Dikili Taş Tarihi ve Özelliği

'Tarih Bölümü' forumunda EyLüL tarafından 23 Şub 2012 tarihinde açılan konu


  1. Dikili taş

    Bir başkentlik alameti olan Dikilitaş'ın dünyada örneği azdır. İtalya, Fransa ve Türkiye’de gerçeği bulunurken Amerika da replikası vardır.

    TARİHÇE
    Dikilitaş diğer adıyla obelisk olarak bilinen eser, yüksekçe bir daireden veya dört kenarlı tepeye doğru incelen taştan bir anıttır. Bugün hala varlığını Sultan Ahmed Meydanı’nda sürdüren bu anıtı İmparator Theodosius Mısırdan 390 yılında getirtmiştir. Mısır’ın Karnak – Laksur tapınağından getirtilen bu eser monolit yani tek bir parçadan oluşur. Hipodrom alanına yerleştirilmiştir

    CEPHELER
    Anıt pembe granitten yapılmıştır. 200 ton ağırlığındadır ve 19 metre yüksekliğindedir. Anıt bir kaide üzerine oturur ve 4 cephesinde de İmparator Theodosius, eşi ve oğulları betimlenmiştir. Ayrıca üzerinde çeşitli hiyeroglif yazıların olması önemini daha da arttırır. Kuzeybatı cephesinde; “18. sülaleden Yukari ve Asagi Mısır’ın sahibi 3. Tutmosis, Tanrı Amon’a kurbanını sunduktan sonra Horus’un yardımıyla bütün denizleri ve nehirleri hükmü altına alarak hükümdarlığının otuzuncu yılı bayramında bu sütunu daha nice zamanların getireceği bayramlar için yaptırdı ve dikti.”

    Kuzey cephesinde; “Gizli ve kutsal ismin her tecellisine mazhar olan tanrı Amon’a kurbanını büyük bir acz içinde sunduktan sonra, ondan yardımlar dilenerek güneyin dostu, dinin nuru iki tacın (Aşağı ve Yukarı Mısır) sahibi, kudretli hükümdar ülkesinin sınırlarını Mezopotamya’ya kadar götürmeye azmetti.”

    Güneydoğu cephesinde; “Güneşin doğduğu sırada sahip olduğu altın renkleri dünyaya yayan Horus’un verdiği kuvveti, serveti, kuvvetli sevgi, saygıyı taşıyan ve Aşağı ve Yukarı Mısır’ın tacına sahip olan ve bizzat Güneş tarafından seçilmiş olan firavun, bu eseri babası Ra için yaptırdı.”

    Güney cephesinde; "Tanrı Horus’un lütfuna mazhar olan ve Güneş’in oğlu unvanını taşıyan Aşağı ve Yukarı Mısır’ın hükümdarı olan firavun, kudret ve adaletle bütün ufuklara nur saçtı. Ordusunun önüne geçti. Akdeniz’de dolaştı, bütün dünyayı mağlup etti. Sınırlarını Naharin’e kadar yaydı. Mezopotamya’ya azimle gitti, büyük savaşlar yaptı.’’