olmuştur.Ne var ki Karagözün gelişimi içerisinde iki önemli sorun olmuştur.Bunlardan biri Karagözün toplumsal eleştiri ve taşlaması, diğeri de açık-saçıklığıdır.Karagözün ortadan kalkmasında batı tiyatrosunun Türkiyeye girişi kadar bu iki özelliğin de etkisi olduğu söylenebilir.Karagöz oyunu açık bir biçimdir.Her olaya, her amaca kendini uyduran bir yöntemdir.

    KARAGÖZÜN BÖLÜMLERİ

    Mukaddime
    İlk olarak müzikle boş perdede gösterimlik denilen ,limon ağacı,çalgıcılar,deniz kızı gibi, çoğu kez konuyla ilgisiz görüntüler olur.

    Muhavere
    Bu bölüm Karagöz ve Hacivat arasında geçer.İki kişiden fazla kişinin de bu bölümde yer aldığı görülmüştür.

    Fasıl
    Fasıl, oyunun kendisidir.Bu bölümde Hacivat ve Karagözden başka olay kişileri de bu bölümde görülür,oyuna katılırlar.17.yy. dan itibaren fasıl konuları belirli bir olaylar dizisine uymaya başlamıştır.

    Bitiş
    Karagöz oyunun bittiğini haber verir,kusurlar için özür diler, gelecek oyun duyurulur.Karagözle Hacivat oyun sırasında kılık değiştirmişlerse eski kılıklarında dönerler sahneye.

    KARAGÖZÜN TEKNİĞİ
    Karagöz görüntüleri kalın deriden , çoğu kez deve derisinden yapılır.Kullanılacak deride aranan özellikler saydamlaştırmaya yatkın ve ısıya dayanıklı olmasıdır.deri bir dizi işlem sonucunda işlendikten sonra üzerine kalıp konularak çizilir ve bu çizilen yerlerden sivri uçlu bıçakla kesilir.Gerekli yerlerinde ters tarafından delikler açılır; ve çini mürekkebi ile renklendirilir.Oynak eklemeli parçalar birbirine kiriş ,kursak,tel ile bağlanır.

    Karagöz,yatay çubukla oynatıldığından görüntüler tek yönlü hareket ederdi.Karagöz tek sanatçının gösterisidir. Hayali yada “Hayalbaz denilen ustadan başka bir de çırak vardır.Çırak, perdeyi hazırlar,oynanacak faslın görüntülerini seçip sıraya koyardı.Aynı zamanda ustanın yanında sanat öğrenmeye çalışırdı.

    ORTAOYUNU
    Ortaoyunu nasıl çıktı
    Türklerin Karagöz kukla gibi cansız; meddah gibi tek anlatıcılı sözlü oyunlarının yanında canlı oyuncularla oynanan en belli başlı geleneksel tiyatrosu olan ortaoyunu üzerine pek çok inceleme yapıldığı halde bu tiyatro türü üzerine karanlık kalmış, çözülmemiş pek çok nokta buluruz. Ortaoyunu üzerine incelemeler yapanlar çağlar boyunca rastlanan canlı oyuncularla yapılan sözlü temsillerden çok, “ortaoyunu terimine ilk rastladıkları tarihi temel alıyor, 19. yüzyılın ortalarına doğru getiriyorlar.

    ORTAOYUNUNUN BÖLÜMLERİ
    Oyunun iki önemli kişisi vardır: Pişekar ve Kavuklu. Oyun tümüyle bu iki kişinin etrafında gelişir.Ahmet Rasim in tanımına göre Pişekar, oyunu idare eden karakterdir. Pişekar, akıllı , işgüzar, rehber, iyiyi kötüyü ayırt edebilen,tecrübeli,yaşlı bir tiptir.Oyun, bu kişinin göstereceği tarza tabidir.Kavuklu ise oyunun komik unsurudur.Tüm entrika ve sürprizler Kavuklunun başı altından çıkar.Cehaleti,inatçılığı ve bunlara karşın güleryüzü ile Pişekarı oyun sonuna kadar uğraştırır.daha sonra oyuna uygun bir tekerleme yaratarak oyunu bitirir.Kavuklunun en büyük yeteneği tekerleme yaratmaktır.Oyunda dört bölüm vardır: Öndeyiş,söyleşme,fasıl, bitiriş