Atatürkün İletişime Verdiği Önem detaylı bilgi

'Tarih Bölümü' forumunda YAREN tarafından 29 Ağu 2010 tarihinde açılan konu

  1. Atatürkün İletişime Verdiği Önem


    Atatürk;“ Türk milletinin sağlam bir fikre sahip olması gerekir. Bütün çabaların, Türk kamuoyunun gerçeği anlamasına ve duymasına yönelik olduğu millete anlatılmalıdır. Ancak o şekilde millet, günlük fikirlere, sahte ve yanıltıcı sözlere asla önem vermeyecek bir olgunluğa erişebilir diyerek basının ne kadar önemli bir kitle iletişim aracı olduğu gerçeğini vurguluyordu.

    Atatürkün milli mücadele yıllarından başlayarak basın-yayınla ilgili yaptığı çalışmalar:

    - 4 Eylül 1919 – İrade-i Milliye Gazetesinin çıkarılması
    - 10 Ocak 1920 – Hakimiyet-i Milliye Gazetesinin çıkarılması
    - 6 Nisan 1920 – Anadolu Ajansının kurulması
    - 7 Ekim 1920 – Ceride-i Resmiye Gazetesinin çıkarılması
    - 1925 – Telsiz Telgraf hahından Kanunun çıkarılması
    - 1927 – Telsiz Telgraf vericilerinin hizmete girmesi
    - 6 Maysıs 1927 – İstanbul Radyosunun yayına başlaması
    - 18 Kasım 1927 – Ankara Radyosunun yayınına başlaması

    İrade-i Milliye Gazetesi

    İrade-i Milliye, Mustafa Kemal Paşa tarafından Temsil Kurulu adına yayın yapmak için kurdurulan ilk Millî Mücadele gazetesidir.

    Sivas Kongresi toplanmadan önceki günlerde gelen delegeler, millî ülkü ve hareketlerin geniş ve sürekli bir biçimde yayımlanması için bir gazetenin çıkarılması gereği üzerinde durmuşlardı. İsmail Fazıl Paşanın önerisi ile çıkarılacak gazetenin adı İrade-i Milliye oldu.

    11 Eylül Perşembe günkü oturumda basın konusu ele alındı ve haftada iki gün olmak üzere “İrade-i Milliye adıyla bir gazetenin çıkarılmasına karar verildi. Gazete yönetiminin politik kuruluşla ilgisi bulunmayan birine verilmesi istendi. Bu kişiyi bulma görevi ise Rasim (Başara) Beye verildi. O da Sivas Lisesinin çalışkan öğrencilerinden biri olarak tanıdığı, yirmi iki yaşındaki Demircizade Selahattini (Ulusalerk) bu işe uygun gördü. Selahattin, görevi sevinçle kabul etti. Dilekçe ile Valiliğe başvurarak gazetenin çıkarma yetkisini aldı ve Sorumlu Müdürü oldu.

    Gazete İl Basımevinde basıldı. İlk sayısı 14 Eylül günü çıkan gazetenin çıkış sebebi, yine bu sayıda “ Millî hareketin halka ve dünyaya duyurulması olarak belirtiliyordu.

    İrade-i Milliye Gazetesinin özellikle ilk beş sayısındaki yazılar, bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından kaleme alınmıştır. Temsil Kurulunun Sivasta bulunduğu süre içinde 19 sayı yayımlandı.

    İlk sayısının sürümü tahmin edilemedi. Bin adet basıldı. Aşırı talep üzerine baskı sayısı artırıldı. Gazete basıldığı günlerde geçmiş baskıları yirmi kuruş yerine, iki yüz kuruşa dahi arayanlar vardı. Özellikle İstanbuldan büyük bir istek vardı.

    KURULUŞUNDAN BUGÜNE ANADOLU AJANSI Anadolu Ajansının kurucuları

    Anadolu Ajansının tarihi, Türkiye Cumhuriyetinin tarihi ile adeta özdeştir. Öyle ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmadan 17 gün önce 6 Nisan 1920de kurulan Anadolu Ajansı, devleti kuran bu kurumun çıkardığı ilk yasaları duyurdu; Milli Mücadelenin ve Kurtuluş Savaşının her aşamasına, Cumhuriyet devrimlerine tanıklık etti.
    Anadolu Ajansı, Atatürk adı ile de adeta özdeştir. Anadolu Ajansı muhabirleri, kurucusu Mustafa Kemal Atatürkün her çalışmasında yanında oldular; yurt gezilerini izlediler, halka seslenişini, gösterdiği hedefleri, en iyi biçimde duyurdular; haberleriyle Atatürkün gerçekleştirdiği devrimlerinin kök salması için, çaba gösterdiler. AA muhabirlerinin yazdıkları haberler, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti konularında hazırlanan kronolojilerde yer aldı; Atatürkün söylev ve demeçleri ile ilgili eserlerde, Atatürkün yurt gezilerini anlatan kitaplarda, tarih ve anı kitaplarında Anadolu Ajansının haberlerinden sıkça yararlanıldı. AA muhabirleri, Atatürkün, Türkiye Cumhuriyeti ve halkı için gerçekleştirdiği her güzel şeyde yaşadığı sevince, mutluluğuna tanıklık ettiler; hastalığında, Onun sağlığına ilişkin haberleri duyururken hüzünlendiler. Atatürkün ölümünde ise vatandaşlara da dağıtılan ve onların gözyaşları içinde okudukları hükümetin “Resmi Tebliğinin yer aldığı bülteni yazmanın acısını içlerinde hissettiler.

