Ahmet Kaya Şarkıları

'Sanat ve Müzik' forumunda ZORBEY tarafından 29 Kasım 2009 tarihinde açılan konu


  1. Ahmet Kaya Şarkı Sözleri
    Ahmet Kaya Tüm albümleri
    Ahmet Kaya Şarkıları

    Potbori) Fabrika Kızı, Cama Çıkma, Fabrika Önü

    Bir mavi otobüs gelirdi
    Seni alır giderdi
    O mavi otobüs var ya
    Seni alır giderdi

    Kaldırımlar kaldırımlar varya
    Seni alır giderdi
    O mavi otobüs varya
    Seni alır giderdi

    Fabrikada tütün sarar sanki kendi içer gibi
    Oturmuşta hayal kurar bütün insanlar gibi
    Cama cama
    Cama çıkma sevdiğim

    O fabrikanın onu varya
    O kalabalık insanlar varya
    Seni alır giderdi
    Saat 6''yı 10 geçe varya

    O mavi otobüs varya
    O insanlar varya
    Seni alır giderdi

    Fabrikada tütün sarar
    Sanki kendi içer gibi
    Oturmuşta hayal kurar
    Bütün insanlar gibi



    Acı Ninni

    Uyusun ha iyi büyüsün
    Camlar buğulanmasın
    Sen uyu uyusun
    Bulutlar uyanmasın
    Işıklar uyanmasın
    Camlar buğulanmasın.

    Sen uyu, uyanmasın
    İstanbul uyusun
    Karagümrük uyusun
    Fatih uyusun
    Atatürk bulvarında
    Rüyalar büyüsün.

    Sen uyu, uyusun
    İstanbul uyanmasın
    Gemiler uyanmasın
    Camlar buğulanmasın
    Cibali uyanmasın
    Kalbim buğulanmasın
    Gemiler uyanmasın
    Camlar buğulanmasın.



    Acılara Tutunmak

    Acı çekmek özgürlükse
    Özgürüz ikimiz de
    O yuvasız çalıkuşu
    Bense kafeste kanarya

    O dolaşmış daldan dala
    Savurmuş yüreğini
    Ben bölmüşüm yüreğimi
    Başkaldıran dizelere

    Aramakmış oysa sevmek
    Özlemekmiş oysa sevmek
    Bulup bulup yitirmekmiş
    Düşsel bir oyuncağı

    Yalanmış hepsi yalan
    Yalanmış hepsi yalan
    Sevmek diye bir şey varmış
    Sevmek diye bir şey yokmuş

    Acı çektim günlerce
    Acı çektim susarak
    Şu kısacık konuklukta
    Deprem kargaşasında

    Yaşadım birkaç bin yıl
    Acılara tutunarak
    Acı çekmek özgürlükse
    Özgürüz ikimiz de

    Acılardan arta kalan
    İşte bu bakışlarmış
    Buğu diye gözlerimde
    Gün batımı bulutlarmış




    Ada Sahilleri

    Ada sahillerinde bekliyorum
    Her zaman yollarını gözlüyorum
    Seni senden güzelim istiyorum
    Beni şad et şadiye başın için
    Her zaman sen yalancı ben kani
    Her zaman orta yerde bir mani
    Her zaman sen uzakta ben müştak
    Her tellakide bir hayalin berrak
    Nerede o mis gibi leylaklar
    Sararıp solmak üzere yapraklar
    Bana mesken olunca topraklar
    Beni yad et güzelim başın için



    Adı Bahtiyar

    Geçiyor önümden sirenler içinde
    Ah eller üstünde çiçekler içinde
    Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
    Aslan gibi göğsü türküler içinde
    Rastlardım avluda hep volta atarken
    Cıgara içerken yahut coblanırken
    Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
    Çocukça sevdiği çiçeği sularken
    Diyarbakırlıymış adı Bahtiyar
    Suçu saz çalmakmış öğrendiği kadar
    Geçiyor önümden gül yüzlü Bahtiyar
    Yara aldığı yerde kalan sazı kadar
    Beni tez saldılar o içerde kaldı
    Çok sonra duydum ki Yozgatta sürgünde
    Ne yapsa etse üstüne gitmişler
    Mavi gök yüzünü ona dar etmişler
    Gazetede çıktı üç satır yazı ile
    Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
    Birileri ona ölmedin diyorda
    Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu




    Adı Yılmaz

    Dalyan gibi bir çocuktu
    Benim gözümde küçüktü
    Küstüde dağlara çıktı
    İner mi inmez mi bilmem

    Şimdi dağların tozudur
    Belki isyanın sazıdır
    Halen kalbimde sızıdır
    Diner mi dinmez mi bilmem

    Adı Yılmaz kendi yılmaz
    Makamı yok dem tutulmaz
    Dağlara soru sorulmaz
    Döner mi dönmez mi bilmem

    Mavi gözleri boncuktur
    Ölüm korkusu şuncuktur
    Azrail atı kancıktır
    Biner mi binmez mi bilmem

    Parkasına kar yağmıştır
    Bir kenarda ağlamıştır
    Belki elleri yanmıştır
    Söner mi sönmez mi bilmem

    Adı Yılmaz kendi yılmaz
    Makamı yok dem tutulmaz
    Dağlara soru sorulmaz
    Döner mi dönmez mi bilmem




    Ağladıkça

    Dağlarda öfkeli başım
    Serhatta hep akşam oluyor
    Nasipsiz kıştan mı
    Yağmurdan mı yoksa aşktan mı

    Ağladıkça ağladıkça, dağlarımız yeşerecek
    Görecek göreceksin, ağladıkça ağladıkça
    Geceyi tutacağız, görecek göreceksin
    Ağladıkça ağladıkça güneşi tutacağız
    Görecek göreceksin

    İlk yazda bitti telaşım
    Alnımda hep kavga duruyor
    Vakitsiz hırstan mı
    Bahardan mı yoksa aşktan mı

    Ağladıkça ağladıkça, bozkırlar yeşerecek
    Görecek göreceksin, ağladıkça ağladıkça
    Güneşi tutacağız, görecek göreceksin




    Ağlama Bebeğim

    Ağlama bebek, ağlama sende
    Umut sende yarın sende.
    Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye,
    Bu suskunluk, bu durgunluk, sıkıntın niye.

    Çok uzakta öyle bir yer var
    O yerlerde mutluluklar
    Paylaşılmaya hazır
    Bir hayat var.

    Ağlama bebeğim ağlama sende
    Acı sende hasret sende.
    Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye,
    Bu küskünlük, bu dargınlık, kızgınlık niye.



    Ah

    Yüzünün yarısı göz kadife yansımalı
    Bulutlu siyah ah bulutları eflatun
    O boy aynasından çıktı fransızın malı
    Vişne asidi vardı tadında rujunun
    Ah sinema yıldızı filan olmalı
    Ağızlığı kristal son derece uzun
    Bir kibrit çakıldı mı ah yağmurluklu kız
    Alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor
    Ah çocuk yüzünde gül goncası ağız
    Saçlarından incecik su tozu dökülüyor
    Sığınak gibi derin ağaçlar gibi yalnız
    Karartma başlamış ışıklar örtülüyor
    Ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu
    Kırkmaları morsalkım göz kapakları saydam
    Çok vapurun battığı bir liman orospusu
    Bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam
    Ay ışığında deniz akordeon solosu
    Pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam
    Görkemli çadırında italyan lunaparkın
    Sanki zeytin düşürür yerlere gözlerini
    Ah tahtına kurulmuş bol sakallı bir kadın
    Sutyenler tutmuyor çılğın göğüslerini
    Kaşları ip incesi kumral kirpikleri kalın
    Kim görse şaşırır sakalının süslerini
    Tavana asılmış sosyalist saçlarından
    Ah sabah sabah omuzları kan içinde
    İşkence sonrası genç bir kadın militan
    Yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde
    Adı bile çıkmamış dudaklarından
    Doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde





    Ah Ulan Rıza

    Neden hala gelmedi?
    Saati mi şaşırdı bu hıyar?
    Gerçi hiç saati olmadı ama..
    En azından birine sorar.
    Cebimde bir lira desen yok!
    Madara olduk meyhaneye
    Ahh eşek kafam benim.
    Nasıl da güvendik bu hergeleye?
    Gelse balığa çıkacaktık
    Ne çekersek kızartıp rakıyla yutacaktık.
    Kafamız tam olunca şarkılar döktürüp,
    Enterasan hayellere dalacaktık.
    Bu sandalı geçen hafta çalıntıdan düşürdük
    Arkadaşlar ısrar etti,
    Biz de iyi olur, bize uyar diye düşündük.
    Saat sekizde gelecekti.
    Bana beş milyon borç verecekti..
    Yoksa O nemrut karısıkaçtı da,
    Onun peşinden mi gitti?
    Eğer öyleyse yandık!
    Gudubet gene yaptı yapacağını!
    Geçen sene merdivenden itip
    Kırmıştı Rıza’nın bacağını
    Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
    Ya da horlarken Rıza’yı boğacak.
    Bak şimdi acıdım, aşkolsun adama...
    Ben olsam vallahi başedemem!
    Hele beş tane velet var ki boy boy,
    Allah’tan düşmanıma dilemem
    Aslında iyi çocuktur Rıza , efendi huyludur.
    Herkesin suyuna gider.
    Yoksa, kalıba vursan hani,
    Tek başına on tane adam eder.
    Bir keresinde hiç unutmam,
    Üç beş zibidi haraca dadandı.
    Rıza sandalyeyi kaptığı gibi
    Herifleri hastaneye kadar kovaladı!
    Aynı mahallede büyüdük,
    Aynı kızları sevdik,
    Aynı kafadaydık.
    Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu.
    Biz başka havadaydık.
    Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
    Aynı takımı tutardık.
    Fener’in maçına iddiaya girer,
    Millete az mı yemek ısmarlattık.
    Bir tek askerde ayrı düştük.
    Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
    Döner dönmez evlendirdiler,
    En büyük salaklığı da bu oldu.
    Ben se hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
    Hep tek tabanca gedim...
    Benim beğendiğimi anam istemedi,
    Onun gösterdiğini ben sevmedim.
    Neyse bunlar derin mevzu..
    Anlaşıldı bu herif gelmeyecek
    Ufaktan yol alayım.
    Anam evde yanlız, şimdi meraktan ölecek.
    Gittim, vurdum kafayı yattım.
    Rüyamda gördüm gülümseyerek geldiğini...
    Ne bilirdim yolda kamyon çarpıp,
    Hastaneye kavuşmadan can verdiğini?!
    Vay be Rıza...........
    Sonunda sen de düştün Azrail’in peşine!
    Dün boşuna günahını almışım.
    Ne olur kızma bu kardeşine...
    Öğlen kahvede söylediler. Rıza ölmüş! dediler.
    Ne kolay söylediler.
    Sanki dev bir taş ocağını,
    Kökünden dinamitleyip, üstüme devirdiler!
    Ahh dostum... O kocaman gövdene
    O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
    O zalim tabutun tahtalarını,
    Senin üzerine nasıl böyle çivilediler?
    Yani sen şimdi gittin!...
    Yani bir daha olmayacak mısın?
    Yani bir daha borç vermeyecek,
    Rakı ısmarlamayacak mısın?
    Peki, beni kim kızdıracak?
    Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
    Peki, beni bu köhne dünyada
    Senin anladığın kadar kim anlayacak?
    Ulan Rıza.....
    Ne hayallerimiz vardı oysa...
    Ne acayip şeyler yapacaktık.
    Totoyu bulunca dükkan açıp,
    Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.
    Talih yüzümüze gülecekti be...
    Karıyı boşayıp,
    Sıfır bir Mercedes alacaktık.
    Hafta sonu iki yavruyu kapıp
    Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık.
    Ah ulan Rıza.......
    Bu mahallenin nesini beğanmedin de,
    Öte yana taşındın?
    Arasıra gıcıklaşırdın ama inan...
    Benim en kral arkadaşımdın.
    Ulan Rıza....ben şimdi bu koca deryada tek başıma ne halt
    ederim?
    Senden ayrılacağımı sanma...
    Birkaç güne kalmaz ben de gelirim.



    Aklanacak Dünya

    Alnının orta yerinde
    Bir azap dövmesi hayat
    Ve kader
    Acının
    Çilenin harmanıdır
    Yiğitlik zulmün sofrasında
    Dayanmak da
    Direnmek de
    Yarın bunları böyle yazacak

    Yarın bunları böyle yazacak
    Aklanacak direnme günleri
    Kavga aklanacak
    Aklanacak dost da
    Düşman da
    Gökyüzü kandan
    İrinden azade
    Gökte
    Suda
    Toprakta
    İlk cemre ile
    Aklanacak dünya

    Zordur zorbalığı omuzlamak
    Yokluğu
    Acıyı omuzlamak
    Gönül vermek ateş kusan kavgaya
    Bir idam fermanı gibi belalı
    Uzak bir umut gibi yalnız
    Ve mayın gibi döşenmek
    Hesabı kitabı görülmüş
    Zincirlenmiş dağlara

    Sonra dostun nice dost
    Düşmanın nice düşman olduğunu görmek
    Fırtınayı
    Tufanı göğüslemek
    Yenilmemek
    Yıkılmamak
    Zordur
    Açlığın gencecik gelinlere pusu
    Ve körpe canlara mezar olduğu
    Anasını sattığımın dünyasında
    Dayanmak
    Direnmek
    Ve bir bayrak gibi gerilmek
    Zulmün
    Zorbalığın
    Dönekliğin önüne
    Zor olan bir şey daha var elbet
    Alnının orta yerinde
    Hıyanetin mührü
    Ve göğsünün gürültüsünde
    Korku yatarken
    Aydınlık günleri düşlemek
    Sevgiyle
    İçtenlikle öpmek çocukları
    Ve dünyaya
    Gururla bakabilmek

    Kimseyi suçlamayacaksın elbet
    Umut kör kuyulara tutsak
    İnanç zindana zincirlenmişse
    Kör bir bıçak gibi çaresiz
    Boş silahlar gibi yaslıysalar
    Yorgunsalar
    Bin yılların köleliğinden
    Şifresi çözülmeyen bir haber gibi
    Gözlerinin içinde duracaksın




    Al Öfkemi


    Her sürgünün gözlerine
    Bu sebepten ah geceye
    Kanatlanmış güvercine
    Kırılacağım, kırılacağım
    Yeter ki bil sen

    Yorgun alnımda şafaklar
    Bir düş kursun arkadaşlar
    Bırak iz sürsün şarkılar
    Yeter ki bul sen

    Mahpushane duvarlarına
    Hüznümü yazacağım
    Her gün seni düşünüp
    Yok olacağım

    Al öfkemi koy yanına
    Günü düşür dağlarıma
    Haydi, dokun gözyaşıma
    Ağlayacağım, ağlayacağım
    Yeter ki gül sen




    Alnında Dağ Ateşi

    Alnını dağ ateşiyle ışıtan dostum
    Yüzünü kan ile yıkayan dostum
    Senin uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
    Benim yüreğimi harmanlayan isyan olsun
    Simdi dingin gövdende büyüyen sessizlik
    Ellerimde patlamaya sabırsız mavzer olsun
    Basini omuzuma yasla
    Gögsümde tasiyayim seni
    Gövdem gövdene
    Gövden gövdeme can olsun




    Amanın Minnoş

    Dağda keklik avlarım
    Tabancamı yağlarım
    Ben bir öksüz oğluyam
    Gençliğime yanarım
    Amanım minnoş, minnoş
    Yaktın beni minnoş.

    Yine oldu akşamlar
    Eğleniyor gagoşlar
    Vay benim deli gönlüm
    Nerelerde akşamlar
    Amanım minnoş, minnoş
    Yaktın beni minnos

    Zalım ağlattı beni
    Derde bağlattı beni
    En yoksul&kötü günlerimde
    Bıraktı gitti beni
    Amanım minnoş, minnoş
    Yaktın beni minnoş.



