Dua ile ilgili hadisler arapça ve anlamları

'Dualar ve Faziletleri' forumunda eftelya tarafından 22 Ağustos 2009 tarihinde açılan konu


  1. Dua ile ilgili hadisler arapça ve anlamları


    Yüce İslam dininde dua büyük bir önem arz etmektedir. Peygamber Efendimiz de yaşantısında duaya büyük bir önem vermiştir ve sahabelerine bu konuda devamlı tavsiyelerde bulunmuştur. Biz ümmeti içinde bu tavsiyelerden istifade etmekte büyük faydalar vardır. Yüce Mevlamız doğru dualar edebilmeyi ve hayır dualarımızın kabul olduğunu görebilmeyi nasip eylesin. Şimdi dua konusunda ki hadis i şeriflere yer verelim.

    Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu: “İzâ vakatum fil emril azîmi fekûlû hasbunallâhu ve ni’mel vekîl”
    Manası:“Büyük zorluklara duçar(yakalanmış) olduğunuz zaman “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” zikr-i cemîline devam ediniz.” (Ebû Dâvud, Vitr, 25; TirmizT Kıyâme, 8; Ibn Hanbel, Müsned, I/336.)
    Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“İnnellâhe teâlâ yuhibbul mulihhîne fid deâi” Manası:“Cenab-ı Hak, duada fazla ısrar edenleri sever. “(Kenzû’l-irfân 57 (Camhı’s-sağtr’den)
    Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“İza deal abdü bidavetin felam tusteceb kutibe lehû haseneten”
    Manası:“Eğer bir kul, Cenabı Hakka bir husus da dua eder de icabet olunmazsa onun yerine bir hasene, yani bir sevap yazılır. “
    Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Duâul vâlidi liveledihi keduâin nebiyyi liummetihi”
    Manası:“Bir babanın oğlu için duası, bir peygamberin ümmeti hakkındaki duası gibi makbuldür.” (Keşfü’l-hafâ, 1/495 (Deytomf’den)
    Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Duâul muhseni ileyhi lillmuhsini lâ yuraddu.” Manası:“İyilik görenlerin iyilik gördükleri kimseler hakkında ettikleri hayır duaları reddolunmaz.” (Tirmîzi,Birr, 5.)
    Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Edduâu beynel ezâni vel ikâmeti mustecâbun fedû” Manası: “Ezan ile ikamet arasında yapılan dua müstecabdır(kabul edilen dualardır). Bu arada hemen dua ediniz.” (Tirmizi, Salat, 44, Deavat, 128; Ebû Davud, Salat, 35.)
    Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Len yenfea hazerun min kaderin ve lâkinned duâe yenfeu mimmâ nezele ve mimmâ lem yenzil fealeykum bidduai ıbaâdellâhi mea külli hatmetin da’vetün müstecâbetün” Manası: “Kaderden sakınmak kaderi def etmez. Lâkin sâlihlerin duası, nüzul etmiş ve edecek olan elem ve musibeti def etmeye ve kaldırmaya medar (sebep) olur. İş böyle olunca ey Allah’ın kulları, dua ediniz. ” (Tirmizî Deavât, 101; İbn Hanbel, Müsned, 5/224.)
    Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Mea kulli hatmetin da’vatün müstecâbetun” Manası: “Kur’ân-ı Azîmü’şşan her ne vakit hatim olunursa akabinde yapılan bir dua müstecâbdır(makbüldür).(Kenzü’t-irfan, 59 (Camiu’s-sağîr’den) Dârimî, Fezailü’l-Kur’ân, 33.)
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Seeltülllâhe en lâ yakbele duâe habîbin alâ habîbihi” Manası: “Bir kimsenin sevdiği bir kimse aleyhinde olan duasının kabul olunmamasını Cenab-ı Hakk’tan istirham eyledim. “(a.e. göst. yer. Keşfü’l-hafâ, 1/404 (Dârekutnî’den)
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Men sallâ ferîdaten felehû da’vatün müstecâbetün” Manası: “Bir farz namazını huşu’ ile edâ eden kimsenin o namazın akabinde vaki’ olacak(meydanan gelecek) bir duası müstecâb(kabul) olur.” (Buhârî, Cihâd, 180; Müslim, îman, 39; Ebû Davud, Zekât, 5; Tirmizi. Zekat, 6; İbn Mace, Zekat, 6;Darimi, Zekat 1; Mu-vatta, Da’vetü’l-mazlûm, 1; İbn Hanbel, Müsned, 1/333.)
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“İtteku deavatel mazlûmi feinnehâ tesadü iles semâi keennehâ şerâratün” Manası: “Mazlumun bedduasından sakınınız. Zîra bir kıvılcım süratiyle semâya icabete yükselir.”Fâcir(günahkar) de olsa mazlumun duası makbuldür.(Keşfü’lhafâ, 1/405 İbn Hanbel, Müsned’den)
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Men lâ yedûnî eğdabu alayhi” Manası: “Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: “Kim bana dua etmezse ona gadab ederim.” (İbn Mâce, Duâ, 1; İbn Hanbel, 3/477)
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Duâul mazlûmi müstecâbetün ve in kâne fâcira” Manası: “Facir de olsa mazlumun duası makbuldür.”