    Anadolu Ajansının tarihi, Türk Basın Tarihi, Türk Edebiyatı Tarihi için de önem taşımaktadır. Türk basınının gelişmesine öncülük eden Yunus Nadi Abalıoğlu, Ruşen Eşref Ünaydın, Falih Rıfkı Atay gibi kalemler, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi Türk Edebiyatının önemli yazarları ve araştırmacıları ve daha niceleri, Anadolu Ajansının kuruluşundan itibaren kurumda görev aldılar, onun gelişmesi için uğraş verdiler.

    Anadolu Ajansı, Türk dış politikasının, Türkiyenin sosyal, ekonomik ve günlük yaşamının da tanığıdır. O yüzden AAnın haberleri ve fotoğrafları, bütün araştırmacılar için birinci elden kaynak niteliğini taşımaktadır.

    AADAN ÖNCE
    Anadolu Ajansı, Milli Mücadelenin başlarında, girişilen milli davanın sesinin her yana duyurulmasına yönelik doğru ve yansız haberciliğe duyulan büyük ihtiyaçtan ortaya çıktı.

    Anadolu Ajansı kurulmadan önce; Birinci Dünya Savaşından yenik çıkmış, 30 Ekim 1918de ağır koşullar içeren Mondros Mütarekesini imzalamış Osmanlı İmparatorluğu merkezinde, Türkiye-Havas Reuter ajansı çalışmalarını sürdürmekteydi. Mondros Mütarekesinin ardından İstanbulu fiilen işgal eden Müttefikler ile Damat Ferit Paşa Hükümeti arasında varılan uzlaşma gereğince yabancılara haber imtiyazı verilerek kurulan Türkiye-Havas Reuter ajansının yayınladığı haberler, Türkiyenin çıkarlarına değildi. Mustafa Kemal Paşa da bu ajansın uydurma, karışıklık çıkarmaya ve zihinleri bulandırmaya yönelik haberlerinden rahatsızlık duymaktaydı.
    İzmirin 15 Mayıs 1919da Yunanlılar tarafından işgalinden dört gün sonra 19 Mayısta Samsuna çıkarak Milli Mücadelenin meşalesini tutuşturan Mustafa Kemal Paşa,

    Anadoluda giriştiği kurtuluş hareketinin sesini duyurmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulundu. AAnın kuruluşundan önce, 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde toplanan Sivas Kongresinde alınan kararların duyurulması amacıyla adını kendi koyduğu İradei Milliye gazetesinin 14 Eylül 1919da yayınlanmasını sağlayan Mustafa Kemal, 27 Aralık 1919da Ankaraya gelişinden hemen sonra, ilk işlerden biri olarak gazete konusuna el attı ve 10 Ocak 1920de yayın hayatına başlamasına öncülük ettiği Hakimiyeti Milliye gazetesinin de adını koydu.

    İstanbulun 16 Mart 1920′de resmen işgali ve Meclisi Mebusanın kapanması üzerine Mustafa Kemal Paşa, Ankarada toplanacak Meclis için seçim yapılmasını bir yazı ile 19 Martta illere, komutanlıklara bildirdi. Artık İstanbulda kalınamayacağını gören bazı aydınlar da bir süredir Milli Mücadeleye katılmanın yollarını aramaktaydı. Bu gelişme, Anadolu Ajansının kuruluşunu da sağlayacaktı.

    Ankaraya doğru yola çıkan iki ayrı kafilede yer alan Yeni Gün gazetesinin sahibi Yunus Nadi (Abalıoğlu) ile gazeteci yazar Halide Edip (Adıvar), 31 Martta Geyvede buluştular. Trenle yollarına devam eden “millici iki aydın, Geyve-Akhisar (şimdiki adıyla Pamukova) istasyonundaki mola sırasında Ankaraya gider gitmez ilk iş olarak “bir ajans teşkilatı kurulmasının gerekliliğini görüştüler. Yunus Nadi ve Halide Edip, ajansın adını konuşurlarken; “Türk, “Ankara, “Anadolu seçenekleri arasından “Anadolu Ajansında karar kıldılar.

    Türk kamuoyunu yanlış yollara sürükleyerek, milli birliği tehlikeye düşürmek amacıyla içten ve dıştan yapılmakta olan tahrik ve tezvirlere karşı milleti uyanık tutmak.
    Milli kurtuluşu sağlayacak karar ve hareketleri, halka vaktinde bildirmek
     
    Moderatör tarafından düzenlendi: 7 Haz 2014
  2. İletişimin temeli Türkçedir. Atatürkün Türk dili ile ilgili güzel sözleri

    Türk milletinin dili Türkçe’dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yüceltmek için çalışır. (1929)

    Zengin sözlüğümüzün toplandığı gün, milli varlığımız en kuvvetli bir dal kazanacaktır. Bizim milliyetçiliğimizin esası dil birliğinin korunmasıyla mümkün olacaktır. (1938)

    Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin, kalbidir, zihnidir. (1929)

    Güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Bizim ahenkli, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. (1928)