    Amenna (Yaşayanlar Bir Gün Ölür)

    Yaşayanlar bir gün ölür
    Bir gün ölür elbette
    Ağaçlarla balıklarla
    Kuşlarla ben amenna

    Ağlayanlar bir gün güler
    Bir gün güler elbette
    Uyanmakla anlamakla
    Bilmekle ben amenna

    Kısa çöp uzun çöpten
    Hakkını alacak elbette
    Direnmekle güvenmekle
    Barışla ben amenna



    An Gelir

    Paldır küldür yıkılır bulutlar
    Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
    O eski, o eski heyecan ölür
    An gelir biter muhabbet
    Şarkılar susar heves kalmaz
    Şataraban ölür

    Şarabın gazabından kork
    Çünkü fena kırmızıdır
    Kan tutar & tutan ölür
    Sokaklar kuşatılmış
    Karakollar taranır
    Yağmurda bir militan ölür

    An gelir
    Ömrünün hırsızıdır
    Her ölen pişman ölür
    Hep yanlış anlaşılmıştır
    Hayalleri yasaklanmış
    An gelir şimşek yalar
    Masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
    Direkler çatırdar yalnızlıktan
    Sehpada pir sultan ölür
    Son umut kırılmıştır
    Kaf dağı' nın ardındaki
    Ne selam artık ne sabah
    Kimseler bilmez nerdeler
    Namlı masal sevdalıları
    Evvel zaman içinde
    Kalbur saman ölür
    Kubbelerde uğuldar baki
    Çeşmelerden akar sinan
    An gelir
    -la ilahe illallah-
    Kanuni süleyman ölür
    Görünmez bir mezarlıktır zaman
    Şairler dolaşır saf saf
    Tenhalarında şiir söyleyerek
    Kim duysa & korkudan ölür
    -tahrip gücü yüksek-
    Saatli bir bombadır patlar
    An gelir
    Attila ilhan ölür



    Arka Mahalle

    Ağladım gözyaşlarım döndü denize
    Ben derdimi kimseye söyleyemedim
    Kurşunlara gelirken arka mahallede
    Düştüm de yerlere bir of demedim

    Başıma neler geldi sana diyemedim
    Beni kaç kere dövdüler
    Adını söylemedim of of of of
    Yıkılsın evin

    Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe
    Yine de bu yangını söndüremedim
    Bağıra bağıra yazdım seni içime
    Bir kez olsun yüzünü güldüremedim




    Arpa Orağa Geldi

    Arpa orağa geldi
    Zülüf tavafa geldi
    Kalkın selama durun
    O yar odama geldi

    Değirmen kentli olur
    Yar seven dertli olur
    Seversen bir güzel sev
    Güzel mürvetli olur

    Arpalar dize kadar
    Yarim gel bize kadar
    Sana bir çorap aldım
    Topuktan dize kadar



    Ay Gidiyor

    Canım ey canım ey
    Canım eylen ey
    Evimi başıma yıkıp giden hey

    Kapkara büyürken
    Geceler derinden
    Canımı içimden
    Alıp giden hey

    Ay gidiyor
    Güllerim kanıyor
    Gün yüzünü dönüyor

    Ay gidiyor
    Günlerim yanıyor
    Gül yüzün dönmüyor

    Canım ey canım ey
    Yanan ömrüm ey
    İçime ateşi
    Koyup giden hey

    Sessizce büyürken
    Avluda cehennem
    Güneşi koluna
    Takıp gelsen hey



    Ay Karanlık

    Maviye
    Maviye çalar gözlerin,
    Yangın mavisine
    Rüzgârda âsi.
    Körsem,
    Senden gayrısına yoksam,
    Bozuksam,
    Can benim, düş benim,
    Ellere nesi?
    Hadi gel,
    Ay karanlık...
    İtten aç,
    Yılandan çıplak,
    Vurgun ve belâ
    Gelip durmuşsam kapına
    Var mı ki doymazlığım?
    İlle de ille
    Sevmelerim,
    Sevmelerim gibisi?

    Oturmuş yazıcılar
    Fermanım yazar
    N'olur gel,
    Ay karanlık...
    Dört yanım puşt zulası,
    Dost yüzlü,
    Dost gülücüklü
    Cıgaramdan yanar,
    Alnım öperler,
    Suskun, hayın, çıyansı,
    Dört yanım puşt zulası,
    Dönerim dönerim çıkmaz.

    En leylim gecede ölesim tutmuş,
    Etme gel,
    Ay karanlık...


    Aynı Daldaydık

    Saat 21'i vuranda
    Burada kan panalar çalardı
    Burada.
    Burada hasret ve dert
    Sen nerdeydin?

    Bugün
    Bugün görüş günümüz
    Herkes geldi, sen nerdeydin?

    Aynı daldaydık
    Aynı daldaydık
    Aynı daldan düştük ayrıldık
    Aramızda yüzyıllık zaman
    Yol yüzyıllık

    Tam yüzyıl
    Tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
    Gözlerin içimde durmayalı.
    Dokunmayalı sıcaklığına karnının
    Tam yüzyıldır bekler beni bu şehirde bir kadın
    Aynı daldaydık
    Aynı daldaydık
    Aynı daldan düştük ayrıldık
    Aramızda yüzyıllık zaman
    Yol yüzyıllık



    Ayrılığın Hediyesi

    avutulmuş çocuklar çoktan sustu
    bir ben kaldım tenhasında gecenin
    avutulmamış bir ben...

    şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
    ki bu yaşlar
    utangaç boynunun kolyesi olsun
    bu da benim sana
    ayrılırken hediyem olsun

    soytarılık etmeden güldürebilmek seni
    ekmek çalmadan doyurabilmek
    ve haksızlık etmeden doğan güneşe
    bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
    mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
    şimdi iyi niyetlerimi
    bir bir yargılayıp asıyorum
    bu son olsun be..bu son olsun!
    bu da benim sana
    ayrılırken hediyem olsun!

    şimdi saat yokluğunun belası
    sensiz gelen sabaha günaydın!
    işi-gücü olanlar çoktan gitti
    bir ben kaldım voltasında sensizliğin
    hiç uyumamış bir ben...

    şimdi dişlerimi sıkıp
    dudaklarıma kanamayı öğrettim
    ki bu kızıl damlalar
    körpe yanağında bir veda busesi olsun
    bu da benden sana
    heba edilmiş bir aşkın
    son nefesi olsun...

    kafamı duvara vurmadan
    tanıyabilmek seni
    beyninin içindekileri anlayabilmek
    ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
    bütün saatleri öylece durdurabilmek için
    çıldırasıya paraladım kendimi
    lanet olsun!
    artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
    olsun be! ne olacaksa olsun!
    bu da benim sana
    ayrılırken şikayetim olsun

    gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun
    her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim
    sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla
    bu benden son dua
    bu benden ayrılık hediyesi olsun



    Ayrılık Hediyesi


    Şimdi saat sensizliğin ertesi
    Yıldız doğmuş gökyüzü ay-aydın
    Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
    Bir ben kaldım tenhasında gecenin
    Avutulmamış bir ben...
    Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
    Ki bu yaşlar
    Utangaç boynunun kolyesi olsun
    Bu da benden sana
    Ayrılığın hediyesi olsun...
    Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
    Ekmek çalmadan doyurabilmek
    Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
    Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
    Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun...
    Şimdi iyi niyetlerimi
    Bir bir yargılayıp asıyorum
    Bu son olsun be.. bu son olsun!
    Buda benim sana
    Ayrılırken muazeretim olsun!
    Şimdi saat yokluğunun belası
    Sensiz gelen sabaha günaydın!.
    İşi-gücü olanlar çoktan gitti
    Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
    Hiç uyumamış bir ben...
    Şimdi dişlerimi sıkıp
    Dudaklarıma kanamayı öğrettim
    Ki bu kızıl damlalar
    Körpe yanağında bir veda busesi olsun
    Bu da benden sana
    Heba edilmiş bir aşkın
    Son nefesi olsun..
    Kafamı duvara vurmadan
    Tanıyabilmek seni
    Beyninin içindekileri anlayabilmek
    Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
    Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
    Çıldırasıya paraladım kendimi
    Lanet olsun!
    Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
    Olsun be! ne olacaksa olsun!
    Bu da benim sana
    Ayrılırken şikayetim olsun!



    Bacalar & Kara Toprak (Mamoş)

    bizim evin bacaları aman aman kader
    yanmaz oldu sobaları aman aman kader
    yarim gitti gelmez oldu aman aman kader
    bu da bana bin dert oldu aman aman kader.

    bahçelerde yeşil yaprak
    mamoş giyer kara kaban
    gel ikimiz sarılalım
    en sonumuz kara toprak
    eyvah eyvah mamoş eyvah
    doktor getir yarama bak.

    ben kapıyı araladım
    ben bahtımı karaladım
    eyvah eyvah eyvah eyvah
    ben mamoşu yaraladım
    uyan mamoş uyan uyan.

    pencereden bir taş geldi
    ben zannettim mamoş geldi
    uyan mamoş uyan uyan
    başımıza neler geldi
    eyvah eyvah mamoş eyvah
    doktor&tabip getir yarama bak.



    Bahtiyar

    Geçiyor önümden
    Sirenler içinde
    Ak eller ustunde
    Çiçekler içinde
    Dudaginda yarım
    Birsevdanın hüznü
    Aslan gibi gögsü türküler içinde
    Rastlardım avluda
    Hep volta atarken
    Cigara içerken yahut coplanırken
    Kimseyle konuşmaz
    Dal gibi titrerdi
    Çocukça sevdiği çiçeği sularken
    Diyarbakırlıymış adı bahtiyar
    Suçu saz çalmakmış
    Öğrendiğim kadar
    Geçiyor önümden gül yüzlü bahtiyar
    Yaralıyım yerde kalan sazı kadar
    Benide saldılar o kaldı içerde
    Çok sonra duydum ki
    Yozgatta sürgünde
    Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
    Mavi gökyüzünü ona dar etmişler
    Gazete çıktı üç satır yazıyla
    Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
    Birileri ona ölmedin diyordu
    Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu...



    Başım Belada

    Bugün düsünemiyeceğin kadar başım belada
    Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmada
    İler-tutar yani yok (2)
    Fişlenmişim adım-eşkalim bilinmekte
    Üstelik göğsümde yani tam şuramda
    Kirli sakalıyla bir eşkiya gezinmekte
    Başım belada
    Adamın biri vurulmuş sokakta
    Cebinde adresim bulunmuş
    Başım belada
    Tabancamı unutmuşum helada
    Nerden baksan tutarsızlık (2)
    Nerden baksan ahmakça
    başım belada
    üzerime kan sıçramış doğarken
    uykularım yarıda kalmış
    başım belada
    senelerce kuralsız yaşamışım
    nere gitsem çaresi yok (2)
    nere gitsem çaresi yok yanmışım

    Sevdim inanamayacağın kadar seni esmer kız
    Kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşımda
    İhanetin adı yok(2)
    Neylersin ki çember daralmakta
    Şimdilik hoşçakal yaban çiçeğim
    Yasal mermisiyle bir komiser yaklaşmakta

    Başım belada
    adamın biri vurulmuş sokakta
    cebinde adresim bulunmuş
    başım belada
    tabancamı unutmuşum helada
    nerden baksan tutarsızlık (2)
    nerden baksan ahmakça
    başım belada
    üzerime kan sıçramış doğarken
    uykularım yarıda kalmış
    başım belada
    senelerce kuralsız yaşamışım
    nere gitsem çaresi yok (2)
    nere gitsem çaresi yok yanmışım
    başım belada



    Başkaldırıyorum

    Cevap veriyorum
    Eli böğründe analardan
    Mahpuslardan ve acılardan
    Çokça bahsediyorum
    Çünkü başını kuma
    Saklayanlardan tiksindim
    Başkaldırıyorum.
    Yine söylüyorum
    Kırmızı rujlu sokakların
    Aşağılık pazarlıkların
    Adı anılmayacak benle
    Bir çiçeğim halk ormanında fışkırdım
    Başkaldırıyorum.
    Ben bir bıçak ucuyum
    Kavga vermiş halkına
    Başkaldırıyorum işte&hey
    Varın benim farkıma.
    Yine söylüyorum;
    Gözü bağlanmış korkulardan
    Yasaklardan baskılardan
    Asla irkilmiyorum
    Çünkü kan emici yarasadan çıldırdım
    Başkaldırıyorum.
    Yemin ediyorum;
    Üç kağıtçının pezevengin
    Teslimiyetin ve milletin
    Yolu uğramayacak bana
    Bir dalgayım halk denizinde köpürdüm
    Başkaldırıyorum.
    Ben bir namlu ağzıyım
    Omuz vermiş halkına
    Başkaldırıyorum işte&hey
    Herkes varsın farkına.

    Söz : Yusuf Hayaloğlu Müzik : Ahmet Kaya


    Ben Anadoluyum

    Kaç bin yıldır yağmur akar gözlerimden
    Yinede ıslanmadı bir tek gün bile kirpiklerim
    Kapına geldim beni bağışla
    Kapına geldim
    Nergislerini ateşe verdiler biliyorum
    Hasretim acım sancım
    Oy gene yandım gene yandım

    Temmuz ekinlerine yüzüm süreyim
    Yemin edeyimki sana
    Köyünü ben ateşe vermedim
    Kıyamadım sana
    Artık sıkıldım arlandım usandım
    İçim dışım kayıp doluyum
    Ben anadoluyum
    Gözlerindenmi öpeyim ille
    Ağzım ağlıyor
    Beni unutma


    Ben Beni

    Seyyah oldum pazar pazar dolaştım
    Bir tüccara satamadım ben beni
    Koyun oldum kuzum ile meleştim
    Bir sürüye katamadım ben beni
    Ben beni, kendimi, canımı özümü
    Dostlar beni bir kazana koydular
    40 yıl yandım daha çiğdir dediler
    Ölceğimi gram gram yediler
    Bir kantarada tartamadım ben beni
    Ben beni, kendimi, canımı özümü
    Deli gönlüm aktı gitti engine
    Çok boyandım cok çiçekler rengine
    Bir mahsuni demiş oldum kendime
    Olmaz olsun atamadım ben beni
    Ben beni, kendimi, canımı özümü




    Benden Selam Söyleyin

    Yağmurdan çıkar gelirdim
    Başımı öne eğerdim
    İşsizdim biliyordun
    Çaresizdim biliyordun
    Yine de çok seviyordun
    Ya sonra?

    Benden selam söyleyin,
    O nazlı sevgiliye
    Tutsakmış da ne olmuş
    Demiş birisine
    Benden selam söyleyin
    O nazlı gözlerime
    Unutamadım unutamadım


    Acı tatlı günlerimiz
    Oldu elbette (bizim de)
    Anlatırdım gülerdin
    Gözlerimden öperdin
    Bu günler geçecek derdin
    Ya sonra?

    Benden selam söyleyin,
    O nazlı sevgiliye
    Hapismiş de ne olmuş
    Demiş birisine
    Benden selam söyleyin
    O nazlı gözlerime
    Unutamadım unutamadım



    Beni Bul Anne

    Dün gece gördüm düşümde
    Seni özledim anne
    Elin yine ellerimde
    Gözlerin ağlamaklı
    Gözyaşlarını sildim anne

    Camlar düştü yerlere
    Elim elim kan içinde
    Yanıma gel yanıma anne
    İki yanımda iki polis
    Ellerim kelepçede
    Beni bul beni bul anne

    Dün gece gördüm düşümde
    Seni özledim anne
    Gözlerinden akan bendim
    Düştüm göğsüne
    Söyle canın yandımı anne
    Camlar düştü yerlere
    Elim elim kan içinde
    Yanıma gel yanıma anne



    Beni Tarihle Yargıla

    Titrek bir mum alevinin havaya bıraktığı bulanık bir is
    Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz
    Beni bilimle anla iki gözüm , felsefeyle anla
    Ve tarihle yargıla

    Bal değildir ölüm bana , idam gül değildir bana ) 2
    Geceler çok karanlık , gel düşümdeki sevgilim )
    Ay ışığı yedir bana )

    Ahh...ben hasrete tutsağım , hasretler tutsak bana
    Bıyığımdan gül sarkmaz , bıyık bırakmak yasak bana
    Mahpus bana, sus bana , yağlık ilmek boynuma
    Sevgili yerine , koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım

    Ve sonra sabırla beklerim , bulutları çekersiniz üstümden
    Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız
    Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana

    Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim
    Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum
    Gözlerimde güneş koşar
    Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma

    Duygu bana, öykü bana , roman gibi her an bana ) 2
    Hücremde yalnızım gel , gel düşümdeki sevgilim )
    Soyunup hazırlan bana )

    Biraz sonra asmaya götürecekler beni
    Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni
    Hoşçakalın sevdiklerim

    Dört mevsim , yedi kıta , mavi gök , bütün doğa hoşçakalın
    Hoşçakalın sevdalılar
    Çocuklar , üniversiteliler , genç kızlar
    Sonsuz uzay , gezegenler ve yıldızlar , hoşçakalın

    Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları
    Sevda türküleri ve şiirler
    Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler
    Dağlarında yürüdüğümüz toprak
    Yalın ayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın

    Hoşçakalın ağız tatları , sıcak çorbam , çayım , sigaram
    Havalandırma sıram , banyo sıram, kelepçe sıram
    Parkamı , kazağımı , eldivenlerimi , ayakkabılarımı
    Ve kalemimi , ve saatimi
    Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
    Hoşçakalın , hoşçakalın

    Dostum bana , sevdam bana , soluğunu geçir bana ) 2
    Uyku tutmuyor gözüm , anılar sıraya girdi )
    Gel anne süt içir bana )

    Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar
    Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar
    Yedi bölge, dört deniz , yedi iklim , altmış yedi şehir

    Okullar , mahalleler , köprüler , tren yolları
    Deniz kıyıları , balıkçı motorları , takalar
    Asfalt yolları boyu dizilmiş fabrikalar
    Ve işçiler ve köylüler.... hoşçakal ülkem

    Hoşçakal anne , hoşçakal baba , kardeşim
    Hoşçakal sevgilim , hoşçakal dünya
    Hoşçakalın dünyanın bütün halkları

    Sınırlı olmayan mekâna
    Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben
    En sevda halimle , en yaşayan halimle , gidiyorum dostlarım
    Hoşçakalın , hoşçakalın...

