Cabir Bin Hayyan Hayatı ve Eserleri Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda HazaN tarafından 18 Ara 2010 tarihinde açılan konu

  1. Cabir Bin Hayyan Hayatı ve Eserleri Hakkında Bilgi


    Doğum 721-722/Horasan-İran
    Ölüm 808-815/Kufe-Irak
    Meslek Kimyacı, alim, filozof
    İlgi alanları Fen, Simya, Eczacılık, Metalürji, Astroloji, Felsefe, Fizik ve Müzik

    HAYATI

    Ebu Musa Cabir bin Hayyan, islam kimyacılarının en ünlüsü, tabiat filozofu ve çok yönlü alimdir. Onun kimya tarihindeki seçkin yerini ilk tesbit eden ve kimyayı sistemli bir deneysel bilim haline getirdiğini ilk gören E. J. Holmyard’dır. Bu araştırmacı, ilimler tarihinde Cabir’in yalnız kimyacı değil ayrıca tabip, filozof ve astronomi bilgini sıfatlarıyla da özel bir yere sahip olduğu görüşündedir. E. O. Lippmann ise Cabir’in kimya tarihindeki yerinin Boyle, Priestley ve Lavoisier gibi modern kimyanın kurucuları ile denk olduğunu söylemektedir. Atom bombasının ilk mucididir. Maddenin en küçük parçası atomun parçalanmasının mümkün olduğunu bundan 1200 sene önce söyledi.

    Kaynaklarda hayatına dair bilgilere az ulaşılmakla birlikte eserlerinde bizzat kendisi de Ebu Musa künyesini kullanmasından dolayı bu bilginin kesinliği vardır. Hakkındaki dağınık bilgilerden elde edilenlere göre babasının 725 yılında idam edildiği ve buna göre Cabir’in de VIII. yy. ilk çeyreğinde Tus’ta doğduğunu söylemek mümkündür.

    Hayatının büyük bir bölümünü Kufe’de geçiren Cabir, burada önemli alimlerden faydalanma imkanı buldu ve şehrin havası kimya araştırmaları için elverişli olduğundan burada çalışmalarına hız kazandırdı. Araştırmalarını gizlilik içinde sürdüren Cabir, 815 yılında Tus’ta hayatını kaybetti.

    EĞİTİMİ
    Cabir sahip olduğu bütün bilgileri ‘’Hikmetin Kaynağı’’ olarak nitelendirdiği İmam Ca’fer es-Sadık’tan aldığını söyler. Ayrıca hocaları arasında Harbi el-Himyeri’yi de anan Cabir, birçok ilmin yanı sıra Himyeri dilini de ondan öğrendiğini açıklar. Bu iki hocası dışında daha birçok hocadan faydalanan Cabir, Irak, Suriye, Mısır ve Hindistan gibi ülkelere de seyahatlere çıkmıştır.

    ÇALIŞMALARI
    Birinci derecede kimyacı olarak kabul edilen Cabir bin Hayyan aynı zamanda tıp, astronomi, matematik ve felsefe alanlarında da çalışmalar sürdürdü. Tabiat bilimlerimde deneysel metodun önemini tam olarak kavrayan ilim adamı bu metodu bütün çalışmalarında uyguladı. Ortaçağ kimyacıları büyük ölçüde onun tesiri altında kaldılar ve İbn Sina gibi filozof bilginler onu üstat olarak tanımladılar hatta Roger Bacon onun adından ‘’Üstatların Üstadı’’ diye söz etmektedir.

    Kainatta maden, bitki ve hayvan şeklinde sıralanan varlık mertebeleri içinde madenler seviyesinin Cabir’in eserlerinde özel bir yeri vardır. Madenlerin yalnızca oluşumları açısından değil dönüşümleri açısından da ele alınmış olması Cabir’in kimya çalışmalarının hareket noktasını teşkil eder.

    FİKİR DÜNYASI
    Cabir bin Hayyan’ın tabiat felsefesi, geleneksel küçük alem (insan) büyük alem (kainat) anlayışına ve semavi güçlerin yeryüzündeki hadiselere tesiri fikrine dayanır.

    Çalışmalarında özellikle üzerinde durduğu madenler ona göre kükürt ve civanın farklı oranlar ve özel semavi etkiler altında birleşmesinin sonucunda oluşur. Madenler arasındaki farklılıklar ise ihtiva ettileri civa-kükürt oranı ile, oluşumu gerçekleştiren semavi etkilerdeki farklılıktan doğmaktadır. Binlerce yıl toprak altında çeşitli etkilerle evrimleşen madenlerin en mükemmeli altındır. Kimyacı değersiz madenleri altına dönüştürürken söz konusu semavi etkileri kontrol edebilir olmalıdır. Bu yaklaşımın tabii bir neticesi olarak madenlerin zahiri ve fiziki özelliklerinin yanı sıra ruhi özelliklerinin de bulunduğu sonucuna varan Cabir, iksir kavramıyla bu görüşünü temellendirmiştir.

    Cabir’in kozmolojisi monizme ulaşır. Bu felsefeye göre Aristo geleneğindeki düşüncenin aksine, en değerli varlık ne yalnız ruh ne de yalnız ceset olup ruhla cesedin birlikte meydana getirdiği varlıktır. Buradan insanın bütünüyle ruhani varlıklardan daha üstün tutulduğu anlaşılmaktadır ki, bu da Kur’an-ı Kerim’in insana bakış açısıyla tam bir uyum arzetmektedir.

    Cabir’e göre duyulur olmayanda duyulura, yani nefiste cisim olmaya doğru bir arzu vardır.

    Cabir tabiatı iyileştirmenin, hatta tabiatta bulunmayan canlılar türetmenin mümkün olduğundan söz ederek Eflâtun’dan daha ileri gitmiştir. Maddi alemde matematiğe dayanan bir düzen olduğunu savunan Cabir, aynı zamanda gramerle fizik arasında da bir uyum olduğundan söz etmektedir çünkü gerek dil gerek tabiat benzer kanunlar ile ortaya çıkmıştır.

    ESERLERİ
    Cabir’in kaleminden çıkan veya ona nisbet edilen eserler çok geniş bir külliyat meydana getirmiştir. Bu eserlerin en eski listesine el-Fihrist’te rastlanmaktadır. 300 felsefe, 300 mekanik ve 500 tıp kitabı ile sanatlar ve savaş araçları üzerine 1300 risale kaleme aldığını anlatır (el-Fihrist, s. 500-503). Bu külliyat içinden genellikle birbirleriyle pek fazla irtibatı olmayan 112 kitap simya alanına aittir ve bunlarda Antikçağ Helenistik dönem simyacılarına sıkça göndermelerde bulunulur. Ayrıca külliyattan yetmiş kitap, Cabir’in kimya alanındaki deneye dayanan çalışmalarının ve sistematiğinin bir ürünü olarak bilinir. Onun tabiat felsefesi hakkındaki düşünceleri, kimya ve esrarlı ilimlerle ilgili görüşleri Kütübü’l-Mevazin adıyla anılan 144 kitapta yer almaktadır.
     
Yükleniyor...