Farabi'nin Sudur Nazariyesi

'Ders notları' forumunda Masal tarafından 31 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu


  1. Farabi'nin Sudur Teorisi


    Farabi'nin Sudur Anlayışı


    İslam filozoflarında da ilk olarak Farabi temelde Yeni-Plâtoncu Plotinusu takip ederek evrenin yaratılışında sudur teorisini benimsedi. Buna göre göksel ve dünyevi varlıklar determinist bir süreç sonucu ilk varlık olan Allahtan türemişlerdi.

    İbn Sinanın sudur teorisinin farabinin kinden esas itibariyle farklı bir tarafı yoktur. Çünkü her ikisi de bu konu da İskenderiye ekolünden, yani yeni eflatunculuğun temsilcisi Plotinden istifade etmişlerdir. Fakat İbn Sina, Farabiye nisbetle maddeye daha az önem atfederek makulatı* maddeden üstün tutmuştur. Hatta nefsi de makulat ile cisimler arasında bir vasıta gibi görerek maddeyi en aşağı varlık olarak kabul etmiştir. Ancak Farabî de, İbn Sinada bu nazariyeye Plotinden daha farklı bir yorum getirmişlerdir.

    Farabi'nin Sudur Teorisi

    Buna göre; Allah birdir ve varlıklar ondan zaruri olarak sudur etmiş, fışkırmış ve dışa vurmuştur. Buna göre evrenin, bir bakıma Allahın iradesi olmadan ortaya çıktığı kabul ediliyordu. Allah, sadece kendisini biliyor, kendisinden zorunlu olarak sudur eden evren hakkında bilgi sahibi değildi.

    Farabi ayrıca, ahiret hayatının, sadece ruhi olduğuna inanıyordu.

    Farabinin Sudur Teorisi, aslında Antikçağ düşüncesinin bu asırdaki bir çeşit yansıması olup, yaratılışı Allahın hür iradesinde gören İslâm anlayışına ters düştüğü için tenkit edilmiştir.

    Farabiye göre, Peygamber de filozoflar da Faal Akılla irtibat kuran seçkinlerdir. Aralarındaki fark, Peygamberin buna hayal gücüne sahip mertebesiyle varması, diğerlerinin buna düşünce ve nazarla ulaşmasıdır. Farabiye göre faal akıl, Peygambere vahiy getiren Cebrail ile aynı mahiyettedir. Farabi, Peygamberin bilginin bu saf kaynağına, faal akıl veya Cebraile muhayyile aracılığıyla ulaşırken, filozofun akli düşünme ve derin tefekkürle vardığını belirtir.