    Beni yaşamımla sorgula iki gözüm
    Beni yüreğimle , beni özümle
    Bilimle anla beni , felsefeyle anla beni
    Tarihle anla beni , ve öyle yargıla


    Beni Vur

    Bir ince pusudayım,
    Yolumun üstü engerek
    Bir yolun sonundayım
    Sessizce tükenerek
    Ben senin sokağına ulaşamam dardayım,
    O masum gözlerine bakamam firardayım
    Oysa ben bu gece yüreğim elimde
    Sana bir sırrımı söylecektim
    Şu mermi içimi delmeseydi eğer
    Seni allıp götürecektim
    Beni vur
    Beni onlara verme
    Külüm al uzak yollara savur
    Dağılsın dağlara dağılsın vur
    Öykümüz ama sen ağlama dur

    Bir ince pusudayım
    Bu gece zehir zemberek
    Bir yolun sonundayım
    Sessizce tükenerek
    Ben senin ellerine ulaşamam dardayım
    O masum hayallere dalamam ölmekteyim
    Oysa ben bu gece yüreğim elimde
    Sana bir sırrımı söylecektim
    Şu mermi içimi delmeseydi eğer
    Seni allıp götürecektim
    Beni vur
    Beni onlara verme
    Külüm al uzak yollara savur
    Dağılsın dağlara dağılsın vur
    Öykümüz ama sen ağlama dur


    Bir Acayip Adam

    Suphi Suphi bir acayip adam
    Suphi Suphi benim canım ciğerim

    Kimse bilmez nereli olduğunu

    Suphi Suphi bir acayip adam
    Suphi Suphi susar akşam oldumu

    Bir cebinde daskapital
    Bir cebinde daskapital
    Bir cebinde kenevir tohumu

    Suphi Suphi bir acayip adam
    Suphi Suphi benim canım ciğerim

    Fırtınadan arta kalmış bir teknede tevekkül içinde
    Görkemli sakalı ve iğreti parkasıyla gizlediği macerasıyla
    Bir acayip adam yaşardı
    Akşamları susardı ben konuşsam kızardı bir eski zamandı
    Hazirandı
    Çocuktum evden kaçmıştım gelip ona sığınmıştım
    Küçücük bir koydu sığdı burayı keşfeden belki oydu
    Uzaktan kasabanın ışıkları yanardı içim anneyle dolardı
    ağlardım
    Suphi şöyle bir gözatardı Gizli bir cigara sarardı ağlardı
    Sonra barışırdık ben flüt çalardım cigara sönerdi ağlardık
    Nerden geldiğini bilmezdim kimsesizdi belki kimliksizdi
    Onun macerası onu ilgilendirirdi kimseye ilişmezdi
    Birşeylere küfrederdi hep tedirgin bir balık gibi uyurdu
    Bazen kaybolurdu arardım yağmurun altında dururdu
    Bir kalın kitabı vardı cebinde dururdu hergün okurdu
    Ben bişey anlamazdım kapağını seyreder duymazdım
    Sakallı bir resimdi kimdi ne kadar mütebessimdi
    Sordum birgün Suphi'ye söylediklerini niye anlamıyorum diye
    "Bildiklerini dedi yüzleştir hayatla ve sınamaktan korkma
    doğruyla yanlışı o zaman ayırabilirsin ve onu
    anlayabilirsin"
    Sonra gülerdi günlerim yüzlerce ayrıntıyı merak etmekle
    geçerdi
    Sonra yine akşam olurdu Suphi susardı ben konuşsam kızardı
    Tekneye martılar konardı yüreğim Suphiye yanardı ağlardım
    Suphi denize tükürürdü gökyüzünü tarardı ağlardı
    Sonra barışırdık ben flüt çalardım ağlardık


    Bir sürgün kasabasıydı bir eski zamandı Hazirandı
    Çocuktum evden kaçmıştım gelip ona sığınmıştım
    Birgün aksilik oldu annem beni buldu Suphi kaçıp kayboldu
    Kasaba çalkalandı olay oldu ben sustum kanım dondu
    Polisler onu bulduğunda tekti Felaketti herkes meydanda
    birikti
    Karakoldan içeri girerken sanki mağrur bir tüfekti
    Ansızın bana dönüp baktı Anladın mı dedi anladım dedim
    anladım
    Ve o günden sonra hiçbir zaman hiçbir yerde hiç ağlamadım




    Bir Anka Kuşu


    Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
    Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi

    Anne beni söğüdün gölgesinde vurdular
    Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi

    Üşüştü birer birer çakallar üzerime
    Üşüştü her bir yandan göğsüme ciğerime

    Anne beni leş gibi yiyip talan ettiler
    Teşhis edilmek için savurdular dövdüler

    Şiir
    Yeryüzündeki acıların hepsini, hepsini tattım heder oldum
    Ekmeğime tütün kattım, beni milyon kere yaktılar üstüste
    Bir anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi
    Kendimi külümden yarattım

    Geceler tanır beni, konarım göçerim ben
    Geceler tanır beni, kan damlar içerimden

    Anne sen beni unut, karanlıkğın bağrında
    Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben

    Suç üstü yakalandım, bölüşürken kalbimi
    Suç üstü kelepçeyle, yardılar bileğimi

    Anne ben diyar diyar, umudun savaşçısı
    Bir tutam sevgi için, dağladım gözlerimi

    Şiir
    Prometustum çiviyle çakılırken taşlara
    Ciğerimi kartallara yedirdim, sparta küstüm köleliğin
    Çığlığında, aslanlara yem oldum tükendim, kör kuyuların
    Dibinde yusuftum, kerbela çölünde hüseyin, zindanlarda
    Cem sultan sehpada pir sultan, kaçıncı ölmem kaçıncı
    Dirilmem bu tanrılardan ateş çaldım yüzyıllarca tutuştum
    Üstüste yandım bir anka kuşu gibi anne
    Bir anka kuşu gibi, kendimi külümden yarattım


    Bir De Sen Gitme

    Akşamlar böyle biter
    Hep böyle dertli biter
    Evli evine gider
    Kuşlar yuvaya döner

    Bir de sen gitme
    Bir de sen gitme
    Bir de sen gitme
    İçimden
    Yaralıyım ben

    Giden bu yolculardan
    En çok ben şanssızım
    Ne kadar çok yaşadıysam
    O kadar çok yalnızım

    Biraz da sen ağla
    Biraz da sen ağla
    Ölürken bile hasretim sana
    Bir tek sen anla


    Bir Minik Kız Çocuğu

    Ona hergün ratlardım kuyruğun bir ucunda
    Bir minibüs parası sımsıkı avucunda
    Uykusuna doymamış kırpışan gözleriyle
    Anlarsa baktığımı başı inerdi öne
    Bildiğim kadarıyla ölmüş anne-babası
    Okulundan koparıp işe koymuş ablası
    Ne rüyalar görürdü kim bilir yol boyunca
    Hep gülümserdi yüzü ansızın uyanınca
    Bir minik kız çocuğu saçları darmadağın
    Yollarda yalın ayak üşürüşür üşür elleri
    Meraklandım bir kaç gün durakta görmeyince
    Tanıyanlar söyledi inanmadım ilk önce
    Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
    Fabrika değil sanki bir okul bahçesinde
    İşte o an dişliler kapmış iki elini
    Böyle ödemiş yavrum rüyanın bedelini
    Tebessüm donup kalmış ağzının kenarında
    Soluvermiş minik kız henüz ilk baharında
    Bir minik kız çocuğu bir minik kuş yüreği
    Ölümün kucağında üşür üşür üşür elleri



    Bir Veda Havası

    Vakit tamam seni terk ediyorum
    Bütün alışkanlıklardan öteye
    Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
    Doymadım inan kanmadım sevgiye.

    Korkulu geceleri sayar gibi
    Birdenbire bir yıldız kayar gibi
    Ellerim kurtulacak ellerinden
    Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.

    Aşksa bitti gül ise hiç dermedik
    Bul kendine kuytularda hadi dal
    Seninle bir bütün olabilirdik
    Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
    Hoşçakal canımın içi, hoşçakal.

    Vakit tamam seni terk ediyorum
    Bu incecik bir veda havasıdır
    Parmak uçlarına değen sıcaklığı
    İncinen bir hayatın yarasıdır.

    Kalacak tüm izlerin hayatımda
    Gözümden bir damla yaş aktığında
    Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
    Kan tarlası gelincik şafağında.

    Ölümse korktun savaşsa hep kaçtın
    Vur kendini korkularda hadi al
    Sen bir suydun sen bir ilaçtın
    Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
    Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal
    Sen bir suydun sen bir ilaçtin
    Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
    Hoşçakal iki gözüm, hoşça kal...



    Biraz Da Sen Ağla

    Akşamlar böyle biter
    Hep böyle dertli biter
    Evli evine gider
    Kuşlar yuvaya döner
    Bir de sen gitme
    Bir de sen gitme içimden
    Yaralıyam ben
    Giden bu yolculardan
    En çok ben şanssızım
    Ne kadar çok yaşadıysam
    O kadar çok yanlızım
    Biraz da sen agla
    Ölürken bile hasretimden sana
    Bir tek sen anla


    Birazdan Kudurur Deniz

    Birazdan kudurur deniz
    Birazdan dalgaların sırtından
    Üst üste fışkıran rüzgarlar
    Bir intikam gibi saldırınca üstüne.
    Yüzüne şarkılar çarpar, yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın
    Sen artık, sen artık buralarda duramazsın.

    "Artık sazın bağrı mı olur
    Kimsenin bilmediği bir ağrı mı
    Gider kendine gömülürsün
    Yoksa bu şehir bu sokaklar
    Seni alır kullanır seni alır kullanır
    Santim santim çürürsün."

    Bazen bir uçurum kalır
    Bazen de martıların ardından
    Velvele koparan bir leş kalır
    Bir intihar gibi puşt olunca sevdalar.
    Sırtını duvara yaslar, sırtını ağaca yaslar susarsın
    Sen artık hiçbir sözü, hiçbir sözü kaldıramazsın.

    "Şimdi bir yeni sevda mı olur
    Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı
    Tutar sıfırdan başlarsın
    Yoksa bu ilişkiler bu zaaflar
    Seni yiyip bitirir, seni yiyip bitirir
    Dirhem dirhem azalırsın."



    Biz Üç Kişiydik

    Biz üç kişiydik; Bedirhan, Nazlıcan ve ben
    Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
    Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara
    Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek.

    El tetikte kulak kirişte ve sırtımız toprağa emanet
    Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
    Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
    Deniz çok uzaktaydı ve dokunuyordu yalnızlık.

    Gece uçurum boylarında, uzak çakal sesleri
    Yüzümüze, ekmeğimize, türkümüze çarpar geçerdi
    Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan, tüterdi buram buram
    Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi.

    Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan' ı,
    Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
    Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
    Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...

    Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı
    Nazlıcan saçları fırtınayla taralı
    Sen de böyle gider miydin yıldızlar ülkesine
    Oy Nazlıcan... oy can evinden yaralı.

    Nazlıcan serin yayla çiçeği
    Nazlıcan deli dolu heyecan
    Göğsümde bir sevda kelebeği
    Nazlıcan ah Nazlıcan...

    Artık yenilmiş ordular kadar eziktik, sahipsizdik
    Geçip gittik, parka ve yürek paramparça
    Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
    Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda.

    Bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular
    Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları
    Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca
    Titredi ve iki yana düştü kolları.

    Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
    Devrilmiş bir ağaçtı ay ışığında gövdesi
    Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
    Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi.

    Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
    Birazdan ateşi karıştırıp bir cigara saracaktı
    Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
    O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı.

    Ey Bedirhan; katran gecelerin heyulası,
    Ey Bedirhan; kancık pusuların belası
    Sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana...
    Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası.

    Bedirhan mor dağların kaçağı
    Bedirhan mavi gözleri şahan
    Zulamda suskun gece bıçağı
    Bedirhan ah Bedirhan.

    Biz üç kişiydik
    Üç intihar çiçeği
    Bedirhan, Nazlıcan ve ben
    Suphi...




    Bize Kalan

    Bize kalan insanlığa bırakmak
    İstediğimiz değildi
    Binlerce fidan ektik halkın çölüne
    Su vermediler eğildi

    Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
    Kızaran yanakları öpmelere utandık
    Sonra suç olmak girdi araya

    Bizim eskiden umutlarımız vardı
    Yıkılan duvarların gövdesine yaşlandık
    Sonra yanılmak girdi araya

    Bize kir bize pas bize tortusu kaldı
    Dostlar tükenip düştüler
    Yok olma korkusu kaldı

    Bizim eskiden gülüşlerimiz vardı
    Kırılan yüreklere öylesine dağıttık
    Sonra ağlamak girdi araya

    Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
    Tutuşan dağların seherine yar olduk
    Sonra vurulmak girdi araya

    Bize kan bize ter bize gözyaşı kaldı
    Yıllar çiğneyip geçtiler
    Yaşama telaşı kaldı



    Bize Ne Oldu

    Gece düştüm sokaklara
    Her yerde seni aradım
    Birden karşıma çıktın
    Seni gördüm ağladım
    Yine nekadar iyiydin
    Yine nekadar sıcak
    Oysa neler anlatıyordum içimden
    Artık, diye bilmem imkansız

    Söyle söyle yar bize ne oldu
    Yine gönlüm derbeder oldu
    İstedim gözünü öpeyim
    Gözlerin düşmanım oldu

    Alışamadım yalnızlığına
    Karanlığa çok uzağım
    Ne olur södürme ışıkları
    Karanlığa alışacağım
    Gitme bu gece, gitme, gitme
    Ne olur kal benimle
    Ağlatmasın şarkılarım ağlatmasın
    Belki bu son gece


    Bizim Hikayemiz

    Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
    Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
    Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
    Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki.

    Bir volkandı içimizde coşan nehirler
    Coştukça umutlar hep taşardı sanki
    Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
    Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor.

    İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
    Umutlar hep gecelerde yol olur gider
    İşte bizim hikayemiz burada biter
    Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider



    Bu Da Benim Sana

    Şimdi saat sensizin ertesi
    Yıldız dolmuş gökyüzü ayaydın
    Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
    Bir ben kaldım bir ben kaldım
    Tenhasında gecenin avutulmamış ben
    Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
    Utangaç boynunun kolyesi olsun
    Buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun

    Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
    Ekmek çalmadan
    Doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün
    Aydınlıları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu
    Arasıra biliyorsun
    Şimdi iyi niyetlerimi bir bir
    Yargılayıp asıyorum
    Bu son olsun bu son olsun

    Şimdi saat yokluğun belası
    Sensiz gelen sabaha günaydın
    İşi gücü olanlar çoktan gittiler
    Bir ben kaldım bir ben kaldım
    Voltasında gecenin hiç uyumamış ben
    Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
    Utangaç boynunun kolyesi olsun
    Buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun

    Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni
    Beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden yüzündeki
    anlık
    Tebessümü
    Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
    Çıldırasıya parladım kendimi lanet olsun
    Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
    Olsun güzelim olsun ne olacaksa olsun


    Bu Dert Beni Verem Eder

    Eğri büğrü bakar oldum
    Şaşkın oldum, sakar oldum
    İkide bir yüreğimi dağa taşa diker oldum
    Şunca yıldır karanlıkta göz kırpmaktan bıkar oldum

    Benim annem şeker annem gençlik elden gitti gider
    Gece gündüz dolaşırım tenhalarda menhalarda
    Benim annem güzel annem beni beni beni koyver

    Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda dağlar duman
    Altı patlar, altı patlak bu dert beni bu dert beni verem
    Eder

    Dama çıktım damdan düştüm
    Kılıç kestim rakı içtim
    Şahin oldum, keloğlanın külahını kaptım kaçtım
    Yare ağlar, güler uçtum
    Yarı yolda yorgun düştüm

    Benim annem kadın annem bu nasıl iş bana de hele
    Gece gündüz düşünürüm tenhalarda menhalarda
    Aman annem güzel annem beni beni beni koyver

    Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda yandım allah
    Altı patlar altı patlak bu dert beni bu dert beni adam eder


    Bu Gece Beni Düşün

    Bu gece beni düşün
    Gözlerin bulutlansın
    Sırtlan karanlık altında koyupta gittiğini
    Düşün ki ciğerin yansın
    Ben her gece sendeyim
    Bir gecede sen düşün
    Dün gibi hatırımda
    Saçlarını okşarken o gamzeli gülüşün

    Sen beni unutamazsın
    Ellere satamazsın
    Kaçmak o kadar kolay mı
    Kendini aldatamazsın
    Bu gece beni düşün yar
    Seni bekleyen biri var
    Bu gece beni düşün yar
    Seni bekleyen biri var

    Bu gece beni düşün
    Yeminlerin utansın
    Pişmanlığın namlusu
    Bu gece ansızın yüreğine dayansın
    Bu gece beni düşün
    Duvarların ardında
    Hala resmin duruyor ve pulsuz mektupların
    Yastığımın altında

    Sen beni unutamazsın
    Ellere satamazsın
    Kaçmak o kadar kolay mı ?
    Kendini aldatamazsın...
    Bu gece beni düşün yar
    Seni bekleyen biri var
    Bu gece de beni düşün yar
    Sana tapan biri var
    Bu gece beni düşün yar
    Seni özleyen biri var
    Bu gece beni düşün yar
    Sana yanan biri var..



