Fazıl Hüsnü Dağlarca ( Şair) Hayatı ve Meslek Yılları Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 21 Haz 2012 tarihinde açılan konu

  1. Fazıl Hüsnü Dağlarca ( Şair) Hayatı ve Meslek Yılları Hakkında Bilgi


    Doğum 26 Ağustos 1914/İstanbul
    Ölümü 15 Ekim 2008/İstanbul
    Meslek Şair


    Türk şairdir. Şiirleri yurdun her tarafındaki gazete ve dergilerde yayımlanmış aynı zamanda birçok ödüle layık görülmüştür. Edebiyatımız açısından önemli yazarlarımız arasında yer alır.

    EĞİTİM HAYATI VE MESLEK HAYATI
    İstanbul doğumlu olan şairimizin babası Süvari Yarbayı Hasan Hüsnü Beydir. İlköğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan'da, ortaöğrenimini Tarsus ve Adana ortaokulundan sonra girdiği Kuleli Askeri Lisesi'nde 1933 yılında tamamladı. 1935 yılında piyade subayı göreviyle yurdun dört bir yanını dolaştı. Askerlikten 1950 yılında emekliye ayrıldı ve sekiz yıl kadar Çalışma Bakanlığında iş müfettişi olarak İstanbul’da çalıştı. Aynı zamanda Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu üyesiydi. Edebiyatımızda büyük şair olarak tanımlanan Dağlarca, zatürre nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 94 yaşında vefat etti.

    EDEBİ HAYATI
    Aile, Ataç, Çağrı, Devrim, İnkılapçı Gençlik, Kültür Haftası, Türkçe, Türk Dili, Türk Yurdu, Varlık, Vatan, Yeditepe, Yücel, Yenilik, Yön gibi dergi ve gazetelerde şiirlerini yayımladı. Çalışma Bakanlığındaki görevinden ayrıldıktan sonra Aksaray’da Kitap kitabevini açtı ve yayıncılık hayatına başladı. 1960’lı yılların başında dört yıl Türkçe isimli aylık dergiyi çıkardı. İlk yazısı 1927'de Yeni Adana gazetesinde yayınlanan bir hikâyedir, İstanbul dergisinde 1933'te çıkan "Yavaşlayan Ömür" adlı şiiriyle adını duyurmaya başladı. Şairimiz aynı zamanda ABD tarafından verilen bir ödülle En İyi Türk Şair unvanına layık görüldü. Dil devrimiyle alakalı halk açısından söyleyişiler de bulunmuştur. Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, bu yüzden hiçbir edebî akım ve kişiden etkilenmeden kendi kozasını örer. Çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmemiş, hiçbir akımın etkisinde kalmayarak şiirlerini yazmıştır. Onun sanat anlayışını şu cümlesi özetler: "Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir