Fecri Ati Edebiyatı Topluluğu Özellikleri

'Etüt Merkezi' forumunda ZeuS tarafından 17 Ocak 2012 tarihinde açılan konu


  1. FECR-İ ATİ EDEBİYATI

    Fecri Atî topluluğu, sanat ve edebiyattaki seviyesizliğe tepki duyan sanatçıların ortak hareketinden doğmuştur.

    Basının siyasi hayatla çok fazla içli dışlı olmasından usanan genç yazarlar, Hilâl gazetesinin matbaasında toplanarak idealleri doğrultusunda bir grup oluştururlar. Önce fikirlerini ifade edecek bir isim ararlar. Ahmed Haşim, Sinayı Emel'i teklif eder¬se de Faik Âli'nin ileri sürdüğü Fecr-i Atî ismi kabul edilir. Böylece topluluk 1909 yılı başlarında fiilen kuru¬lur. Başkanlığa en yaşlı üye sıfatıyla o zaman otuz dört yaşında olan Faik Âli getirilir.
    Fecri Ati’nin varlığını hissettiren en önemli hadise kuruluşundan bir yıl kadar son¬ra yayımlanan bildiri olur. Servet-i Fünûn'da (24 Şubat 1910) ve aynı tarih¬li Tanin gazetesinde "Fecr-i Atî Encümeni Edebîsi Beyannâmesi" başlığı ile çıkan uzunca yazıda topluluğun pren¬sipleri açıklanmıştır. Topluluk, kendisi ile aynı adı taşıyan bir edebî dergi çıkarmaya karar vermişse de Servet-i Fünûn'un sayfalarını kendilerine açması üzerine bundan vazgeçer.

    Edebiyatımızda ilk edebî bildiri olarak kabul edilen bu bildiride, topluluğun kuruluş amaçlarını şöyle açıklanmıştır:

     Dilin, edebiyatın ve sosyal bilimlerin ilerlemesine hizmet etmek,
     Genç yetenekleri bir araya toplamak,
     Batıdan önemli edebî ve fikri eserleri tercüme etmek,
     Konferanslar ve açık oturumlar ile kamuoyunu aydınlatmak,
     Fecri Ati Kütüphanesi adı altında bir yayın serisi kurmak.

    Bu bildirinin altında şu isimlerin imzaları vardır:
    Ahmet Haşim, Ahmet Samim, Celal Sahir, Faik Ali, Emin Bülent, Ali Canip, Emin Lamı, Tah¬sin Nahit, Hamdullah Suphi, Refik Halit, Cemil Süleyman, İzzet Melih, Şahabettin Süleyman, Fazıl Ah¬met, Ali Süha, Mehmet Behçet, Mehmet Rüştü, Köprülüzade Fuat, Müfit Ratip, Yakup Kadri.

    Topluluk, kurulduktan sonra, Serveti Fünûnculara karşı sistemli bir mücadeleye girişirler. Serveti Fünûncular da karşılık verirler. Ancak Fecri Âtî' yi yıkan, muhalifleri ile girmiş oldukları tartışmalar değildir. Onların Serveti Fünûnculardan daha fazla bireyci olmaları topluluğun dağılmasına neden olmuştur. Her türlü siyasî baskıdan uzak oldukları hâlde sanatı toplum yararına kullanmayı ısrarla reddettiler. Aralarında güçlü bir sanat bağının bu¬lunmayışı da çözülmeyi hızlandırmıştır.

    Topluluğun dağılmasından sonra (1912) üyelerinin büyük ço¬ğunluğu Millî Edebiyat Akımı'na katılmıştır. (Y.Kadri, Refik Halit, M.Fuat Köprülü gibi).

    Topluluğun Genel Özellikleri

     Topluluğun üyeleri, edebiyatta yenilikler yapmak amacıyla bir araya gelen, edebiyatın toplum eğitimine katkısı olduğunu iddia ederek edebiyatın önemini anlatmaya çalışan genç sanatçılardır.
     Bu sanatçılar "Sanat şahsi ve muhteremdir." Görüşüyle hareket etmişler, ancak Serveti Fünûn’ un etkisinden de kurtulamamışlardır.
     Şiirde, sembolizmin ve Parnasizmin etkisinde kalmış, Fransız sembolistlerini örnek almışlardır.
     Serveti Fünuncuları Batıyı yeterince tanıyamamakla suçlamışlar, kendilerinin batıdan daha fazla faydalanacaklarını ifade etmişlerdir.
     Roman ve hikâyede, realizm ve natüralizmden, şiirde ise sembolizm ve parnasizmden etkilenmişlerdir.
     Eserlerinde kullandıkları dil Arapça Farsça sözcük ve tamlamalarla yüklü süslü ve ağır bir dildir.