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Men setere ehâhul muslime fid dünyâ felem yefdahhu seterehullâhu yevmel kıyâmeti” Manası: “Müslüman kardeşinin ayıp ve çıplak yerlerini setrederek onu dünyâda rüsvay etmeyen kimsenin ayıplarını Cenâb-ı Hakk kıyamet gününde setreder.”(örter) (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58; Ebû Dâvud, Edeb, 28;Tirmizî, Birr; 19; İbn Mace, Mukaddime, 17; Ibn Hanbel, Müsned, 3/91, 252. )
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“İzâ raeytumul harîka fekebbirû feinnet tekbira yutfiuhu”Manası: “Bir yerde yangın olduğunu gördüğünüz zaman ‘Allah u Ekber’ diyerek tekrar tekrar tekbir alınız. Zira tekbir yangını söndürür.”‘ (Keşfü’l-hafâ, 1/89.)
    Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Tearref ilellâhi fir rahâi ya’rifke fiş şiddeti” Manası:n”Dünyânın geniş vakitlerinde, yani sağlık,huzur ve afiyette olduğun zaman Cenabı Hakka ibadet ve taat ile kendini takdim et ki,sıkıntılı bir zamanda seni lütuf ile yad edip gözetsin. ” (İbn Hanbel, Müsned, 1/307; Tirmizî, Deavât, 9.)
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Birrul vâlideyni yezîdu fil umri vel kizbu yenkusur rizka ved duâu yeruddul kadâe” Manası: “Ana ve babaya iyilik ömrü artırır. Yalan söylemek rızkı noksanlaştırır, duâ kazaya siper olur.” (Buhârî, Mevâkîtü-salât, 5; Müslim, îmân, 137; Ebû Dâvud, Edeb, 130; TirmlzT, Salât, 13; Neseî, Mevâkît, 51; İbn Mâce, Edeb, I.)
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Men kadae racâe menil tecee kadaallâhu racâehu” Manası:“Kendisine iltica ile bir ricada bulunan kimsenin ricasını kesip atanın dua ve ricasını da Allah kesip atar.”( Keşfü’l-hafâ, 2/272 (Ahmed b. Hanbel, Müsned’den)
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Men uzille ındehu mu’minun felem yensurhu ve huve yakdiru alâ en yensurahu ezellehullâhu alâ ruusil eşhâdi yevmel kıyâmeti” Manası: Bir mü’mine yapılan zillet ve hakareti görüp de ona engel olabilecek durumda olduğu halde muavenette(yardımda) bulunmayanları Cenab-ı Hak mahşerde zelîl eder” (İbn Hanbel, Müsned, 3/487.)
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Men erâde en tustecâbe deavetehû ve en tukşefe kurbetuhu fel yuferric an mu’sirin” Manası:“Her kim dualarının kabulünü, gam ve üzüntülerinin def olup kaldırılmasını arzu ederse sıkıntıda bulunanların imdadına yetişsin.” (Müslim, Müsakat, 32; İbn Hanbet, Müsned, 3/32.)
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Mâ hâbe menistehâre ve lâ nedîme menis teşâre ve lâ âle menık tesade” Manası: “İşlerde istihare edenler, yani Allah’dan hayır dileyerek rızasına muvafık hareket edenler zarar etmezler. İstişare edenler de(danışanlar da) işin sonunda pişman olmazlar. İdar-i maişetin de (geçiminde) israf etmeyip itidal yolunu iltizam edenler de(orta yolu tutanlar) fakru zarurete düşmezler.” (Keşfü’l-hafâ, 2/185 (Taberanîden)
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“İzâ eradte en tefale emran fetedebberu âkibetehu fein kâne hayran feem dıhi ve in kâne şeran fentehi” Manası: “Bir işe başlamak istediğin zaman akıbetini iyice tefekkür(düşünüp) edip hayru sevabı mucib (hayra vesile olacaksa) ise devam et, şerrü ıkabı mucib ise(kötülüğe sebep olacaksa) ictinab et!(sakın)” (Kenzü’l-irfan.)
    Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“El hikmetu aşeratü eczâin tisatün minhâ fil uzleti ve vâhidun fis sumti” Manası: “Hikmet on parçadır. Dokuzu uzlette,(yalnızlıkta) diğer biri de sükutta dır (sessiz kalmak). Yani malayaniden, kendisini ilgilendirmeyen ve lüzumsuz bulunan şeylerden hıfz eylemektedir.(korumaktır)” (Keşfü’l-hafâ, 1/363 (İbn Adlyy’den)
    Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: Arapça Okunuşu:“Eballâhu en yakbele amele sahibi bidatin hatta yedea bidatehu” Manası: “Akaid-i faside(yanlış-bozuk inanışlar) ve bid’at sahiplerinin amellerini, ibadetlerini Cenâb-ı Allah kabul etmek istemez. ” (İbn Mâce, Mukaddime, 7.) Eğer tevbe edip ehl-i sünnet ve’l-cemaat itikadına rûcû’ ederlerse kabul eder.
    Ebu Hüreyre (r.a.) der ki: Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: “Her bir peygambere etmesi için bir dua verilmiştir. Ben ise ümmetime şefaat olmak üzere duamı ahirete bırakmak istiyorum.” (Mütltm, iman, 334,335 vd. Buhirf, Deavat, I; Tirmizi,Deavat, 130; Ibn Mac», ZOhd, 37; Dirimt, Rlkak, 85; Muvat-ta’, Kuran, 26.)
     


Yükleniyor...