    Bu Şiirin Kuralsız Son Sözü

    Gayrı dur durak yok kardeşler
    Yanında sevgilinin aziz ölüsü
    Ötede bir köylü militan
    Uzakta işçi dostlar kurşunlanıyor
    Ve dünyanın öbür ucunda
    Bir avuç doların kahpe çarkında
    Kahraman halklar doğranmaktadır

    Toprağın ekmeğin hesabıdır bu
    Zulmün zorbalığın hesabıdır bu
    Sevdanın hasretin hesabıdır bu
    Gayrı dur durak yok kardeşler
    Çınlasın doruklarda kavga borusu



    Bu Yalnızlık Benim

    Sana birgün bu mektubum ulaşır
    Açarsın ha eline kan bulaşır
    Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim
    Sedyele taşınır kan çiçekleri
    Adımların adımların adımların birbirine dolaşır
    Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim
    Çiçek istediler verdim, şarkı dediler söyledim
    Ömrümün yarısı kavgayla geçti
    Ben böyle, ben böyle, ben böyle yanlızlık görmedim
    Beni birgün bu şarkıyla anarsın
    İçinden kopar bir tel ağlarsın
    Gecikmiş bir vefa kalıntısıyla
    Polis kaydından sildirip adımı
    Pencerenin, pencerenin, pencerenin buğusuna yazarsın
    Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım
    Denizler üstüme gelmeyin
    Kuşlar ne olur didişmeyin
    Şarkımı esmer bir hasrete sundum
    Bu yanlızlık, bu yanlızlık, bu yanlızlık benim ilişmeyin


    Bu Dert Beni Verem Eder

    Eğri büğrü bakar oldum
    Şaşkın oldum, sakar oldum
    İkide bir yüreğimi dağa taşa diker oldum
    Şunca yıldır karanlıkta göz kırpmaktan bıkar oldum

    Benim annem şeker annem gençlik elden gitti gider
    Gece gündüz dolaşırım tenhalarda menhalarda
    Benim annem güzel annem beni beni beni koyver

    Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda dağlar duman
    Altı patlar, altı patlak bu dert beni bu dert beni verem
    Eder

    Dama çıktım damdan düştüm
    Kılıç kestim rakı içtim
    Şahin oldum, keloğlanın külahını kaptım kaçtım
    Yare ağlar, güler uçtum
    Yarı yolda yorgun düştüm

    Benim annem kadın annem bu nasıl iş bana de hele
    Gece gündüz düşünürüm tenhalarda menhalarda
    Aman annem güzel annem beni beni beni koyver

    Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda yandım allah
    Altı patlar altı patlak bu dert beni bu dert beni adam eder



    Bu Yalnızlık Benim

    Sana birgün bu mektubum ulaşır
    Açarsın ha eline kan bulaşır
    Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim
    Sedyele taşınır kan çiçekleri
    Adımların adımların adımların birbirine dolaşır
    Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim
    Çiçek istediler verdim, şarkı dediler söyledim
    Ömrümün yarısı kavgayla geçti
    Ben böyle, ben böyle, ben böyle yanlızlık görmedim
    Beni birgün bu şarkıyla anarsın
    İçinden kopar bir tel ağlarsın
    Gecikmiş bir vefa kalıntısıyla
    Polis kaydından sildirip adımı
    Pencerenin, pencerenin, pencerenin buğusuna yazarsın
    Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım
    Denizler üstüme gelmeyin
    Kuşlar ne olur didişmeyin
    Şarkımı esmer bir hasrete sundum
    Bu yanlızlık, bu yanlızlık, bu yanlızlık benim ilişmeyin


    Büyüdün Bebeğim

    Aklın Ermez Mapusluğa
    Bahçede Sarı Işığa
    On Üç Tane Yaş Döküldü
    Ranzadaki Yastığına

    Büyüdün Sende
    Hasret Sende Sevgi Bende
    Akşamlar Döner Geceye
    Geceler Gebe Gündüze

    Karanlığa Bakıp Durma
    Beni Orada Arama
    Ben Güneşin İçindeyim
    Beni Sabahlarda Ara

    Geleceğim Bir Gün Bende
    Sevgi Büyüt Ellerinde
    Akşamlar Döner Geceye
    Geceler Gebe Gündüze



    Can Yoldaşım

    Yağmur yağar sel olurum
    Toprak döner toz olurum hey
    Seni sevdim gam çekmeden
    Gün ortasında ölürüm hey

    Canım benim can yoldaşım
    Gül tenimde kara benim hey
    Gül tenimde belam benim hey

    Gün doğarken meyhanede
    Bardağım da rakım benim hey hey

    Çorbam da tuzum közde biberim
    Belim de silahım benim hey
    Canım benim can yoldaşım
    Gül tenimde kara benim hey
    Gül tenimde belam benim hey


    Cinayet Gibi

    Haliç te bir vapuru vurdular dört kişi
    Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
    Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
    Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu

    Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
    Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
    Üç kamarot öteki ahçıbaşı
    Dört bıçak çekip vurdular dört kişi

    Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
    Ben gördüm kulaklarım gördü
    Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
    Hiç biriniz orada yoktunuz

    Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
    Onüç damla gözyaşı saydım
    Alllahına kitabına sövüp saydım
    Şafak nabız gibi atıyordu
    Sarhoşdum kasımpaşa'daydım
    Hiç biriniz orada yoktunuz

    Haliç te bir vapuru vurdular dört kişi
    Polis katilleri arıyordu
    Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
    Üzerime yüklediler bu işi

    Sarhoşdum kasımpaşa'daydım
    Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
    Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
    Ben vursam kendimi vuracaktım



    Cinayet Saati

    Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
    Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
    Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
    Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
    Deli cafer, ismail, tayfur ve şaşı
    Maktul'ün onbeş yıllık arkadaşı
    Üç kamarot öteki aşçıbaşı
    Dört bıçak vurdular dört kişi.
    Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
    Ben gördüm kulaklarım gördü
    Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
    Hiç biriniz orda yoktunuz.
    Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
    Onüç damla gözyaşını saydım
    Sövüp saydım
    Şafak nabız gibi atıyordu
    Sarhoştum kasımpaşa'daydım
    Hiç biriniz orda yoktunuz.
    Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
    Polis katilleri arıyordu
    Deli cafer, ısmail, tayfur ve şaşı
    Üzerime yüklediler bu işi
    Sarhoştum kasımpaşa'daydım
    Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
    Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
    Ben vursam kendimi vuracaktım.



    Çek Mustafa


    Genç kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra
    Rahibelere saldırdıktan sonra
    Leylakları yaktıktan bulutları gödükten sonra
    Elimize ne geçti?
    Elimize ne geçti?
    Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
    Akademide bi koltuk ve birde çek defteri

    Çek mustafa çek
    Çek çek rakı çek
    Senin ömrün hep böyle çekmeklemi(ahkam kesmeklemi)geçecek?

    Müzeleri havalara uçurduktan sonra
    Ün peşinde koşup o kadınla yattığımızı düşledikten sonra
    Gazetelere geçsin diye adımız yalvar yakar olduktan sonra
    Elimize ne geçti?
    Elimize ne geçti?
    Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
    Akademide bi koltuk ve birde çek defteri

    Çek mustafa çek
    Çek çek rakı çek
    Senin ömrün hep böyle çekmeklemi(ahkam kesmeklemi)geçecek?
    Çek mustafa çek
    Çek çek rakı çek
    Çek birde benim için akedemik rakı çek
    Çek çek çek çek
    Senin ömrün hep böyle çek kesmeklemi geçicek???



    Çiğdem Çiçek (Aylar Oldu)

    Aylar oldu yıllar oldu
    Ben yüzünü görmedim.
    Yüzüne hasret kaldım kız
    Yüzüne yüzüm sürmedim

    Gülen aya sordum seni
    Küstü yüzünü sakladı
    Yıldızlara sordum seni
    Yüzüme bile bakmadı
    Yıldızlara sordum seni
    Yıldızlar kan ağladı

    Aksam olur ay gecede
    Çiğdem çiçek şenlenir
    Vallah&Billah düşünmesem seni
    Derdime dert eklenir

    Bıçak sapladım sineme
    Eskidi yaralarım
    Sabah olsun gelmeye eğer
    Kendimi yaralarım



    Çilli Kedi

    Bu yoksulluk beni delledi
    Aldı aklım yaktı külledi

    Bunu yapan iki kişi
    Biri erkek biri dişi
    Halden bilmez iki kişi
    Vay

    Çilli kedi, çilli kedi vay
    Ciğerimi yedin kedi vay

    Bunu yapan iki kişi
    Biri erkek biri dişi
    Halden bilmez iki kişi
    Vay bee



    Dağlarda Ölmek İsterim

    Ömrümde nice sızı var
    Kışların önü yazı var
    Kalbim kuşatmalarda dar
    Dağlarda ölmek isterim

    Verilir hiç tutulmaz söz
    Her yanımda bin namert göz
    Gardaşlarım olmuş bir köz
    Dağlarda ölmek isterim

    Oy dağlar, oy dağlar
    Uzaklarda yarim mi var
    Oy dağlar, oy oy dağlar
    Evde bekleyen yarim mi var

    Ben ateşten hınçtan doğdum
    Zamansız solan gül oldum
    Üç-beş kuruşa kul oldum
    Dağlarda ölmek isterim

    Kaç bahar ağladım kaldım
    Derin hasretlerde yandım
    Kentler zalimdi dayandım
    Dağlarda ölmek isterim

    Oy dağlar, oy dağlar
    Evde bekleyen yarim mi var
    Oy dağlar, oy oy dağlar
    Uzaklarda yarim mi var


    Dardayım

    Dardayım yalanım yok
    Baskın yedim gün gece...
    Örselendi aşklarım üstelik
    Bir uzak diyardayım...

    Günaydın anneciğim, günaydın babacığım
    Yine sabah oluyor
    Evde sabah olmaz deme
    Orda günler geçmez deme
    İçime sancı doğuyor...

    "Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım
    Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
    Sıkıldım dertlendim dostlarımla buluştum
    Bugün de ölmedim anne.

    Kapalıydı kapılar, perdeler örtük
    Silah sesleri uzakta boğuk boğuk
    Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük
    Bugünde ölmedim anne.

    Üstüme bir silah doğruldu sandım
    Rüzgar beline dolandığımda bir dal
    Korktum, güldüm, kendime kızdım
    Bugünde ölmedim anne

    Bana böylesi garip duygular
    Bilmem neye gelir nereye gider
    Döndüm işte
    Acı yüreğimden beynime sızar
    Bugünde ölmedim anne.



    Demedim Mi Haydar

    Biz dağlarda keklik idik
    Şimdi bu çöplükte karga olduk
    Bizimde boyumuzu aştı bu şehir
    Yerlere serildik madara olduk

    Demedim mi Haydar demedim mi sana
    Bu İstanbul yutar adamı
    Demedim mi Haydar demedim mi söyle
    Bu şerefsiz geceler satar adamı

    Biz umutlar yolcusuyduk
    Rakı sofrasında bir meze olduk
    Bizimde harcımız değildi sevmek
    Yosmalar içinde kepaze olduk


    Denizin Ardı Özgürlük

    Ne demeli şimdi
    Bir çiğdemin toprağı yırtışını seyredişim
    Göğe mi dokunmalı, ucuna mi körpe filizin
    Öyleyse karanlık sokaklarda koştuğumu düşün
    Ay gene bir kadın gibi sarkıyorken denize
    Dirseklerimle böğrüme gömdüğüm titremeyi düşün
    Oradan göğsümü kaplayışını soğuk bir terin
    İlk sözcüğü anlamla birleştiren çocuğu düşün
    Onun kavradıkça derinleşen şarkısını
    Vay perçemle günün huysuzluğu dolaşan kısrak
    Vay acemi öpüşlerden gövdeme boşalan acımtırak haz
    Telaş, kıvranış parıltılı gözlerdeki atılganlık
    Ya görevin ne senin görevin
    Oynaşmak değil mi içimdeki savaşmak duygusuyla
    Ve benim nevresimim kararmışsa kirden, rutubetten
    Sarhoşsam gülümseyişlerden ağlayışlardan
    Ve kaynak sularıyla üstüme yağan aydınlık hulyaları
    Senden gelen ısıyla koruyorsam
    Ne demeli simdi
    Ey serçelerin sabahlarla doluştuğu cıvıltı
    Ey bir romanın olur olmaz yerinde dikkatti çeken hayal
    Kalbimi çevreleyen sevda gözeneyi
    Acıyış, şefkat, umursayış, hırçınlık seli
    Beni düşün öyleyse
    Beni hayretin ve karanlığın eşiğinde
    Beni fitillerde başlayan bir fısıltı
    Anında ilk satırı yazarken bir bildirinin
    Kulaktan kulağa dolaşan haberlerin bağrında
    Beni dar camlarda değil
    Bir bulutun seyrinde düşün
    Burada ortasında sıçraya sıçraya kabaran alevlerim


    Derin Bir Ah Çektim

    Derin bir ah çektin içim yandi
    Kiyamaz gözüm gözlerine
    Rüyalarimdan gelip geçersin
    Varamaz elim ellerine
    Tren yolunda raylar uzar
    Uzarda nereye gider
    Ay'a gider, suya gider ,yola gider, yar gider
    Benimde basima gelenler adami kanser eder
    Benimde basima gelenler insani kanser eder

    Derin ah çektin içim yandi
    Dayanmaz gönlüm hasretine
    Arzularýmdan gelip geçersin
    Yaslanmaz basim dizlerine
    Gurbet olunca yollar uzar
    Uzarda nere gider
    Daga gider, tasa gider, aska gider, yar gider
    Benimde basima gelenler adami kanser eder
    Benimde basima gelenler insani kanser eder

    Derin bir ah çektin içim yandi
    Yetismez ömrüm gençligine
    Son nefesimden gelip geçersin
    Yagmaz gözüm ellerine
    Daragacinda ipler uzar
    Uzarda nere gider
    Cana gider, kana gider, sona gider, yar gider
    Benimde basima gelenler adami kanser eder
    Benimde basima gelenler insani kanser eder



    Dersim Dört Dağ İçinde

    Dersim dört dağ içinde
    Dersim dört dağ içinde
    Gülü bardağın içinde
    Dersimi hak saklasın
    Bir yarim var içimde
    Gülü bardağın içinde
    Dersimi hak saklasın
    Bir yarim var içimde

    Noldu agama noldu
    Noldu ağeme noldu
    Gül benzin sarar soldu
    Ağam burdan gidelim
    Bu yerler viran oldu
    Ağam burdan gidelim
    Bu yerler viran oldu

    Perteyin altı kelek
    Dersimin altı kelek
    Perte gel gidek gelek
    Elim elinde olsun
    Kapı kapı dilenek
    Elim elinde olsun
    Kapı kapı dilenek
    Noldu agama noldu
    Noldu ağama noldu
    Güldü sararıp soldu
    Ağam burdan gidelim
    Bu yerler viran oldu
    Ağam burdan gidelim
    Bu yerler viran oldu


    Diyarbakır Hasreti

    Sevince ölesiye sevilir, kalınırdı
    Gidince kırılmış bir dal gibi gidilirdi
    Sonra şehirler uyur,kalbim örselenirdi

    Ne diyarbakır anladı beni, ne de sen
    Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen

    Gidince upuzun,kırılmış dallar gibi
    Üşürdü ömrümüz,saçakta kuşlar gibi
    Kederden geberten hasret ezberlenirdi

    Ne anılar anladı beni yar ne de sen
    Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen

    Geliyorum köpekler gibi acı çekerek
    Geliyorum hasretinin gözlerinde öperek...

    Söz :Yılmaz Odabaşı
    Müzik :Ahmet Kaya


    Diyarbakır Türküsü

    Diyarbakır etrafında tanklar var
    Kuşatmışlar dört bir yandan kenti ordular
    Kalkacak neredeyse ayağa surlar, surlar
    İstemezler gün görmeden ölesem aman.

    Namlular göğsümüze dayandı, dayandı
    Gece bastı gene zulum dadandı vay vay
    Yağlı ilmik boynumuza dolandı, dolandı
    İsterler ki gün görmeden ölesem aman


    Doğum Günü

    İnsanların yüzlerini
    Göremiyorum
    Boğazım düğüm düğüm
    Çözemiyorum
    İstesen de yanına gelemiyorum
    Tutsam şu karanlığı
    Tutsam da yırtsam
    Ah elim tutuşmasa elini tutsam
    Susmasan konuşsan
    Sesini duysam
    Tutsam güzel yüzünü
    Bağrıma bassam
    Doğum günüm bugünüm
    Doğum günüm gülüm
    Doğum günüm diyorsun
    Doğum günün kutlu olsun
    Mutlu ol senelerce
    Sana boncuktan kuş yaptım
    Konacak pencerene
    Karakollar beni alır
    Sorgular gecelerce
    Hiç bekleme belki gelmem
    Gelemem senelerce




    Dokunma Yanarsın

    Çocukluğum çıraklıkta geçti, kir pas içinde
    Gençliğim korsan yürüyüşlerde, mitinglerde
    Hapse erken düştüm.. copla erken tanıştım
    Küçük voltalardan bıktım, usandım
    Şimdi uçsuz bucaksız ovalarda
    Adımlarımı saymadan, geriye dönüp bakmadan
    Usanmadan, bıkmadan
    Deli taylar gibi koşmak istiyorum!
    Ve görüyorsunki aşkı beceremiyorum
    Beni kendi halime bırak yavrucuğum
    Ben yolumu nasıl olsa bulurum...

    Upuzun çayırlarda yalınayak koşmak istiyorum
    Saçlarım rüzgara konuk..yüzüm dağlara dönük
    Göğsümün çeperini ölümle sınayan esaret
    Ve yüreğimi yararcasına zorlayan cesaret
    Kıyasıya vuruşsun istiyorum!
    Koşmak.. koşmak istiyorum sevgilim
    Dönemezsem affet...

    Firari gecelerin uzmanı olmuşum
    Bütün istasyonlarda afişim durur
    Beni bir çocuk bile bulur!
    Dokunma bana çıldırırsın
    Dokunma bana sende ellerin tutuşur!

    Koşmak istiyorum
    Eksozların, molozların, yağmaların kıyısından
    Onca insafsızlıkların, onca haksızlıkların
    Manzarasızlıkların, parasızlıkların
    Allahsızlıkların kıyısından
    Kimseye ve hiçbirşeye değmeden
    Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum!

    Koşmak istiyorum
    Şiirimin ve yumruğumun namusuyla
    Kavgaya karışmadan, tutuklanmadan ve küfür etmeden
    Kafamı kırarcasına koşmak istiyorum!

    Avucunu son bir defa, ağlamadan tutmak istiyorum
    Gözlerim yüzüne küskün, sazım sevgine suskun.
    Saati ayrılığa krmuşum olmaz teslimiyet
    ziyan aklımı senle bozmuşum, içerim felaket!
    Kurşunlara geleyim istiyorum
    Ölmek..ölmek istiyorum sevgilim
    Sağ kalırsam affet

    Firari acıların uzmanı olmuşum
    Bütün telsizlerde adım okunur
    Beni bir korkak bile vurur!
    Dokunma bana fişlenirsin
    Dokunma bana, sende yanarsın


    Doruklara Sevdalandım

    Filiz filiz harelendim dağlara uymak için
    Kan gölünde kurulandım hayatı duymak için
    Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için
    Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için.

    "Kekik kokusu duydum
    Kekik kokusu koynunda huysuz gecenin
    Uyandım birdenbire
    Haydi dedim yüreğim gidelim bu şehirden
    Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden
    Yorgunum;
    Çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var
    Yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına
    Düşmanlarım ulaşamazlar..."

    Katarlar gelir geçer bir geceden bir geceye
    Yüreğim yare yare iz bırakır bin acıya
    Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya
    Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya.

    Denizlerde dalgalandım taşları oymak için
    Doruklara sevdalandım ışığa doymak için
    Irmaklarda durulandım dağları duymak için
    Irmaklarda durulandım dağları duymak için.

    "Bir kuş çiz yavrum yüzüme gözyaşınla
    Bir kuş tel tel kirpiklerim kanat olsun
    Bir kuş çırpınan kalbi dudağımda
    Bir kuş yavrum sıcaklığın beni bulsun.
    Bahar gelmiş balam benim
    Bahar gelmiş dayanmış
    Dalda yaprak bebeciğim
    Suda köpük uyanmış
    Kuzulara özenmiş kızım benim
    Körpe sesler dinlenmiş
    Ay ışığında yanmış yavrucuğum
    Onun için beyazmış."

    Şarkılar gelir geçer bir heceden bir heceye
    Yüreğim yare yare yankılanır bin acıya
    Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya
    Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya



    Dost

    Benim sevdalarım yeni filizlenir
    Doymasada toprak can, can içinde
    Şu kara günlerim yeni beyazlanır
    Doymasada yürek can, can içinde

    Gül yüzlü gül destim
    Pirim ben sana küstüm
    İnan değil sana kastım
    Cahille sohbeti kestim
    Dost, dost

    Filizlerim kokar gül deste gibi
    Bülbül figan eder sanki yasta gibi
    Benim deli gönlüm yine hasta gibi
    Artar eksilmiyor can can içinde

    Gül yüzlü gül destim
    Pirim ben sana küstüm
    İnan değil sana kastım
    Cahille sohbeti kestim
    Dost, dost
     



  2. Dost Düşmana Karşı

    Zindanlardan taşa taşa kar beni
    Mamak'lardan metris'lerden sor beni
    Diyarbekre kanla bastım mührümü
    Ceset ceset kefen kefen sar beni
    Bu türkü mor dağların emanetidir
    Firari mahpuslara bir avuç su
    Bir türkü dilimi içerdekine
    Çeyiz sandıgına oyalı yazma
    Memeye süt
    Ve baharın toprağa bereketidir
    Sığmaz dört duvarın yanına, dikenli tele
    Cesur mermidir, mavzer yatağında bu
    Önü kıtlık kıran, zemheri
    Ardı ateş külü, kızılcık
    Ve menekşedir
    Bir teli asuri vurur, bir keldani
    Ve yeşile çalar her mevsim
    Petrol mavisini
    Kan kızılını
    Kavruk dudakların tuzunda tadı
    Fırat'ı
    Dijle'yi vurur
    Heyy bre
    Şahin gagasında
    Can suretidir
    Kara saçlım
    Gül benizlim
    Sevdiğim
    Bu türkü
    Mor dağların emanetidir
    Gün kar yanığı yüze vuranda
    Debreşir gökçe yürek
    Kasketi keder gömleği kan
    Sevdası bir uçurumdur
    Gözleri kor tanesi gözleri hançer
    Gözleri cesarettir
    Krizantem çiçegidir emegi gülüm
    Elleri cesur vede hünerli
    Mor dağların ardında
    Üç koca destan üç koca dünya
    Üç denklem
    Üç şifre üç atom çekirdeği ve
    Bir çakmak bir kıvılcım birde dinamit
    Gün kar yanığı yüze vuranda
    Mor dağların türküsü gelir
    Onlar güneşin bağrında ateş
    Yer yüzünde bir taze çiçektiler
    Namluda namusun fişengi
    İsyanda yürek kara düşte
    Bembeyaz gerçektiler
    Ben yılların sevdası
    Nazlım
    Sabır kıyısında
    Kin köpüğü
    Al almada
    Başaklarda
    Gül dudaklarda hasret

    Söyle türkünü sen
    Erinme nazlı bacım
    Ağlamadan
    Karalara bağlamadan
    Kına gecelerinin sevincinde
    Lurke'de Goven'de
    Temirağa'da



    Dostum Dostum

    Öyle bir yerdeyim ki , ne karanfil ne kurba var
    Öyle bir yerdeyim ki , öyle bir yerdeyim ki

    Bir yanım mavi yosun , dalgalanır sularda
    Bir yanım mavi yosun , dalgalanır sularda

    Dostum dostum güzel dostum
    Bu ne beter çizgidir bu
    Bu ne çıldırtan denge
    Yaprak döker bir yanımız
    Bir yanımız bahar bahçe

    Öyle bir yerdeyim ki , bir yanım çığlık çığlıkğa
    Öyle bir yerdeyim ki , öyle bir yerdeyim ki

    Anam gider allah allah , kızım düşmüş sokağa
    Babam gider allah allah , oğul düşmüş sokağa

    Dostum dostum güzel dostum
    Bu ne beter çizgidir bu
    Bu ne çıldırtan denge
    Yaprak döker bir yanımız
    Bir yanımız bahar bahçe


    Entel Maganda

    Piposu agız kenarında Bodrum'un entel barında
    Herkesi yargılamaktan Kimse kalmamış yanında
    Sakalları şarap tasında Dikilmiş barın ortasında
    Tanınsın diye bekliyor Sanırsın dev aynasında
    Bir eli televizyonda Öteki eli basında
    Birşeylerin tadı kalmış Dişlerinin arasında
    Başkalarına hümanist Karısına karşı dayı
    Nasil beceriyor bilmem Ikisi birden olmayı
    Konuşurken solcusun yaşarken karambolcusun
    Oportunizme bulaşmış Tipik bir orta yolcusun
    Bir Allahcı bir kulcusun Bir davulcu bir pulcusun
    Ne kadar inkar etsen de Hem jigolo hem dulcusun
    O yandasın bu yandasın Hovardasın hep bardasın
    artık rol yapmayı bırak Sen bir entel magandasın
    Behey sanat hırsızı Behey üretme kabızı
    Birazcık efendi ol Birak elinden şu sazı..



    Evlerinin Önü

    Evlerinin önü mersin
    Ah sular akmaz gadınım tersin, tersin
    Mevlam seni bana versin
    Al hançeri gadınım vur ben öleyim
    Ah kapınızda bir danem
    Kul ben olayım
    Hayda efeler of

    Evlerinin önü susam
    Ah su bulsamda gadinim
    Çevremi yusam
    Açsam yüzünü baksam doysam
    Al hançeri gadinim vur ben öleyim
    Ah kapınızda bir danem
    Kul ben olayım
    Hayda efeler of



    Eylüle İsyan Gibi

    Sen betonlar içinde ben senin özleminde
    Sen yangınlar içinde ben mazlumun türküsünde
    Aydınlığı aradık karanlıklar içinde
    Sen dünün hasretinde ben yarınların derdinde
    Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana
    Bölünsek de çözülsek de başkaldırdık zamana
    Güneşte kavrulursun kıraç topraklar gibi
    Hazanda savruluruz serseri yapraklar gibi
    Yalnızlığı yaşarız geride kalan gibi
    Düşer düşer kalkarız eylüle isyan gibi
    Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana
    Bölünsek de çözülsek de başkaldırdık zamana



    Fasso Necdat

    Elinde bir buz bag sise
    Dolaniyor köse köse
    Simdi karakola düse
    Cop tirina nininom da
    Hop tirina nirinam
    Sivri burun top yumurta
    Nara basar uluorta
    Bekcileri tarta tarta
    Tir tinina nininom da
    Tara tinina nininom
    Gene bir gün böyle zirzop
    Gece beksi buna demis hop
    Belinin ortasina cop
    Cop tirina nininom
    Hop tirina nininom
    Gecirmis bir siyah salvar
    Poz kesiyor gaddar gaddar
    Tesbihi sari kehribar
    Sik tirina nininom da
    Tik tirina nininom
    Gene bir gün böyle yanya
    Hava basarak bir yandan
    Karakolun sokagindan
    Pat tirina nininom da
    Pataküte de nininom
    Sapkasi tam sekiz köse
    Zevkten olmus dokuz köse
    Güveniyor on kardese
    Hot tirina nininom da
    Zot tirina nininom
    Mahelleyi bezmis ama
    Cikamiyor kimse cama
    Adam degil sanki kazma
    Host tirina nininom da
    Fos tirina nininom
    Gene bir gün böyle calim
    Yürüyorken adim adim
    Demislerki gel bakalim
    Sak tirina nininom
    Sakasuka da tirina nininom
    Fosso Necdat demis aman
    Anlamis vaziyet yaman
    Kafasindan cikmis duman
    Fos tirina nininom da
    Fis tirina nininom

    Söz: Yusuf Hayaloglu



    Gaş Gabah

    Gaş gabahın yerle gödir
    De görün neylemişem
    Yüreğim güp güp edir
    De görün neylemişem

    Bir mene bak naz eyleme
    Gaş gabah tökme böle
    De görün neylemişem
    Gel mene naz etme böle
    De görün neylemişem

    Bir günahım yoktur inan
    Varsa de olum kurban
    Gözlerem bu hala men
    Ölürem az kala men


    Gayrı Gider Oldum

    Gayrı gider oldum gardaşlar
    Ve de kızkardaşlar
    Gayrı haram bu can bana
    Bu toprak damlar bu yollar bana
    Bu sevdalar bu ağaçlar haram bana
    Oğul uşak bir de karım
    Kurt bana hastır çeker
    Yılan bana çıyan bana

    Hastır çeker yılan bana
    Lan gardaş bu nasıl yara
    Lan gardaş bu nasıl yara
    Kanar her yerinden
    Dövülmüşüm sövülmüşüm kovulmuşum ben
    Hastir çekilmişim yani kendi öz yurdumdan
    Çeker giderim.


    Geçmiyor Günler

    Burda çiçekler açmıyor
    Kuşlar süzülüp uçmuyor
    Yıldızlar ışık saçmıyor
    Geçmiyor günler geçmiyor
    Avluda volta vururum
    Kah duşünür otururum
    Türlü hayaller görürüm
    Geçmiyor günler geçmiyor
    Dışarıda mevsim baharmış
    Gezip dolaşanlar varmış
    Günler su gibi akarmış
    Geçmiyor günler geçmiyor

    Gönülde eski sevdalar
    Gözümde dereler bağlar
    Aynadan hayalin ağlar
    Geçmiyor günler geçmiyor
    Yanımda yatan yabancı
    Her söz zehir gibi acı
    Bütün dertlerin en gücü
    Geçmiyor günler geçmiyor




    Gel Haydi Gel

    Güller solmadan önce gel
    Gecenin yarısında gel
    Gizli gizli gel sessiz gel
    Ay pencereden aşmadan
    Karanlık yoldan şaşmadan
    Yavaş yürü koşmadan gel
    Kimselere sataşmadan
    Ekiplere dalaşmadan
    Belaya bulaşmadan gel
    Bak ben gelmeden önce gel
    Ben sana gel demeden gel
    İşte şimdi gel hadi gel

    Uykulara karışmadan
    Yastığımız buruşmadan
    Rakımız mayışmadan gel
    Gün sabaha kavuşmadan
    Ayaklarım dolaşmadan
    Arzular savuşmadan gel
    Ay pencereden aşmadan
    Karanlık yoldan şaşmadan
    Yavaş yürü koşmadan gel
    Kimselere sataşmadan
    Ekiplere dalaşmadan
    Belaya bulaşmadan gel

    Ateş sönmeden önce gel
    Sabahın serininde gel
    Islak ıslak gel titre gel
    Ay pencereden aşmadan
    Karanlık yoldan şaşmadan
    Yavaş yürü koşmadan gel
    Kimselere sataşmadan
    Ekiplere dalaşmadan
    Belaya bulaşmadan gel
    Şarkım bitmeden önce gel
    Söyleyince gel çabuk gel
    Hadi hadi gel şimdi gel

    Uykulara karışmadan
    Yastığımız buruşmadan
    Rakımız mayışmadan gel
    Gün sabaha kavuşmadan
    Ayaklarım dolaşmadan
    Arzular savuşmadan gel
    Ay pencereden aşmadan
    Karanlık yoldan şaşmadan
    Yavaş yürü koşmadan gel
    Kimselere sataşmadan
    Ekiplere dalaşmadan
    Belaya bulaşmadan gel


    Geleceğim

    Geçici ayrılık benimkisi
    Ilkyaz çiçeğine gebeyim
    Ağıtlar yakmayın adıma
    Ben ölmedim ölmeyeceğim
    Sıcak saklayın gecelerimi
    Karlar altından çıkıp geleceğim
    Düşlerinizin ateşinden
    Ilık bir rüzgar gibi eseceğim
    Demlice bir çay koyun üstüne
    Aç çocuk gibi besleyin sobayı
    Nasıl tütüyorsanız gözlerimde
    Oylece tütsün buharı
    Uzunca serin yatağımı
    Boyunca uzansın ayağım
    El aman deyince gece
    Usulca kıvrılır yatarım
    Can canım canlarım
    Hazır mı koynunuzdaki yerim
    Gün olur gecikmiş çocuk gibi
    Bağıra çağıra gelirim


    Gençlik

    Hani benim sevincim nerde
    Bilyelerim, topacım
    Kiraz ağacında yırtılan gömleğim
    Çaldılar çocukluğumu habersiz.
    Penceresiz kaldım anne
    Uçurtmam tel örgülere takıldı
    Hani benim gençliğim nerde.