    Fecri Ati’de Türler

    Şiir

     “Sanat şahsi ve muhteremdir. “ görüşünü dile getirerek şiirle topluma faydalı olma¬nın doğru ve mümkün olma-dığı, şiirin ancak duyguları dile getiren bir sanat vasıtası olduğunu savunurlar.
     Fecri Âti şiirinin gerek ölçü, gerek tema gerekse duyuş ve hayal bakımından Serveti Fünûn şiirinden pek de farklı değildir.
     Sanatçılar genellikle aşk ve ta¬biat konularını işlemişler, vezin olarak da aruzu tercih etmiştir.
     Fecri Aticiler de Serveti Fünûn şairleri gibi romantik ve melânkolik duygular içerisindedirler.
     Serveti Fünûn şa¬irleri zamanın siyasî baskılarını bütün şiddetiyle yaşarken, Fecri Ati mensuplarının bu tür bas¬kılara maruz kalmamıştır.
     Bu iki sanat oluşumunun aralarındaki tek ayrım; Fransız sembolistlerini Fecri Ati’nin daha yakından tanımaya çalışması ve bunda da bir miktar başarıya ulaşmış olmalarıdır.
     İlk kez Serveti Fünûn şiirinde uygulanan serbest müstezat, Fecri Âti şiirinde daha da serbest hâle getirilerek Fransız sembolizmindeki serbest nazma tamamıyla ben¬zetilmiştir.
     Fecri Âti şiiri, dil olarak da Serveti Fünûn'dan farklı bir anlayışa sahip değildir. Arapça ve Farsçadan şiir diline yeni kelimeler getirilmiş, konuşma dilinden uzaklaşılmıştır.

    Hikaye ve Roman

    Roman ve hikâye alanındaki isimler Refik Halit, Yakup Kadri, Cemil Süley¬man ve İzzet Melih'tir. Özellikle son iki¬si topluluğun roman anlayışını daha iyi ak¬settiren eserler vermişlerdir. Konu olarak Edebiyatı Cedide romanını taklit eden bu yazarların roman tekniği açısından Edebiyatı Cedide seviyesini de tutturamadığı görülür.

    Yakup Kadri ve Refik Halit dışında, Fecri Ati’ye bağlı kalan önemli yazarlar yoktur. Bunlar da zamanla Millî Edebiyat akımının dil ve üslûp özellik¬lerinden etkilenmiş ve bu akıma katılmışlardır.

    Tiyatro

    Tiyatro alanında Müfid Râtib, Tahsin Nâhid, Şehabeddin Süleyman, Refik Ha¬lit, İzzet Melih ve Ali Süha'nın çalışma¬ları vardır. Bu yazarların oyunları, özellikle adına "fanteziye" denilen kısa piyesleri, dergiler arasında kalmıştır.

    Tiyatro türüne pek fazla ilgi göstermeyen Fecri Âti yazarlarının eserleri teknik olarak zayıf¬tır. Ayrıca eserlerin dili, sahne dili olmaktan çok uzaktır. Romanlarda oldu¬ğu gibi yine hissidir ve çoğu, basit aşk te¬maları üzerine kurulmuştur.

    Ahmet Haşim (1884–1933)

     Modern Türk şiirinin en büyük isimlerinden biri olan şair, 1884'te Bağdat'ta doğmuştur.
     1908 yılına kadar olan denemelerinde Abdülhak Hamit, Muallim Naci, Fikret ve Cenab'ın etkisinde kalmıştır.
     20 Mart 1909'da kurulmuş olan Fecri Ati Topluluğu'na katılmış, şiirlerini Musavver, Muhit, Resimli Kitap, Rübâb ve Servet-i Fünûn gibi dergilerde yayımlamıştır.
     Şiir hakkındaki görüşlerini 'Şiir Hakkında Bazı Mülâhazalar" başlığı altında açıklamıştır. Haşim' e göre şiirde musiki ve ahenk önemlidir. Gerçek şiir, herkesin kendisine göre yorumlayabileceği şiirdir.
     Haşim, sembolizmden faydalanmıştır; fakat batılı anlamda sem¬bolist bir şair değildir.
     Musikiyi ön plâna çıkardığı için, şekle önem vermemiştir. Şiirlerini dörtlüklerle, serbest müstezat türüyle yazmış, son dönemde serbest biçimler de denemiştir.
     Şiirlerinde aşk ve tabiat temalarının yanı sıra çocukluk anıları, annesinin anılarına bağlılık ve gerçek hayattan kaçış gibi temalara da yer vermiştir.
     Haşim, kendine özgü mecazlarla kurulmuş bir dünya peşindedir. Günlük hayatın gürültüsü yerine akşam, gün batımı, ay ışığı, durgun göller gibi unsurlara yer vermiştir.
     1921 yılına kadar yazdığı şiirlerde Arapça ve Farsça kelimeler çoğunluktadır. Daha sonra Millî edebiyatın etkisiyle sade Türkçeye yönelmiştir.
     Sanat için sanat ilkesine sıkı sıkıya bağlıdır. Şiirlerinde sadece aruz veznini kullanmıştır.
     Ona göre şiir duyulmak, nesir anlaşılmak için yazılır.
     Şiir dışında fıkra, gezi türünde de eserleri vardır. Nesirleri açık, sade, nükteli ve konuşma havasındadır.

