çinin 50 yıllık teknolojisi ve gelişimi hakkında bilgi

'Ders notları' forumunda anniccha tarafından 9 Eki 2010 tarihinde açılan konu

  1. çinin 50 yıllık teknolojisi ve gelişimi hakkında bilgi

    Çin Temel Araştırma Planı
    Çinin temel araştırma yönündeki ulusal planı, ulusal ağırlıklı temel araştırma ve kalkındırma planı olarak adlandırılıyor. Bu plana, Mart 1997de uygulanmaya başlanmasından dolayı, “973 planı da deniliyor. “973 planı kapsamında, esas olarak tarım, enerji, bilgi, kaynak ve çevre, nüfus ve sağlık ve malzeme gibi alanlar ile ulusal ekonomi, toplumsal gelişim, bilim ve teknolojinin gelişmesiyle ilgili önemli bilimsel sorunlar yer alıyor. Söz konusu plan, pek çok bilim dalında yapılan kapsamlı araştırmayla, sorunları çözen teorik dayanakların ve bilimsel temelin sağlanmasını amaçlıyor.
    Planın hayata geçirilmesinden bu yana geçen süre içinde Çin hükümeti milyarca yuanlık bütçe ayırarak, 300den fazla proje başlattı. Bazı projelerde bir dizi sonuç alındı. Çinli bilimadamları, Nano teknolojisi, genetik, beyin bilimi, antik biyoloji gibi alanlarda da dünyanın dikkatini çeken sonuçlar elde ettiler. Örneğin, Çinli bilimadamları, 2002 yılında pirincin gen sıralamasını bulmayı, 2004 yılında da pirincin işlevli genini klonlamayı başardılar.

    Yüksek ve yeni teknoloji araştırma planı:
    Çinin yüksek ve yeni teknoloji alanındaki ulusal planı, ulusal yüksek teknoloji araştırma ve kalkındırma planı olarak adlandırılıyor. Bu plan, Mart 1986da dört tanınmış bilimadamı tarafından ileri sürülmesinden dolayı, “863 planı adını da taşıyor.
    “863 planı kapsamında, dünyadaki yüksek teknolojinin gelişme eğilimi ile Çinin talebi ve kabiliyetinden hareket edilerek, biyoloji, havacılık, bilgi, lazer, otomosyon, enerji ve yeni malzeme teknolojileri olmak üzere yedi alanın 15 konusunda araştırma ve kalkındırma çalışmaları yapılıyor.
    “863 planının uygulanmasıyla, Çinin kendi koşullarına uygun yüksek teknoloji araştırma ve kalkındırma stratejisi oluşturuldu, bu konuda bir dizi merkez kuruldu, çok sayıda yüksek teknolojik ve bilimsel personel yetiştirildi, uluslararası düzeyde birçok sonuç alındı. Böylece, Çinin yüksek teknoloji araştırma ve kalkındırma seviyesi büyük ölçüde yükseltilerek, Çinin bilim ve teknoloji gücü de artırıldı. Örneğin geçen yıl, Çinin araştırıp geliştirdiği “Fangzhou ve “Longxin adlı çiplerin üretilmesi, Çinin bilgi sektöründe “çipsizlik tarihine son verdi. Ayrıca Lenovo Şirketi tarafından üretilen “Shenteng 6800 adını taşıyan süper bilgisayarın hesaplama gücü, dünyada beşinci sırada yer alıyor.

    Tarımsal bilim ve teknoloji planı;
    Çinin tarım alanındaki bilim ve teknoloji planı “Kıvılcım Planı olarak adlandırılıyor. “Kıvılcım kelimesi, “Kıvılcım bir ateş, tüm otlağı yakabilir şeklindeki Çinde çok kullanılan bir sözden geliyor. Yani, tarım alanındaki bilim ve teknolojinin kıvılcım gibi tüm Çini aydınlatması kast ediliyor.
    1986 yılında uygulanmaya koyulan “Kıvılcım Planı, ileri ve kullanılabilir tarımsal bilim ve teknolojiyi kalkındırmayı, bu teknolojinin milyonlarca köylünün köy ekonomisini geliştirmesinde kullanılmasını, köy ve kasabalarda kurulan işletmelerin gelişmesini sağlamayı, köylerdeki emekçilerin genel vasıflarının yükseltilmesini hızlandırmayı, tarım ve köy ekonomisini sürekli, hızlı ve sağlıklı şekilde geliştirmeyi amaçlıyor.
    “Kıvılcım Planının uygulandığı 19 yıl içinde Çinli bilimadamlarının yaptıkları çok sayıda tarımsal bilimsel ve teknolojik araştırmayla, yüksek rekolteli, kaliteli ve etkili bir tarım geliştirildi; köylerde, toplumsal hizmet sisteminin kurulması ve kapsamlı ekonomik gelişme hızlandırıldı; ileri ve kullanılabilir teknolojileri kullanan, köy kaynaklarından yararlanan, bilim ve teknoloji alanında örnek nitelikteki bir dizi işletme kuruldu; çok sayıda köy yöneticisi, teknoloji alanındaki kalifiye eleman ve köylü işadamı yetiştirildi. 2003 yılında, Çinli bilimadamları 300den fazla çeşit yeni tahıl ürünü yetiştirdi ve bu yeni çeşitlerin 10 milyondan fazla hektar toprakta yetiştirilmesini sağladı; Çinli bilimadamlarınca ileri sürülen yeni sulama yöntemlerini kullanan yerlerde su kaynağının yüzde 30undan tasarruf edildi.
    “Kıvılcım Planının uygulanması, köylerdeki profesyonel, kapsamlı ve modern üretimin gelişmesini hızlandırırken, köylülerin gelirlerini artırdı. “Kıvılcım Planı Çinli köylüleri zenginleştiren bir plan olarak nitelendiriliyor.

    Yüksek ve yeni teknolojik sonuçları yayma planı
    Çinde yüksek ve yeni teknolojik sonuçları yayma planı, “Meşale Planı olarak adlandırılıyor. Meşale Planı, Çinin yüksek ve yeni teknoloji sektörünün gelişmesi için yön verici nitelikteki bir plandır. Bu planla, Çinin bilimsel ve teknolojik gücünün avantajı ve potansiyelinin yerine getirilmesi, piyasanın talebinden hareket ederek, yüksek ve yeni teknolojik sonuçların mal haline getirilmesi, yüksek ve yeni teknolojik ürünlerin sektörleştirilmesi, yüksek ve yeni teknolojik sektörün uluslararası piyasaya girmesi amaçlanıyor. 1988 yılında uygulanmaya koyulan Meşale Planının ağırlıklı alanları arasında elektronik ve bilişim, biyolojik teknoloji, yeni malzeme, optik, makine ve elektrik arasındaki entegrasyon, yeni enerji kaynakları, etkili tasarruf ve çevre koruma yer alıyor.
    Şu an Çinin çeşitli bölgelerinde devlet düzeyinde 53 yüksek ve yeni teknoloji kalkındırma bölgesi kuruldu. 1991 yılından bu yana, bu bölgelerin esas ekonomik endeksleri her yıl ortalama olarak yüzde 40lık bir hızla artarak, Çinin yüksek ve yeni teknolojisinin gelişmesini ilerleten ve ulusal ekonomik yapısını iyileştiren önemli güç haline geldi.
    2004 yılında, ülke çapındaki 53 yüksek ve yeni teknolojik bölgenin satış cirosu, iki trilyon yuanı buldu, bunlardan Beijingdeki Zhongguancun Bilimsel ve Teknolojik Bölgesi, Shanghaidaki Yüksek ve Yeni Bilimsel ve Teknolojik Bölge tarafından geçen yıl gerçekleştirilen satış cirosu 150 milyon yuanı aştı ve bu iki bölge, “Çindeki Silikon Vadisi haline geldiler. Bu bölgelerde ayrıca birçok yüksek ve yeni teknolojik işletme de kuruldu. Bilgisayar alanındaki Lenovo ve Unisplendour şirketleri, telekomünikasyon alanındaki Huawei ve Datang gibi şirketler örnek verilebilir.

    Çindeki insanlı uzay uçuşu planı ;
    Çinin insanlı uzay uçuşu planı 1992 yılında uygulanmaya başlandı. Üç aşamalı bu plana göre ilk aşamada Çinli astronut uzaya gönderilecek; ikinci aşamada, uzay araçlarının uzayda kenetlenmesi sorunu çözülerek, uzay laboratuvarının uzaya fırlatılması gerçekleştirilecek; üçüncü olarak da, uzun vadeli insanlı uzay istasyonu kurularak, geniş çaplı uzay bilimsel denemesinin yapılması ve kullanım teknolojisinin araştırılması sağlanacak.
    1999 yılının sonunda, Çin, “Shenzhou-1 adını taşıyan ilk simülasyon insanlı deneme uzay gemisini fırlatıp geri almayı başardı. Ondan sonraki üç yılı aşkın bir sürede, insanlı uzay gemisinin insansız şekilde üç deneme uçuşu da başarıyla sonuçlandı. 15 Ekim 2003te, Çinin kendi araştırıp geliştirdiği ilk insanlı uzay gemisi “Shenzhou-5 uzaya girerken, Yang Liwei de Çinin ilk astronutu oldu. “Shenzhou-5 uzay gemisinin başarısıyla Çin, ABD ve Rusyanın ardından, dünyada bağımsız olarak insanlı uzay uçuşunu gerçekleştirebilen üçüncü ülke haline geldi.
    Çinin “Shenzhou-5 uzay gemisi ve insanlı uzay gemisini fırlatmak için kullanılan “Uzun Yürüyüş-2F roketi, özel olarak insanlı uzay uçuşu için tasarlanıp üretildi. “Shenzhou tipi uzay gemisi, ilerletici kabin, dönüş kabini ve ray kabini olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Günümüz dünyasında çapı en büyük uzay gemisi özelliğine sahip olan “Shenzhou tipi uzay gemisi üç astronutu taşıyabilir. Astronutun dönüş kabiniyle yeryüzüne dönmesinden sonra, ray kabini uzayda altı aydan fazla bir süre kalıp çalışmaya devam edebilir. “Shenzhou tipi uzay gemilerini fırlatan “Uzun Yürüyüş-2F roketi, en ağır, en uzun ve yapısı da en karmaşık özelliklerine sahip bir roket olma özelliği taşıyor.
    Alınan bilgiye göre Çin, 2005 yılında “Shenzhou-6 uzay gemisini fırlatacak. O zaman “Shenzhou uzay gemisinin, daha çok astronot taşıması ve astronotların da uzay gemisinden çıkarak, uzayda yürüyüş yapmaları bekleniyor.

    Çinin Ayı araştırma projesi
    Çinin Ayı araştırma projesi üç aşamalı olarak gerçekleştirilecek: Birincisi, Ay etrafında dolaşan Ay dedektör uydusunun fırlatılması; ikincisi, Ay dedektörünün Ay üzerine yumuşak iniş yapıp, Ay yüzeyini incelemesi; üçüncüsü, Ay dedektörünün inceleme ve örnek toplama çalışmalarını tamamlayıp yeryüzüne dönmesi. Şu an birinci aşama hayata geçirilmekte.
    Ocak 2004te başlatılan projenin ilk aşaması kapsamında, 2006 yılının sonunda Ay üzerine yönelik inceleme çalışmalarını başlatmak amacıyla Ay etrafından dolaşan dedektör uydusu “Change-1 fırlatılacak. “Change-1, esas olarak Ay yüzeyiyle ilgili üç boyutlu resimleri elde ederek bu resimlerin analizi, Ayın üzerindeki toprağın derinliğini araştırıp, Aydaki kullanılabilir elementler ve madde çeşitlerinin dağılım özelliklerini analiz etme, dünya ve Ay arasındaki uzay ortamını araştırma gibi çalışmaları yapacak.
    Çinin 40 yıldır havacılık davasını geliştirmesine, taşıyıcı füze ve uydu araştırıp üretmesine, uzay gemisini üretip, 2003 yılında insanlı uzay uçuşunu gerçekleştirmesine rağmen, Çinli bilimadamlarına göre, Ayı araştırma projesinin gerçekleştirilmesinde daha çok teknik sorunlar bulunuyor. Bunlardan en büyük sorun, uzun mesafe, yani uzay aracının 400 bin kilometreden fazla bir mesafeyi uçacak olmasıdır.
    Uydu ve füze sistemine yönelik araştırma ve üretim çalışmalarının 2006 yılının Ekim ayından önce tamamlanması bekleniyor.

    Çin Teknoloji Firmaları Yükselişte
    McKinsey şirketi ve Tsinghua Universitesinin ortaklaşa yaptıkları çalışmaya göre, Çinin teknoloji şirketleri yabancı rakip firmalarla aralarındaki verimlilik farkını her geçen gün kapatarak, kendilerini Çindeki ve yurtdışındaki çok uluslu şirketlere tehdit olarak konumlandırıyorlar.
    Çalışma yerel ve yabancı şirketlerin yan kuruluşları da dahil olmak üzere Çindeki 39 000 şirketin 40 farklı ürünü üzerinden yapıldı. Şirketler, cep telefonu, yangın güvenliği ürünleri ve kişisel bilgisayarlar gibi yüksek teknolojiyle çalışan teknoloji endüstrisi içerisindeki çeşitli sektörlerden seçildi.
    Çalışma Çinin teknoloji şirketlerinin etkinlik, işletme gibi konularda çok uluslu işletmelerde zemin kazandığını gösteriyor. Geçmişte Çin avantajını ucuz emek gücünden alıyordu.
    Çalışmanın gösterdiği diğer bir sonuç ise Çinli teknoloji şirketlerinin düşük fiyatlı ürünlerden yüksek fiyatlı ürünlere geçtiği şeklinde.
    Shanghai merkezli McKinseyin direktörü Ingo Beyere göre bu durum çok-uluslu şirketlere önemli bir uyanma çağrısıdır.
    Bilgisayar satıcısı Lenovo Grup ve telekomünikasyon aygıtları devi Huawei Teknoloji yabancı piyasalarla rekabete başladı. Çalışmanın diğer bir bulgusu ise Çinli özel şirketlerin verimliliği keskin bir şekilde artırdığı yönünde. Bu gelişmiş verimlilik şirketlerin daha hızlı bir şekilde genişlemelerine ve daha fazla kâra ulaşmalarına imkan verecek.
    Çalışma Çinli şirketlerin yabancılara kıyasla gerçekleştirdiği verimlilik artışının nedenlerini açıklamıyor. Ancak çok-uluslu şirketlere koyulan işçilere yüksek standartlı çalışma şartları sunmak, çalışma saatlarini ayarlamak gibi sınırlamaların olması verimlilik farkının sebebi olabilir.
    Teknoloji şirketlerinin gelirleri 2005 yılında 700 milyar dolara erişti ki bu rakam 2001 yılında 250 milyar dolardı. İhracattan gelen satış payları ise %32 den % 43e çıktı.
    Çalışmaya göre Çinli şirketlerin sermaye gelirleri ortalama % 12.1, bu rakam Amerikada % 15.7, Almanyada %6.8.
    (WSJ, 1 Aralık 2006, Jason Dean)
    alıntı


    Karmaşık ekonomik ve kurumsal faktörler Japonyanın savaş sonrası büyüme faktörlerini oluşturdu. Öncelikle, savaş öncesi tecrübelerinden faydalandı. Tokugawa döneminde istekli olarak, hayati önemde olan, şehir merkezlerinde filizlenen ticari sektör, Avrupaya kıyasla çok daha iyi bir eğitime sahip olan bir elit, sofistike bir hükümet bürokrasisi, verimli bir tarım, yüksek derecede gelişmiş pazarlama ve finans sistemine sahip ve sıkı bağları olan bir ulus yapısını ve ulusal yol altyapısını terketti. Meiji döneminde sanayinin inşaası, Japonyanın dünya güçlerine rakip olmayı işaret eder. İkinci ve daha önemi olarak, yatırımın seviye ve kalitesinin 1980lerde sabit kalması sayılabilir. Sermaye yatırımı, savaştan önce GSMHnın %11i iken, savaştan sonra, 1950'lerde %20'lere ve 1960 ve 1970'lerde %30'lara çıktı. 1980lerin ekonomik patlaması sırasında %20 lerde geziniyordu. Japon işletmeleri son teknolojiyi ithal ederek sanayi tabanını yarattı. Sonradan gelen bir modernizasyon ile, Japonya bazı dene-yanıl hatalarından kurtulmuş oldu. 1970 ve 1980'lerde, Japonya teknoloji lisanslama, patent satın alma ve taklit ve önceki incatların geliştirme ile sanayi tabanını geliştirdi. 1980'lerde sanayi ARGE'si ile bir seviye yukarı çıktı.
    Japonya'nın iş gücünün, ekonomik büyüme ile eşleştirilmesinin sebebi sadece iyi eğitilmiş olması değil ayrıca mantıklı ücret talepleri olmuştur. II. Dünya savaşı sonrasında tarımdan sanayiye geçen işçiler üretim ve maaşlarda bir artış yarattı. 1960'larda nüfus artışı yavaşladıkça ve ulus gittikçe sanayileştikçe maaşlar önemli bir miktar arttı. Buna rağmen işçi sendikaları artış için bastırıyor. Yüksek üretsel büyüme savaş sonrası ekonomik büyümede anahtar rol oynadı. Yüksek yetenekli ve eğitimli iş gücü, olağanüstü yüksek faiz oranları ve buna denk yatırımlar, ve iş gücündeki düşüş, üretim verimliliğindeki artışı açıklar.
    Ulus, ayrıca ekonomik ölçeklerden de faydalandı. KOBİ'ler ulusun istihdamının büyük bölümünü oluşturuyordu; fakat büyük işletmeler asıl üretken olanlardı. Çok endüstriyel şirket birleşip daha büyük ve verimli şirketler oluşturdu. II. Dünya savaşından önce, büyük holding şirketler toplumsal servetin yığılmasına neden oldu. Bu şirketler savaş sonrası dağıldı fakat, modern sanayi grupları ortaya çıktı. Bu faaliyetlerin koordinasyonu ve entegrasyonu ve küçük gruplar kullanımı ile endüstriyel verimlilik sağlandı.
    Japon şirketleri ürün farklılaştırma stratejileriyle büyümeyi sağladı. Çabuk kazanç yerine pazar payı istemeleri onların avantajını oluşturdu. Son olarak, Japonyanın kontrol dışındaki faktörler de gelişimi etkiledi. Uluslarası çatışmalar Japon ekonomisini II. Dünya savaşının sonuna dek harekete geçirdi. Rus-Japon Savaşı, I. Dünya Savaşı, Kore Savaşı, Hint-Çin Savaşı ekonomik patlamalar yarattı. Ek olarak ABD ile yapılan iyi niyet anlaşması ulusun gelişme ve yeniden inşaasını kolaylaştırdı.
    1970'ler boyunca, Japonya dünyanın en geniş ikinci GSMH'sine sahipti, ve 1990'de endüstriyel uluslar arasında kişi başına düşen gayri safi milli hasıla olan $23801 ile birinci oldu. 1980lerin ortasında ılımlı ekonomik çöküntüden sonra, 1986'da Japon ekonomisi genişleme dönemine girdi ve 1992'deki ekonomik durgunluk dönemine kadar sürdürdü. 1987 ve 1989 arasında ekonomik büyüme %5ken, çelik ve inşaat gibi endüstriler 1980 ortalarında uyur konumda olmarına rağmen büyümüşler ve rekor maaşlar ve istihdam yaratmışlardır. Fakat, 1992'de, Japonyanın reel GSMH büyümesi %1.7 oranda yavaşlamıştır. Japonya elektronik ürünlerine olan talep hem iç hem dış pazarlarda düşüş yaşadı.
    İhracatın ekonomik gelişme sağladığı, 1960 ve 1970 krizlerinden farklı olarak, 1980 krizinde iç talep artışı Japon ekonomisinde baş gösterdi. Bu gelişim esas ekonominin yeniden yapılanmasına sebep oldu ve ihracata dayanmaktansa iç talebe yönelindi. 1986'da çıkan bu krizde temel sebep şirketlerin iç müşteriyi bir satın alma çılgınlığına yöneltmesiydi. Japon ithalatı, ihracatından daha fazla büyüdü. Japonyanın savaş sonrası teknolojik araştırmaları askeri değil ekonomik yönde oldu. Yüksek teknolojik gelişmelerdeki artış daha yüksek yüksek teknoloji talebi ve daha iyi yaşam standardına istek oluştu.
    1980'lerde, Japon ekonomisi bütün şiddetini birincil ve ikincil faktörlerden işelemeye kaydırdı. Bilgi önemli bir kaynak ve ürün haline geldi. Bilgi tabanlı teknolojilerin ekonomiyi yüksek derecede sofistike teknoloji gibi araştırmalara yönelti. Tokyo, önemli bir finans merkezi oldu.
    1955'in sonunda istihdamın %40'ı tarımda yer aldı; fakat bu 1970de %17 ye kadar ve 1990'da ise %7.2 kadar düştü. Hükümet 1980'lerin sonunda yaptığı tahminde 2000lerde %4.9 lara düşeceğini tahmin etti. Japon ekonomisinin büyümesi 1960 ve 1970'lerde, ağır sanayideki hızlı genişlemeye bağlıydı. İkncil sektör 1970'lerde %35,6lık bir istihdam payı alıyordu. 1970'lerin sonunda, Japon ekonomisi ağır endüstriden hizmet sektörüne kaydı. 1980l'erde, toptan satış, finans, sigorta, gayrımenkul, taşıma, iletişim ve hükümet hızla büyüdü ve ikincil sektör sabit kaldı. Üçüncül sektör ise %47 den %59.2 ye erişti istihdam payında.
     
    Moderatör tarafından düzenlendi: 26 Şub 2017