    Ne varsa buğusu genzi yakan
    Ekmek gibi aşk gibi
    Ah... Ne varsa güzellikten yana
    Bölüştüm, büyümüştüm.
    Bu ne yaman çelişki anne
    Kurtlar sofrasına düştüm
    Hani benim gençliğim nerde.

    Hani benim sevincim nerde
    Akvaryumum kanaryam
    Üstüne titrediğim kaktüs çiçeği
    Aldılar kitaplarımı sorgusuz.
    Duvarlar konuşmuyor anne
    Açık kalmıyor hiç bir kapı
    Hani benim gençliğim nerde

    Yağmurları biriktir anne
    Çağ yangınında tutuştum.
    Hani benim gençliğim nerde



    Giderim

    Artık seninle duramam,
    Bu akşam çıkar giderim
    Hesabım kalsın mahşere
    Elimi yıkar giderim

    Sen zahmet etme yerinden
    Gürültü yapmam derinden
    Parmaklarımın üzerinden
    Su gibi akar giderim

    Artık sürersin bir sefa
    Ne cismim kaldı ne cefa
    Şikayet etmem bu defa
    Dişimi sıkar gierim

    Bozarmı sandın acılar
    Belaya atlar giderim
    Kurşun gibi mavzer gibi
    Dağ gibi patlar giderim

    Kaybetsem bile herşeyi
    Bu aşkı yırtar giderim
    Sinsice olmaz gidişim
    Kapıyı çarpar giderim

    Sana yazdığım şarkıyı
    Sazımdan söker giderim
    Ben ağlayamam bilirsin
    Yüzümü döker giderim

    Köpeklerimden kuşumdan
    Yavrumdan cayar giderim
    Senden aldığım ne varsa
    Yerine koyar giderim

    Ezdirmem sana kendimi
    Gövdemi yakar giderim
    Beddua etmem üzülme
    Kafama sıkar giderim!


    Gökyüzü

    Geçiyor önümden sirenler içinde
    Ah eller üstünde, çiçekler içinde
    Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
    Aslan gibi göğsü, türküler içinde

    Rastlardım avluda hep volta atarken
    Cigara içerken yahut coplanırken
    Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
    Çocukça sevdiği çiçeği sularken

    Diyarbakırlıymış, adı Bahtiyar
    Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
    Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
    Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.

    Beni tez saldılar o kaldı içerde
    Çok sonra duydum ki Yozgat' ta sürgünde
    Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
    Mavi gökyüzünü ona dar etmişler.

    Gazete de çıktı üç satır yazıyla
    Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
    Birileri ona, ölmedin, diyordu
    Ölüm yanında hüzünle gülüyordu.

    Diyarbakırlıymış, adı Bahtiyar
    Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
    Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
    Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.


    Gururla Bakıyorum

    Birer birer, biner biner ölürüz
    Yana yana, döne döne geliriz
    Biz dostu'da düşmanıda bilriz
    Vurulup düşenler darda kalmasın

    Çünkü isyan bayrağıdır böğrüme saplanan sancı
    Çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
    Ve kederin
    Ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
    Dağ başlarının hırçınlığı savruluyor benden
    Çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
    Çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
    Miting afişleri cesur pankartlar
    Ve binlerce militan
    Derin denizlerin aydınlığı
    Zorlu sabahlar
    Gökyüzü ve lale
    Sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata

    Çünkü ben sevdigim kızı
    Yaşamak gibi halkım gibi sevdiğim kızı ki şiirini yazamayan
    Ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
    Binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
    Zincire vurulan
    Şavaşlara yollanan
    Vergilere bağlanan halkım gibi
    Felç olmuş yalnızlıklara bırakarak
    Büyük acıların ve göz yaşlarının içine bırakarak
    Şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
    Devrim türkülerini
    Ve baş kaldırmayı öğreten dudaklarını
    Bir kere olsun öpmeden
    Bir kere olsun tutamadan kaygısızca
    Serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
    Hatta boynunu ve ayak bileklerini
    Bilemeden , Bilemeden, Bilemeden
    Vurdum yüreğimi şanlı kavgaya
    Barışın ve özgürlügün dağlarına yürüyorum işte
    Yiğitsen uslandır beni
    Ey yasakların, kahpeliğin
    Ve soygunların koruyucusu
    Türkü çağıran kızlarımı sustur
    Ve kahraman oğullarımı mezar kaza kaza kederli, kızgın
    Tohum serpe serpe hünerli
    Ve sömürüle sömürüle bomboş
    Ve açlığın ve zulmün izlerini
    Derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
    Naçaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
    Mavzerlere sarılan ellerimi
    Zincirlere vur gücün yeterse
    Ama adına yaşamak dersen
    Re-zil-ce

    Çatlayan tomurcuğun
    Doğan çocugunü çığlığını duymadan
    Gül benizli sevgilinin
    Titreyen gögüslerini öpmeden doyasıya
    Korka korka, yana yana
    Hergün biraz daha derinden
    Hergün biraz daha kapkara duyarak ölümü
    Aç ve arkasız
    Köpekleşerek yaşamak dersen
    Bu yürek
    Çat diye çatlasın be

    Kirsiz passız
    Arı duru özümüz
    Namussuza kanlı hançer sözümüz
    Çok uzaktır dostlar bizim yolumuz
    Durana yürüyene bin selam olsun.

    Gel gelelim parlayan güneşi
    Emekçi kalkların
    Kahraman halkların güneşini
    Şehvetle içine dolduran toprak
    Şimdi sımsıcak şimdi ulaşılmaz
    Şimdi olgun meyvalarla dolu
    Bahar bahçelerini sarmaktadır dünyaya
    Ve gülbenizli sevgilinin dudaklarında hayat
    Bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır
    Bıçak kemiğe dayandıgı
    Ok yaydan fırladığı için degil
    Bu bezirgan saltanatı
    Bu zulüm bitsin diye
    Ağaran günler için
    Yeni bir dünya uğruna
    Yüzlerinde cesaretin onuru
    Ve imanlı gücü döğüşen dünyanın
    Ve ölüme
    Gülerek koşan genç savaşçıların
    Albayrakları dalgalansın
    Dalgalansın, dalgalansın
    Kinle boğuşan yorgun yüregi
    Aydınlansın diye anamın
    Dişleri sökülmüş kederli ağzı
    Ağlamaya hazır gözleri
    Safrası, ve sonsuz dağları eriten sabrı
    Merhameti
    Yani bir bütün halinde insanlığımız
    Yunsun arısın diye durgun pınarlarda
    Alınterinin namusu kurtulsun diye
    Kurtulsun diye sıcak somun
    Acı soğan ve çiçekli basmalar
    Ahdettik, vefaettik
    Kelle koyduk
    Ölen ölür dostlar
    Düşmanlar heyy
    Kalan sağlar...




    Gül Dikeni

    Uçakları nedeyim
    Gökkuşağı gönder bana
    Senin olsun süngülerin
    Gül dikeni yeter bana.

    Kan kurşundan silinince
    Kardeş olur, kardeş olur eller bana
    Kan kurşundan silinince
    Kardeş olur, kardeş olur, kardeş olur eller bana.

    Silahları nedeyim
    Benim sevgim mavzer bana
    Suya attığım çiçekler
    Bir gün olur döner bana.

    Kan kurşundan silinince
    Kardeş olur, kardeş olur eller bana
    Kan kurşundan silinince
    Kardeş olur, kardeş olur, kardeş olur eller bana


    Hadi Bize Gidelim

    Yapma bana bu nazı
    Kırarım Şimdi sazı
    Suratını asıp ta
    Cehennem etme yazı

    Hadi bize gidelim yar
    Şişeleri dizelim yar olmazsa
    İçelim içelim ölümüne içelim
    Karakola düşelim yar
    Bakma öyle gözüme
    İnanmadım sözüne
    Ben ne hatunlar gördüm
    Güvenilmez sözüne

    Gecelere gidelim yar
    Ödülleri alalım yar
    İçelim içelim ölümüne içelim
    Karakola düşelim yar


    Hadi Sen Git İşine

    Dağlar dizi dize düz olur mu?
    Yar gelmesize ne olur
    Bir yar gider bin yar gelir
    Düşmanlar görür kor olur

    Hadi sen git isine de herkes kendi isine
    Dağlarımda zulüm varma düşemem yar peşine
    Hadi sen git işi nede herkes kendi isine
    Dağlarım da zulüm var mı düşemem yar peşine

    Güle baykuş kondurmayın
    Küstürüp soldurmayın
    Yare bir şeyler söyleyip
    Kafamı bozdurmayın

    Hadi sen git isine de herkes kendi isine
    Dağlarımda zulüm varma düşemem yar peşine

    Hadi sen git isine de herkes kendi isine
    Dağlarımda zulüm varma düşemem yar peşine

    Hadi çek git isine de herkes kendi isine
    Dağlarımda zulüm varma düşemem yar peşine



    Hani Benim Gençliğim

    Hani benim sevincim nerde
    Bilyelerim, topacım
    Kiraz ağacında yırtılan gömleğim
    Çaldılar çocukluğumu habersiz.
    Penceresiz kaldım anne
    Uçurtmam tel örgülere takıldı
    Hani benim gençliğim nerde.

    Ne varsa buğusu genzi yakan
    Ekmek gibi aşk gibi
    Ah... Ne varsa güzellikten yana
    Bölüştüm, büyümüştüm.
    Bu ne yaman çelişki anne
    Kurtlar sofrasına düştüm
    Hani benim gençliğim nerde.

    Hani benim sevincim nerde
    Akvaryumum kanaryam
    Üstüne titrediğim kaktüs çiçeği
    Aldılar kitaplarımı sorgusuz.
    Duvarlar konuşmuyor anne
    Açık kalmıyor hiç bir kapı
    Hani benim gençliğim nerde

    Yağmurları biriktir anne
    Çağ yangınında tutuştum.
    Hani benim gençliğim nerde


    Haramiler

    Yel eser yücelerden
    Türküler hecelerden
    Göz değil yaylım ateş
    Sürmesi gecelerden

    Olta attım ipi yok
    Balta tuttum sapı yok
    Nere gitmiş bu evler
    Pencere var kapı yok.

    Oy bahçeler bahçeler
    Bahçede kuzu meler
    Vura vura götürdü
    Yavrumu haramiler

    Gelen gitti
    Gelen gitti
    Ağlayan gülen gitti
    Yerle yeri
    Toprak bozuk
    Gül ektim diken bitti

    Soba kurdum tütüyor
    Tütün gül tütüyor
    Düştü düşman nalına
    Taş zindanda yatıyor


    Hasretinden Prangalar Eskittim

    Ard-arda bilmem kaç zemheri geçti
    Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
    Dışarıda gürül gürül akan bir dünya
    Bir ben uyumadım, kaç bahar leylim
    Hasretinden prangalar eskittim
    Karanlık gecelerde kendimden geçtim
    Saçlarına kan gülleri takayım
    Bir o yandan bir bu yandan
    Elma yanaktan

    Açar kan kırmızı yedi verenler
    Kar yağıyor bir yandan
    Savrulur karaca dağı savrulur zozan
    Bak bıyığım buz tuttu, üşüyorum ben
    Zemheri de uzadıkça uzadı
    Seni baharmışsın gibi düşünüyorum
    Seni diyarbekir gibi düşünüyorum



    Haydi Git

    Haydi git güle güle
    Güle güle sana
    Acılara yeten gücüm
    Mektuplara yetmedi
    Demirlere yeten gücüm
    Mektuplara yetmedi

    Bu ne biçim sevgi
    Nasıl kardeşlik
    Bu nasıl dostluk
    Bu ne beter sevda
    Benim aklım ermedi

    Haydi git güle güle
    Güle güle sana
    İçli mektuplar gelmesin
    Kavuşmaz uzaklardan
    Yanık mektuplar gelmesin
    Kavuşmaz dostluklardan

    Haydi git güle güle
    Güle güle sana
    Zincirlere yeten gücüm
    Mektuplara yetmedi
    Demirlere yeten gücüm
    Mektuplara yetmedi



    Hep Sonradan

    Ne sen leyla' sın ne de ben mecnun
    Ne sen yorgun ne de ben yorgun
    Kederli bir akşam içmişiz sarhoşuz hepsi bu

    Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan sonradan
    Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan
    Hep sonradan gelir aklıma hep sonradan, sonradan
    Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan

    Ne sen bulutsun ne de ben yağmur
    Ne sen mağrur ne de ben mağrur
    Hüzünlü bir akşam susmuşuz durgunuz hepsi bu

    Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan, sonradan
    Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan
    Hep sonradan gelir aklıma, hep sonradan, sonradan
    Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan


    Herkes Kendi İşine

    Dağlar bize düz olur lo
    Yar gelmezse ne olur
    Bir yar gider bin yar gelir
    Düşmanlar görür kör olur

    Hadi sen git işine de
    Herkes kendi işine
    Dağlarımda zulüm var lo
    Düşemem yar peşine

    Güle baykuş kondurmayın
    Küstürüp soldurmayın
    Yare birşeyler söyleyip
    Kafamı bozdurmayın

    Hadi sen&çek işine de
    Herkes kendi işine
    Dağlarımda zulüm&ölüm var lo
    Düşemem yar peşine




    Hiçbir Şeyimsin

    Sen benim hiç bir şeyimsin
    Yazdıklarımdan çok daha az
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Lüzumundan fazla beyaz
    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Varlığın anlaşılmaz
    Galiba eski liman üzerindesin
    Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
    Dudaklarınla cama çizdiğin
    En fazla sonbahar otellerinde
    Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
    Yalnızlığı öldüresiye çirkin
    Sabaha karşı öldüresiye korkak
    Kulağı çabucak telefon zillerinde
    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
    Henüz boş bir roman sahifesinde
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Ne çok cığlıkların silemediği
    Zaten yok bir tren penceresinde
    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Yabancı bir şarkı gibi yarım
    Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Uykum arasında cağırdığım
    Çocukluk sesimle ağlayarak
    Sen benim hiçbir şeyimsin.



    Hikayemiz (Bir Güneşti)

    Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
    Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
    Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
    Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki

    Bir volkandı içimizde coşan nehirler
    Costukça umutlar hep taşardı sanki
    Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
    Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor

    İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
    Umutlar hep gecelerde yol olur gider
    İşte bizim hikayemiz burda biter
    Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider



    Hoşçakalın Gözüm

    Nedir bu başımdaki felaket
    Kırk yıldır sefalette bu ahmet
    Kefenimi alın dikin bir zahmet
    Gömün beni, gömün beni bir başıma

    Susamıyorum, susamıyorum
    Elimde değil susamıyorum

    -şiir-

    Hele bir ışıklar sönsün
    Hele bir kapansın kapılar
    Sular durulsun
    Bıçak atacağım daha 12'den

    Kısa devre yapsın kalbim
    Ellerim inatla dökülsün cigaraya
    Dağlarda ay büyüsün
    Sular köpürsün
    Sen beni o zaman gör

    Hele küssün meydanlar
    Dehşetin oğlu gülsün
    Ağır bir köpek karanlığı
    Ve tüm mayınlar patlasın
    Sen beni o zaman gör

    Kaldırımlara yağmur dökülsün
    Dağılsın dişlerimde gülüşler
    Kaybettiklerim bir dönsün
    Sen beni o zaman gör

    -2-

    Yalnızlık ne demek
    Kül olsun uykular
    Kuşlar silinsin gözlerimden
    Sen beni o zaman gör

    Saçlarımda kırılsın kar
    Baştan çizilsin uçurumlar
    Kırılsın camlar
    Sen beni o zaman gör




    İçerden Çıkacak Birazdan Adam

    İçerden çıkacak birazdan adam
    Yılların tortusu çökmüş yüzüyle
    Alnını güneşe serecek adam
    Uykusuz ranzalar suskun voltalar
    Geride kalacak ve ah hüzünle
    Bir kül gibi savrulup gülecek adam
    Kar yağmştır sardunyanın üstüne
    Anılar toza toza bulanmıştır
    Kitaplar sobada yanmış,
    Ah sazlar duvarda kalmış
    Güzelim şarkılar yağmalanmıştır

    Kitaplar sobada yanmış,
    Ah sazlar duvarda kalmış
    Güzelim şarkılar yağmalanmıştır.