    Eserleri: Şiir: Piyale, Göl Saatleri
    Nesir: Gurabahanei Laklakan, Bize Göre Frankfurt Seyahatnamesi








    Bağımsız Sanatçılar
    Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864–1944)

    Servet-i Fünûn Topluluğu'nun etkin olduğu bir dönemde, Ahmet Mithat’ın roman tarzını benimseyen yazar, yazı hayatına küçük yaşlarda başlamıştır.
     Ahmet Mithat'ın, Tercümanı Hakikat ve Ahmet Cevdet'in İkdam gazetelerinde çalışmış, bu gazetelerde tefrika edilen romanlarıyla kısa zamanda tanınmıştır.
     Edebiyatımızda popüler roman anlayışının en büyük temsilcisidir.
     "Halk için roman" geleneğine bağlı kalmış, halkın anlayacağı konuları uygun mizah anlayışıyla kaleme almıştır.
     Romanlarında sosyal sorunları, aile geçimsizliklerini, batıl inanışları, yanlış batılılaşma anlayışını konu edinmiştir.
     Realistnatüralist çizginin etkisiyle yazdığı roman ve hikâyelerinde gözlem güçlü teknik zayıftır.
     Romanlarında kahramanların yaşadıkları sosyal çevrenin özelliklerini; dünya görüşlerini, ya¬şam biçimlerini, giyinişlerini; örf ve adetlerini, inanışlarını başarılı bir şekilde yansıtmıştır.
     Tasvirlerinde ve olayları anlatışında ağır bir dil kullanırken, konuşmalarda ise dili sadeleşmiştir.
     Hüse¬yin Rahmi, kahramanları kendi söyleyiş özellikleriyle konuşturmuştur. Bu yönüyle sokağı edebiyata taşıyan sanatçı olarak tanınmıştır.
    Eserleri: Romanları: AynaŞık, İffet, Mürebbiye, Metres, Tesadüf, Nimetşinas, Kuyruklu Yıldız Al¬tında bir İzdivaç, Gulyabanî, Evlere Şenlik, Kaynanam Nasıl Kudurdu
    Hikâyeleri: Kadınlar Vaizi, Namusla Açlık Meselesi, İki Hödüğün Seyahati, Gönül Ticareti, Melek Sanmıştım Şeytanı.
    Oyunları: Hazan Bülbülü, Kadın Erkekleşince, İki Damla Yaş

    Ahmet Rasim (1864–1932)

     Hayatını kalemiyle kazanan çok yönlü yazarlardan biridir. Tercümanı Hakikat’te yayınladığı Fransızca tercümeleriyle tanınmıştır.
     Edebiyatı Cedide hareketine katılmamış, onları hararetle eleştirmiştir. Onlara karşı eski şiiri savunmuştur.
     Ahmet Mithat geleneğine bağlı kalmış, öğretici bir halk yazarıdır. Hikâye, anı, şiir, tarih, çocuk kitapları alanında eserler vermiştir.
     Çoğu ilkokullar için yazılmış, alfabe, yazım, okuma kitabı, dilbilgisi, tarih, sağlık, matematik konularında otuza yakın eser vermiştir.
     Şiir, hikâye, tarih ve bilim konularında eserler yazmış, çeviriler yapmıştır.
     Asıl ününe çocukluk anılarında ve gazetelerde İstanbul'u anlatan fıkra, makale ve anılarıyla ulaşmıştır.
     Yazılarında halk di¬liyle gelenek ve görenekleri işlemiş, mizahla süslenmiş kısa cümleler kullanmıştır.
     Gazete fıkraları ve makaleleri yanında İstanbul halkının yaşamına tanıklık eden, halkın gelenek ve göreneklerini canlı bir realizmle inceleyen eserler yazmıştır.
    Eserleri:
    Anı: Gecelerim, Fuhşi Atik, Muharrir Şair Edip, Falaka
    Makale, Fıkra: Tarih ve Muharrir, Şehir Mektupları, Eşkâli Zaman, Gülüp Ağladıklarım, Muharrir Bu Ya
    Hikâye, Roman: İlk Sevgi, Bir Sefilenin Evrakı Metrukesi, Güzel Elen