Dirimselcilik Nedir? Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 14 Ocak 2013 tarihinde açılan konu


  1. Dirimselcilik Nedir? Hakkında Bilgi

    Yaşamın dirimsel bir ilkeden doğduğunu ileri süren öğretilerin genel adı.

    Canlıcılık, mekanikçilik, ruhçuluk, kaba özdekçilik karşıtıdır. Bu anlayışta olanlar, yaşamın, ne ruhsal ne de fizikoşimik bir başlangıca indirgenemeyeceğini ileri sürerler; onlara göre yaşam, bambaşka bir güçten, kendine özgü bir dirim ilkesi'nden meydana gelmiştir. Canlıcılık ve ruhçuluk canlılık olayını ruh'un ürünü sayar, mekanikçilik onu manivela vb. gibi makine yasalarıyla açıklar (örneğin kalp bir tulumba, göz optik bir aleti mide bir kimya laboratuarıdır), kaba özdekçilik onu fizikoşimik olaylara indirger. Dirimselcilik, bütün bunlara karşı olarak yaşamın nedenini çeşitli dirimsel ilke'lere bağlar. Dirimselcilere göre hiçbir mekine doğurmaz, canlılıksa doğurucudur; hiçbir makine kendi kendini onarmaz, canlılıksa kırılanı, bozulanı onarır; bir mekine ayrı ayrı birer bütün olan parçalardan kuruludur, canlılıksa birbirinden ayrılamayan bir bütünlüktür. Öyleyse canlılık olayı ya da yaşam, nedenini kendisinden alan bambaşka bir ilkenin ürünüdür. Buna platon gibi idea, Aristoteles gibi entelekheia, Max Scheler gibi geist, Henri Bergson gibi elan vital, kimi bitkibilimciler gibi dominant denebilir. Ama gerçekte ne olduğu bir türlü açıklanamamıştır. Bu konuda en doğru sözü dirimselci Barthez söylemiş ve dirim gücü adını verdikleri bu gücü bir bilinemez güç olarak tanımlamıştır. Kökleri antikçağ Yunanlılarına, özellikle de Platon'la Aristoteles'e bağlanan dirimselcilik en aşırı idealist yapısına 17. yüzyıldan itibaren G. Stahl, Drisch, J. J. Uexkull, Reinke, Becher, Bordeu, Bichat vb. gibi idealist düşünürlerin öğretilerinde kavuşmuştur. Dirimselcilik, özellikle Fransa'da Mpntpellier okuluyla okullaşmış ve Bartez, Cuvier, Jean Muller vb. gibi düşünürlerce geliştirilmiştir. Hiçbir bilimsel temele dayanmayan dirimselci savlar, bir ara yeni dirimselcilik adı altında canlandırılmaya çalışılmışsa da, günümüzde idealistler arasında bile geçerliliğini yitirmiş bulunmaktadır. Ünlü bir diyalektikçinin dediği gibi, "bilimin gelişmesinin tarihi, dirimselciliğin çürütülmesinin tarihidir."