    İçerden çıkacak birazdan adam
    Yıpranmış bavulu hantal sesiyle
    Kendini yollara vuracak adam
    Yüz çeviren dostlar sinsi tavırlar
    Açığı cıkacak ve ah kendiyle
    Bir ince hasabı görecek adam
    Susamıştır tebessümün seyrine
    Sacları hiçbir gün okşanmamıştır,
    Bir ihtilal kadar yalnız,
    Ah vefanız kadar yanlış
    Mümkünse farzedin yaşamamıştır.

    Bir ihtilal kadar yalnız,
    Ah vefanız kadar yanlış
    Mümkünse farzedin yaşamamıştır.

    Bir ihtilal kadar yalnız,
    Ah vefanız kadar yanlış
    Mümkünse farzedin yaşamamıştır.


    İçimde Ölen Biri Var

    Bana birşeyler anlat, canım çok sıkılıyor
    Bana birşeyler anlat anlat, içim içimden geçiyor

    Yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
    Bakıyor görmüyorsun

    Dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var
    Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım

    Depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var
    Her yanımda susmuş insanlar susmuş
    İçimde ölen biri var

    Vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy

    Hadi birşeyler söyle, çocuk gözlerim dolsun
    İçinden git diyorsun, duyuyorum gülüm
    Gideceğim son olsun

    Yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
    Bakıyor görmüyorsun

    Dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var
    Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım

    İçimde soluyorsun, iki can var içimde
    Korkular salıyorsun üstüme korkular heran başka biçimde

    Depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var
    Her yanımda susmuş insanlar susmuş
    İçimde ölen biri var

    Vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy


    İhanet Zincirini Tutan Utansın

    Kimileri hep suçluyor,kimileri sorguluyor...
    Yaralı yüreğime, kara çalıyor.

    Kimileri hep suçluyor,kimileri sorguluyor...
    Yaralı yüreğime, kara çalıyor.

    İhanet zincirini tutan utansın
    Dönüp arkasına bakan utansın
    Dost diye bağrıma bastığım insanlar
    Arkamı dönünce vuran utansın

    Durmadan hep soruyorlar, aç bırakıp gülüyorlar
    Emekleyen yüreğime, usta diyorlar

    Usta değil acemi bir işçiyim
    Onurlu bir kavganın neferiyim
    Dostun dostu düşmanımın eceliyim ben
    Bilip de söylemeyen diller utansın

    İhanet zincirini tutan utansın
    Dönüp arkasına bakan utansın
    Dost diye bağrıma bastığım insanlar
    Arkamı dönünce vuran utansın



    İyimser Bir Gül

    Uyandım seni düşündüm
    Birden bire duvar birden bire gece yarısı
    Uyandım seni düşündüm hadi yar
    Ay göğsümün ay göğsümün sol yarısı.

    Su bulanınca
    Meydanlarda sesin, sesin, sesin yırtılınca
    Hiç dostun kalmayınca
    Sarsılmış bir ömrün basamaklarından
    Görüşmeye gel ne olur
    İyimser bir gül olsun dudaklarında
    İyimser bir gül olsun dudaklarında
    İyimser bir gül olsun dudaklarında

    Dert etme iyiyim ben
    Ara sıra mahşer ara sıra yaşama hırsı
    Dert etme iyiyim hadi yar
    Ay hüznümün ay hüznümün tütün sarısı

    Kan bulaşınca
    Yangınlarda yüzün, yüzün, yüzün parlaşınca
    Saçların tutuşunca
    Zorlanmış bir hükmün tutanakların
    Görüşmeye gel ne olur
    İyimser bir gül açsın yanaklarında
    İyimser bir gül açsın yanaklarında
    İyimser bir gül açsın yanaklarında.



    Jilet Yiyen Kız

    O kızı nerede nasıl görsem
    Aklımı başımdan alır ağzı
    Saçları şıra köpüğü desem
    Kaşları bıçak izi kırmızı

    Yakut pulları mı&bu ne görkem
    Kanlı gözbebeklerindeki yazı
    Beni nasıl büyüledi bilmem
    Kirpikleri örümcek kırmızı

    Kızıl demirden bir ünlem
    Salınması yangın yalnızı
    Korkmasam öpmeye eğilsem
    Dişleri elektrik kırmızı

    Çarpılmışım başım sersem
    Sevdim jilet yiyen kızı
    Göğsündeki kumrulara değsem
    Gagaları zehirli kırmızı

    Gece gündüz tek düşüncem
    Kasıklarımdaki ince sızı
    Artık kimseyle sevişemem
    Anladım sevişmek kırmızı

    Jilet yiyen kız merih'li gecem
    Birlikte bulacağız belâmızı
    Sonumuz kuşkusuz cehennem
    Kırmızı kırmızı kırmızı

    Kaçak ve Annem

    Uçtum ateş üstüne
    Dağlansın diye sızım
    Sorma halim ne olur
    Yoruldum anlamsızım.

    Yağmur doldu içime
    Açım sigarasızım
    Uyuyor musun anne
    Ben geldim; vefasızın.

    Suç oldu suç üstüne
    Her şarkım her yazım
    Vuruştum türkülerle
    Kanla beslendi sazım.

    Bir rüzgarın önünde
    Kaçağım kuralsızım
    Duyuyor musun anne
    Yalnızım çok yalnızım.

    Ah dalsam dizinde
    Uyusam doymaksızın
    Sabah olmasa gece
    Kaçmasam dermansızım.

    Sür beni gül yüzüne
    Gitsem de kalsın sızım
    Ağlıyor musun anne
    Gidiyor hayırsızın.

    Kaçakçı Kurban

    Lele kurban ben olayım
    Ah göğsünde ben olayım
    Senin yerin sıcak kalsın
    Ah yine giden ben olayım.

    Lele kurban zor gelir
    Dağlara giden zor gelir
    Avcı yaralar kekliği
    Altum' a giden zor gelir.

    Lele kurban boşa gider
    Ne söylersen boşa gider
    Çiğnenir ektiğin güller
    Ah emeklerin boşa gider.

    Lele kurban gülü verin
    Dönemsem de gülü verin
    Mayın tarlasına düştüm
    Kan kırmızı gül verin.

    Kadınlar

    Üç etekli ak pusulu türkü bakışlı
    Kadınlar yürüyor dağlara doğru
    Leylak moru gül kurusu dağlara dogru
    Özlemlerle acılarla bir Anadolu
    Sivas'lımı Urfa'lımı bilemem gayri
    Kadınlar kadınlar dağlara doğru
    Çalı çırpı sıla gurbet dağlara doğru
    Sarı sıcak ak cibinlik dağlara dogru
    Ordu ordu çekip gider ay çiçekleri
    Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi
    Bilemezler avcının kim olduğunu
    Sezmişler düşmanın kokusunu
    Kadınlar kadınlar dağlara dogru
    Özlemlerle acılarla bir Anadolu
    Bu sıtmalı gecelere bu beşikleri
    Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi



    Kafama Sıkar Giderim

    Artik seninle duramam.Bu Aksam cikar giderim.
    Hesabim kalsin Mahsere, elimi Yikar giderim.

    Sen zahmet etme Yerinden.Gürültü yapmam derinden.
    Parmaklarin üzerinden, Su gibi akar giderim.

    Artik sürersin bir Sefa.Ne Cismim kaldi ne Cefa.
    Sikayet etmem bu defa, Disimi sikar giderim.

    Bozar mi sandin Acilar.Belaya atlar giderim.
    Kursun gibiyim mavzer gibi, Dag gibi Patlar giderim.
    Bozar mi sandin Acilar.Belaya atlar giderim.
    Kursun gibiyim mavzer gibi, Dag gibi Patlar giderim....

    Kaybetsem bile herseyi, bu Aski yirtar giderim.
    Sinsice olmaz gidisim.Kapiyi carpar giderim.

    Sana Yazdigim sarkiyi, Sazimdan söker giderim.
    Ben Aglayamam bilirsin.Yüzümü döker giderim.

    Köpeklerimden Kusumdan, Yavrumdan cayar giderim.
    Senden aldigim ne varsa, yerine Koyar giderim.

    Ezdirmem sana kendimi.Gövdemi yakar giderim.
    Beddua etmem üzülme.Kafama Sikar giderim.
    Ezdirmem sana kendimi.Gövdemi yakar giderim.
    Beddua etmem üzülme.Kafama Sikar giderim.
    Ezdirmem sana kendimi.Gövdemi yakar giderim.
    Beddua etmem üzülme....Kafama Sikar giderim.

    Kan Kurşundan Silinince

    Uçakları nedeyim?
    Gökkuşağı gönder bana
    Senin olsun süngülerin
    Gül dikeni yeter bana

    Kan Kurşundan silinince
    Kardeş olur kardeş olur eller bana
    Kan Kurşundan silinince
    Kardeş olur kardeş olur eller bana

    Kan Kurşundan silinince
    Kardeş olur kardeş olur eller bana
    Kan Kurşundan silinince
    Kardeş olur kardeş olur eller bana

    Silahları nedeyim?
    Benim sevgim mavzer bana
    Suya attığım çiçekler
    Bir gün olur döner bana

    Kan Kurşundan silinince
    Kardeş olur kardeş olur eller bana
    Kan Kurşundan silinince
    Kardeş olur kardeş olur eller bana

    Kan Kurşundan silinince
    Kardeş olur kardeş olur eller bana
    Kan Kurşundan silinince
    Kardeş olur kardeş olur eller bana

    Kalan Kalır

    Vur sırtına vur sırtına
    Dostun olam vur sırtına
    Madem ki ben kaldıramam
    Derdimi al vur sırtına

    Duman kalır duman kalır
    Ocak tüter duman kalır
    Ben yanarım hiç tükenmem
    Benden sonra kalan kalır

    Kalan kalır kalan kalır
    Giden gider kalan kalır
    Ben giderim geri gelmem
    Benden sonra kalan kalır

    Ah ne fayda ah ne fayda
    Kefen beyaz ah ne fayda
    Bir hayına yaş dökersin
    Kadrin bilmez ah ne fayda

    Meydan kalır meydan kalır
    Yiğit ölmez meydan kalır
    Yere vurma hatırımı
    Sana kahpe meydan kalır

    Kalan kalır kalan kalır
    Giden gider kalan kalır
    Ben giderim geri gelmem
    Benden sonra kalan kalır

    Kara Yazı

    Geçmedi yare sözümüz
    Yollarda kaldı gözümüz
    Yere sürüldü yüzümüz
    Böyleymiş karayazımız.

    Çiçekler açılmaz oldu
    Pınarlar içilmez oldu
    Yar bize gülmez oldu
    Böyleymiş kara yazımız.

    Yalnız ona yar demiştik
    Onda bir şey var demiştik
    O bizi anlar demiştik
    Böyleymiş kara yazımız.

    Hey gönül gene bu gece
    Kederim geceden yüce
    Gel susalım beraberce
    Böyleymiş kara yazımız



    Kara Yılan

    kara yılan der ki harbe oturak
    kilis yollarından kelle getirek
    nerde düşman varsa orda bitirek
    vurun antepliler namus günüdür.

    sürerim sürerim gitmez gadana
    fransız kurşunu da geçmez adana
    varın söyleyin garip anama
    analar da böyle yiğit doğurur.

    Karanlıkta

    Akşam olur karanlıklar çökende
    Devriyeler adım adım gezende

    Kar kaplamış solmuş güller görende
    Sarılıp dallarını öpesim gelir

    Sanki gökten kar yerine kan yağıyor
    Kar altında üşümüş bir çocuk ağlıyor

    Yaşlı gözleriyle bana bakıyor
    Akan göz yaşını içesim gelir
    İşte böyle karanlıklar içinde
    Devriyeler adım adım gezende

    Yar uykuda ben yine penceremde
    Doğacak güneşi göresim gelir

    Karar Vermek Zor

    Malatya' dan çıktım yola, yollar yanıyor
    Düşman sarmış dört yanımı, kurşun saçıyor
    Düşmüşüm bir çukura, canım yanıyor
    Yaşasam mi ölsem mi
    Karar vermek zor.
    Beyler deresinde kardaş pusu kurdular
    Dağda çadır çadır aştılar
    tüfek çaktılar
    İki er kardeşi canımdan, canımdan vurdular
    Yaşasak mi ölsek mi
    Karar vermek zor.


    Söz : Ahmet Kaya Müzik : Ahmet Kaya

    Kardelenler Açınca

    Bayrakları göndere çeken çocuklar
    Aç bir destandır kan gölü gruplarda
    Bir çocuk ağlar ağlar durur
    Bir ana tandıra düşer kavrulur
    Bir gelin parmağıyla deşer rahmini
    Radyoda ince saz, ney taksim
    Büyür çetelerin hıncı
    Kent ince ince susar
    Ve korku bir kahpe yaradır içerden işler
    Vurur hançerini şah damardan ihanet
    Satarsın ulan satarsın
    Açılmamış gonca gülünü
    Gökte yıldız kayınca, için yanınca
    Gözlerin ıslanınca, akşam olunca
    Dön yüzünü dağlara, bir mavzer gibi
    Sabır zorlayınca, sel kabarınca

    Kar tanesi uçunca, çiğ tükenince
    Kardelenler açınca, otlar bitince
    Avucumda ateşle, dönerim sana
    Toprak uyanınca, bahar gelince

    Karlı Dağlar

    Ilgaz dağlarında çocuk doğurdun sen
    Memende süt yoktu
    Karla doyurdun sen

    Sardın sarmaladın anam
    Sırtına vurdun anam anam
    Terketmedin karlı yolları

    Yolda çile çeker
    Şerife bacım hey
    Eller donmuş gözler çekilmez acı

    Çocuğuna değil
    Yurduna sancın
    Terketmedin karlı yolları



    Katlime Ferman

    Bir yuruyus eylediler sabahtan
    Ilgıt ılgıt kan gidiyor loy loy
    Bir yürüyüş eylediler sabahtan
    Ilgıt ılgıt kan gidiyor loy loy
    Dayan dizlerim dayan
    Ağla gözlerim ağla
    Namlu puşt olmuş at ayağı puşt
    Vay anam vay vay bu belalı başımla ben nere gidem
    Vay anam vay vay bu belalı başınan kime ne diyem
    Ya derdime derman, ya derdime derman, ya derdime derman
    Ya katlime ferman
    Of anam of of bu belalı başımla ben nere gidem
    Vay anam vay vay bu belalı başınan kime ne diyem
    Ya derdime derman, ya derdime derman, ya derdime derman
    Ya katlime ferman
    Ay bu nasıl devran, ay bu nasıl devran
    28 nisandı yavru hey
    Ham meyvayı kopardılar dalıdan
    Vay anam vay vay bu belalı başımla ben nere gidem
    Vay anam vay vay bu belalı başınan kime ne diyem
    Ya derdime derman, ya derdime derman, ya derdime derman
    Ya katlime ferman
    Of anam of of bu belalı başımla ben nere gidem
    Vay anam vay vay bu belalı başınan kime ne diyem
    Ya derdime derman, ya derdime derman, ya derdime derman
    Ya katlime ferman

    Kenar Mahalleli

    Bir kenar mahalleliyim
    Mecburen parasizdir ceplerim
    Fabrikada satilik sendika
    Agzimi acsam sokaktayim

    Bir kenar mahalleliyim
    Mecburen kavga ederim
    Markette kopek olduren sarabi
    Bekcilerle narali gecedeyim

    Bir kenar mahalleliyim
    Mecburen kiliksiz gezerim
    Beyoglunda popa yelken polisler
    Ruzgarina deger sopa yerim

    Bir kenar mahalleliyim
    Mecburen uzaktan severim
    Ev onlerinde babalar
    Kizina baksam
    Cinayet sebebiyim

    Kendine İyi Bak

    Yan yana geçen geceler unutulup gider mi?
    Acılar birden biter mi?
    Bir bebek özleminde seni aramak varya
    Bu hep böyle böyle gider mi?

    Suya hasret çöllerde beyaz güller biter mi?
    Dikenler göğü deler mi?
    Bir menekşe kokusunda seni aramak varya
    Bu hep böyle böyle gider mi?

    Kendine iyi bak beni düşünme
    Su akar yatagını bulur.

    İçimdeki fırtına kör kurşunla diner mi?
    Kavgalar kansız biter mi?
    Bir mavzer çığlığında seni aramak var ya
    Bu hep böyle böyle gider mi?

