Edat bağlaç ünlem konu anlatımı

'Genel Türk Tarihi' forumunda Wish tarafından 9 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. EDAT-BAĞLAÇ-ÜNLEM

    Edat (İlgeç)

    Kendi başına bir anlamı olmayan, diğer söz ve söz öbekleriyle kullanıldığında anlam kazanan sözcüklerdir.

    Kimi edatlar cümlede tek başına kullanılıyor olsa bile, anlamlı olması ancak cümle içinde kullanılmasına bağlıdır.

    "İçin, kadar, göre, doğru, sonra, dolayı, beri, gibi, yalnız, ile…"

    belli başlı edatlardır.

    Edatlar, sözcük türü olarak bağlaçlara yakın olduğundan bazen onlarla karıştırılabilir.
    Önce karışan edatlardan başlayarak önemli olanları inceleyelim.

    Edat olarak cümlede değişik anlamlar verecek biçimde kullanılır. Daha çok kendinden önceki sözcüğe eklenerek "- le, - la" biçiminde görülür.

    "Almanya'ya uçak ile gidecekmiş."

    cümlesinde araç bildirir.

    "Yarın arkadaşlar ile balığa gideceğiz."

    cümlesinde birliktelik bildirir.

    "Davranışının doğru olmadığını güzellikle anlat."

    cümlesinde durum bildirir.

    Burada "ile"nin edat ve bağlaç oluşu arasındaki ayrımı da belirtelim.

    Cümlede "ile" sözünün olduğu yere "ve" sözünü koyduğumuzda anlam bozukluğu oluyorsa "ile" edat; olmuyorsa bağlaçtır.

    "Ben öykü ile şiiri çok severim."

    cümlesinde "ile" bağlaçtır. Çünkü bu cümlede "öykü - şiir" sözcüklerini birbirine bağlamıştır. Ayrıca bu cümlede "ile" yerine "ve" sözcüğü getirilebilir:

    "Ben öykü ve şiiri çok severim."

    Ama;

    "Ben yıllardır öykü ile uğraştım."

    cümlesinde "ile" sözcüğü yerine "ve" getiremeyiz:

    "Ben yıllardır öykü ve uğraşırım."

    Görüldüğü gibi "ile" yerine "ve" getirilemiyor. Demek ki bu cümlede "ile" edattır.

    Bunların dışındaki edatları cümlelerle gösterelim.

    "Buz gibi limonatayı içiverdi."

    "Bu hediye etmek için mi aldın?"

    "Aslında onun kadar çalışmadım."

    "Sabaha doğru eve varabildi."

    "Şimdiye dek hiçbir konuda başarılı olamadın."

    "O günden sonra Ayhan ile hiç görüşmedim."

    cümlelerindeki altı çizili sözcükler edattır.

    Bağlaç

    Kendi başına bir anlamı olmayan, cümlede eş görevli söz ya da söz öbeklerini hatta cümleleri birbirine bağlayan sözcüklerdir.

    Bağlaçlar edatlardan farklı olarak cümle içinde bağladıkları sözlerin görevlerinde herhangi bir değişme yapmazlar, cümleden çıkarıldıklarında anlamda değişme olsa bile bozulma olmaz.

    Kimi bağlaçlar bağlayacakları sözcüklerin arasında kullanılır.

    "Çiçekçiden karanfil ve gül aldım."

    Kimi bağlaçlar cümleleri birbirine bağlar:

    "Eve gidiyorum, ama yine geleceğim."

    cümlesinde "ama" bağlacı iki cümleyi birbirine bağlamıştır.

    "Kitabı verdi, fakat geri almadı."

    "Ankara'ya gitmedim, çünkü işim düşmedi."

    "Pek dikkat çekmedi, oysa güzel bir filmdi."

    "İki yıldır hiç görmedim, yalnız arada bir telefonlaşırız."

    "Hem koşuyor hem bize lâf yetiştiriyordu."

    "Ya işinizi güzelce yapın ya da bu işten vazgeçin."

    "Üniversiteyi bitirdi, hatta öğretmenliğe bile başladı."

    Bu bağlaçların dışında özelliği olan, yazımı yönünden eklerle karışan bağlaçlar da vardır. Bunların en önemlileri "de" ve "ki" bağlaçlarıdır.

    Edatlarla ya da diğer sözcük türleriyle karışan bağlaçlar da vardır. Bunlar "yalnız, ancak, bir, tek" gibi edatlardır. Bu sözcükler kullanıldıkları cümlelerde "sadece" anlamını veriyorlarsa edat; "fakat" anlamını veriyorlarsa bağlaç görevindedirler. Bunları cümleler üzerinde gösterelim.

    "O kadından şikâyet eden yalnız sen değilsin."

    "Benim sözümü bir sen dinlemezsin zaten."

    "Bu odaya ancak beş kişi sığar."

    "Tek bu olay değil, daha birçok sebep var beni kızdıran."

    cümlelerinde altı çizili sözcükler "sadece" anlamına geldikleri için edat göreviyle kullanılmışlardır. Aynı sözcükleri değişik görevlerde de kullanabiliriz.

    "Ben gelirim, yalnız yol parasını siz ödersiniz."

    "Söylediklerine inanmıyorum, ancak benim yapabileceğim bir şey yok."

    cümlelerinde altı çizili sözcükler "fakat" anlamına geldiklerinden bağlaç olarak kullanılmışlardır.

    Ünlem

    Yalnız başına anlamı olmayan, cümle içinde, sevinme, korku, özlem, kızma gibi duyguları anlatan ya da seslenme bildiren sözcüklere ünlem denir.

    Ünlemlerin cümledeki söyleyişe göre anlam kazanır.

    "A, kim gelmiş?"

    "Yazık, çocuk hasta olmuş!"

    "Eyvah, çantam otobüste kaldı!"

    "Tüh, yine yanlış yaptım!"

    cümlelerindeki altı çizili kısımlar ünlemdir.
     


Yükleniyor...