    Şu kahpe dünya seni bana düşman eder mi?
    Dostluklar birden biter mi?
    Bir kardeş selamında seni aramak var ya
    Bu hep böyle böyle gider mi?

    Kendine iyi bak beni düşünme
    Su akar yatağını bulur.

    Kimdi Bunlar

    Ne çıramız ne lambamız
    Karanlık yollarda kaldık
    Kor kor ateşlerde yandık
    Çok uslandık, usanmadık

    Bir rüzgar gibi tarihten geçtiler
    Neler görüp neleri geçirdiler
    Aç kaldılar yine dilenmediler
    Kimdi bunlar, kimdi bunlar, kimdi

    Kara perçemleri türkü türküdür
    Hiç değiller onlar insan gülüdür
    Dediler ki düşünmenin günüdür
    Kimdi bunlar, kimdi bunlar, kimdi

    Koçero

    (S.BAGCAN)
    Kocunmayın güzel beyler, hanımlar
    Alınıp ıncınmeyın
    Sılah sılah catmayın o guzel kaşlarınızı,
    İmdatlara saldırmayın
    Basmayın dugmelere, yureklerı hoplatmayın,
    guzel beyler hanınmlar..
    Zor ve cetın bır agıttır koçero
    Bır gelın aglar ona ben aglayamam
    Bıyıkları cengel cengel bır kardas,
    aglar ona ben aglayamam
    Acılı bır bacı aglar, bagrı yanık bır ana, ben aglayamam
    Bır elınde kanlı mendıl, bır elınde kara mavzer
    Kımse bılmez nerde, nasıl, taptaze bır, sımsıcak bır, gencecık bır ölüdür o
    Bır selamdır sımsacık
    Varamamış dostuna, varamamış koçero

    (A.KAYA)
    Koçero bir dağ çekirgesinin gecede irkilmesidir
    Bir belirsiz karanlıktan
    Bir belirsiz karanlığa
    İrkilip uçmasıdır
    Bir dağ çekirgesinin
    Bir kurdun kaçmasıdır kendi karaltısından
    Yamaçtan bir taşın yuvarlanması
    Bir pınarın durup durup akması
    Bir çift gözün karanlığa bakması
    Şimşeklerin uzak uzak çakmasıdır dağlarda
    Bir mavzerin yanlışlıkla patlamasıdır
    Bir geyiktir koçero
    Sekerken taştan taşa kırılmış bilekleri
    Tırnakları kekik nane ve menekşe kokulu
    Tırnakları rüzgarlı
    Suçsuz bir geyik
    Avcılar yakalarsa mezedir eti
    Köpekler kovalarsa diş kırasıdır
    Bir okul piyesidir koçero
    Açış konuşmalıdır ve halaylı türkülüdür
    Müsamere derler adına oralarda
    Kaymakamlı savcılı ve çavuşludur
    Biletlidir ve yoksullar yararınadır

    (S.BAGCAN)
    Kocunmayın güzel beyler,hanımlar
    Alınıp ıncınmeyın
    Koçero bır oyundur yazılır yazılır bıtmez
    Kocero bır oyundur oynanır oynanır bıtmez
    Vurur onu Candarma, durmadan vurur ama bıtmez
    O hep durur orda
    Bıyıkları kartallı da
    Gögsü capraz fişeklıklı gözleri 5 yaşında
    Bır elınde kanlı mendıl,bir elınde kara mavzer
    Pır pır eder bır guvercın namlusunun ucunda
    O hep öyle durur orda taş arkasında rüzgarda

    (A.KAYA)
    Muhtara sorarsanız
    Bizim serseri veli
    Marabaya sorarsanız
    İşini bilmemiş deli
    Köylüye sorarsanız
    Ekmeksiz garibin teki
    Çocuklara sorarsanız
    Yüce dağlar aslanı
    Kimsesize sorarsanız
    Hükümet bilir onu
    Candarmaya sorarsanız
    Devletin dağlarda silah çatması
    Vurguncuya sorarsanız
    Yolkesici yağmacı
    Soyguncuya sorarsanız
    Devletin acizliği
    Sağcıya sorarsanız
    Siktiret pezevengi
    Solcuya sorarsanız
    "ferman padişahın dağlar bizimdir"
    Erzurum'da kol başıdır
    Erzincan'da deli daylak
    Pir sultan yoldaşıdır sivas'ta
    Bir "kılıcı kanlı" van'da
    Mardin'de birGözükanlı kaçakçı

    (S.BAGCAN)
    Kocunmayın güzel beyler,hanımlar
    Alınıp ıncınmeyın
    Patron gazetelerınde yüksek bır tirajdır koçero
    Hükümet programında nakliyekun..
    Kapitalist dış basında Nobellık roman
    POLİTİK SÜRTÜŞMELERDE Bİ YILAN HİKAYESİ

    (A.KAYA)
    Diplomata sorarsanız
    Turistik bir serüven
    Kaymakama sorarsanız
    "ahval-i adiye"den
    Sosyeteye sorarsanız
    Eğlenceli bir briç
    Sorarsanız bezirgan filimciye
    Gişelik bir senaryo
    Sorarsanız bürokrata
    Atatürk'ün gardrobuna
    Tükürmüş biri
    Hümaniste sorarsanız
    Fransızca bilmeyen
    Montenyi'den anlamıyan
    Mitologya tragedya
    Hümanizma helenizma
    Hiçbirinden çakmayan
    Bir yörüktür koçero
    Ne anlar rönesanstan
    Ne anlar restorasyondan

    (S.BAGCAN)
    Bir bazlama, bir uçkur ,
    Üç telli bır zımbırtıdır koçero
    Müfrezeler yürümüş dag dag ve dere dere
    Kesmiş gecıtlerı korkunun silahları
    Bir tükenmez sermayedir koçero haksız yönetımlere
    Paralar girsin diyedır kalan tor kasalara
    Topraklar sömürülsün diyedir orta çaglarda
    Işıksız kalsın diyedir bir koca ülke
    Karanlıkta bogazlaşsın diyedir güzel yüzlü ınsanlar
    Fabrıkalar işciyesin ,para kussun diyedir
    Kıyılar yagmalansın, ormanlar çiflikleşsin
    Bankalar yag baglasın, tekeller et baglansın
    Holdıngler palazlansın, ortaklıklar göbeklensin
    Bu rüzgar böyle essin
    Bu degırmen böyle dönsün
    Bu çuvallar böyle dolsun diyedir
    Koçeronun daglarda medetsız yalnızlıgı
    Kocunmayın güzel beyler, hanımlar
    Alınıp incinmeyın
    Yenı degıl bu hıkaye, bu oyun eskı oyun

    (S.BAGCAN)
    Bır akşam bırdenbıre bır can cıkar daglara
    Bin kardas, bin bacı, bın ana,
    Bin kerpiç, bin harman, bin açlık,
    Bin yenge, bın emmi, bın dayı,
    Bın zulum, bın acı ve bın karanlık,
    Bir akşam bırdenbıre cıkar daglara,
    Bıyıkları terlememış bın cocuk
    Bın aşık, bın delı, bın mensup,
    Bın ekmeksız, bın işsiz, bın suçsuz,
    Kıl şalvar, kurtlu çarık,
    Bir akşam bırdenbıre cıkar daglara
    Yalnayaklar, gömleksızler, dayanıksızlar,
    Munzurlar, Cilolar, Palandökenler gelsınler
    Tuncelıler, Bıngöller,
    Tuncelıde mercanlar, Agrı bereketlerı
    Tahtalılar, Toraslar, Bınbogalar
    Bır akşam bırdenbıre cıkar daglara

    (A.KAYA)
    Bır sürekli çıplaklıktır koçero,
    Bır sürekli açlıktır,
    Bir sürekli haksızlıktır koçero,
    Bir sürekli itilmişlik,
    Koçero bır vazgecişdir,
    Koçero bır ılgısızlık,
    Bın yıllık bır yoldan gelır,
    Üstu başı kan içinde,
    Upuzun bır eyvahtır,
    Upuzun bir pişmanlık,
    Bir unlemdır koçero,
    Sıgmaz okul kıtaplarına,
    Erzurum Yaylasından, Erzıncan Çukuruna,
    Ve Tecer Daglarından, Harran cenderesıne,
    Bır uzun masaldır kı koçero,
    Dagların daglara yaslandıgı,
    Gecıtlerın gecıtlere küstüğü,
    Koyaklarda anlatılır,
    Bıcak bıcak, kurşun kurşun ve türkü türkü anlatılır


    (S.BAGCAN)
    Yatar türkülerde upuzun
    Agıtlarda fidan fidan koçero
    Kocunmayın güzel beyler,hanımlar
    Alınıp ıncınmeyın
    Koçero bır vatandır yaşanır boydan boya
    Koçero bir vatansızlık
    Bır daglaşmış yalnızlıktır
    Mavzerleşmiş bır haksızlık
    Yanıtsız bır dılekçe



    Kore Dağları

    yol parası veremedim diye
    bu daglari bana deldirler
    bu yolları bana açtırdılar
    hacizlere gitti suna gibi geçimine oy meri kekligim
    oy meri kekligim nedir cektigim
    nedir cektigim nedir cektigim nedir cektigim
    kore daglarinda tabakam kaldı
    mahpus damlarinda özgurlüğüm
    of meri kekliğim nedir cektigim
    oy meri kekliğim nedir çektiğim
    nedir çektiğim
    dut kurusu süpürge tohumu yediğimiz
    ve bir godik arpa için
    sivas kapılarından döndüğümüz günleri defeyledik hey
    meri kekliğim
    oy meri kekliğim
    nedir çektiğim.

    Korkarım

    Gençliğimi kimse bilmez
    Sakallarımdan cocuk kokusu
    Ağzımdan ay ışığı fışkırır benim
    Ceketimi yağmurlara astığımdan beri
    Tehlikeli şiir okur
    Dünyaya sataşırım ben

    Güzüm baharlara
    Yüzüm yağmurlara
    Hüznüm dağlara küs

    Gözüm sabahlara
    Ömrüm topraklara
    Hüznüm dağlara küs

    Geceden karanlık sebebim
    Geceden mülteci kederim
    Korkarım dönmez yüreğim
    Korkarım güzelim korkarım

    Beni soracaklar
    Beni bulacaklar
    Beni yoracaklar yar

    Beni tutacaklar
    Beni yakacaklar
    Bana kıyacaklar yar

    Sorulur karanlık sebebim
    Vurulur mülteci kederim
    Korkarım dönmez yüreğim
    Korkarım güzelim korkarım

    Koru Kendini

    Kaldırınca tabancasını
    Nişan almak için sarı saçlıya
    Parıldayıverdi gözleri
    Koru kendini
    Kırlangıçlar uçuştular
    Korkudan çığrışıp
    Kanat çırparak koru kendini.

    Hadi söyle bana müziği seversin sen
    Nasıl çalar insan hapishanede
    Ağrılardan, sızılardan sonra
    Romatizmanın zincirleri kemirdi elleriyle.

    İşte nişan aldı tam
    Kemanının üstüne
    Iskalamaz iyi nişancıdır
    Koru kendini
    Ama teller gene şakıdılar
    Doldular havayı titrek titrek hiç umursamadan.

    Hadi söyle bana müziği seversin sen
    Nasıl çalar insan hapishanede
    Ağrılardan, sızılardan sonra
    Romatizmanın zincirleri kemirdi elleriyle.

    "Havasız bir delikte
    Gıcırdayan somya üstünde yatakta
    Yakalanmışsın berbat bir öksürüğe
    Hih gel de şarkı söyle.
    Ama yine de sarı saçlı adam
    Devam etti kemanı çalmaya
    Dirildi içimizde ölü düşler."

    Kum Gibi

    Martılar ağlardı çöplüklerde,
    Biz seninle gülüşürdük.
    Şehirlere bombalar yağardı hergece,
    Biz durmadan sevişirdik.
    Acımasız olma şimdi bu kadar,
    Dün gibi dün gibi çekip gitme.
    Bırakta sarılayım ayaklarına
    Kum gibi kum gibi ezip geçme.

    Sonbahar damlardı damlarımıza,
    Biz seninle sararıdık.
    Aydınlanlansın diye şu kirli yüzler,
    Biz durmadan şavaşırdık.
    Acımasız olma şimdi bu kadar
    Dün gibi dün gibi çekip gitme.
    Bırakta sarılayım ayaklarına
    Kum gibi kum gibi ezip geçme



    Kurtuluş Savaşı Destanı

    Kollumu salladım toplar oynadı
    Karataş içinden çete kaynadı
    Yaşasın urfalılar teslim olmadı
    De yürüyü yürü kumandalarım yürü
    Kumandanlar gidiyor dönmüyor geri
    De yürüyü yürü kahramanlarım yürü
    Kahramanlar gidiyor dönmüyor geri

    Tıfıldır hastahane karşı karşı
    Gavur fransız' ın bomba atışı
    Urfa çetelerinin şaha kalkışı
    De yürüyü yürü kumandalarım yürü
    Kumandanlar gidiyor dönmüyor geri
    De yürüyü yürü kahramanlarım yürü
    Kahramanlar gidiyor dönmüyor geri

    Mahur Beste

    Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
    O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
    Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
    Yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız
    O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız

    Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
    Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
    Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
    Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

    Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
    Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
    Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
    Geceler uzar hazırlık sonbahara

    Mavinin Türküsü

    şu dağdaki gezene bak gözlerinin rengine bak
    ay o gözler kan kan olmuş şu feleğin işine bak
    şu dağdaki gezene bak gözlerinin rengine bak
    seni vuran benide vursun şu feleğin işine bak

    dağlarda talan olurmu dosta hiç yalan
    ölürsem duyan olurmu şu feleğin işine bak
    dağlarda talan olurmu dosta hiç yalan
    ölürsem duyan olurmu şu feleğin işine bak

    Meleğim

    Hani bulutlarla bana haber yollayacaktın
    Sen her yağmur damlasına bir kelime yazacak;
    Bende o damlaları avuçlarıma alıp
    Yazdığın mektubu okuyacaktım
    Kokunu çiçeklere iliştirip yollayacaktın hani
    Söz vermiştin
    Bülbüller sözlerini getirecekti bana
    Dalgalar, vurup vurup hasretini solumayacak mıydı
    Yıldızlar, sana giden yolu gösterecek
    Mehtap, yolumuzu aydınlatacaktı
    Aşkımıza ondan başka kimse şahit olmayacaktı
    Öyle sevecektik ki birbirimizi
    Sorgusuz sualsiz girecektik cennete
    Kıskanacaktı nur'umuzu melekler bile

    Şimdi neden solgunsun böyle bir tanem
    Niçin açıp gözlerini ellerimden tutmuyorsun
    Uzat ellerini, al beni de yanına
    Bunca hasret yetmez mi çıkmak için katına
    Yoksa gittin ve unuttun mu beni;
    Unuttun mu oralarda
    Göz kırp bana yıldızlardan
    Bir an bile durmam buralarda inan;
    Davetini bekliyorum
    Çağır geleyim artık
    Çağır meleğim artık

    Memleket Hasreti

    Giderim buralardan
    Giderim bir gece vakti
    Umurumda olmaz bilirim
    Ya beni sararsa
    Memleket hasreti

    Bağırsan duyamam ki
    İstanbul da değilim ki
    Çağırsangelemem ki
    Varna da değilim ki
    Uzaklardayım
    Ben bende değilim ki
    Ya beni sararsa
    Memleket hasreti

    Söz Müzik : Ahmet Kaya



    Merhaba

    Yagmur yagsin isterdim bu sabah
    Merhaba soylu sevdam merhaba
    Ipil ipil dussun betona
    Merhaba sevgili vatan merhaba
    Ve ucuk gece guvercini
    Nazli nazli ucsun buluta merhaba
    Butun sabahlarin bu saati
    En fazla sevdigim vakit
    Son kez merhaba

    Metrisin Önünde

    Metrisin önünde durdum
    Hasretim yerlere vurdum.
    Ben dağlarda uçan kuştum
    Kanatlarımdan vuruldum.

    Yıllar var ki yorgunum ben
    Gökyüzüne vurgunum ben
    Mahpuslarda durgunum ben.

    Metrisin önü kahveler
    Kahvede can annem&dostalar bekler.
    Dağlar köyler türkü söyler
    Dağlar köyler yolum gözler.

    Geze geze yoruldum ben
    Gökyüzüne vuruldum ben
    Mahpuslarda duruldum ben.

    Mican

    Martinimin fuları
    Gece geçtim yolları
    Aslan mican geliyor
    Takmaz karakolları

    Vay benim canım Micanım
    Dünyalarda bir canım

    Rakı koydum fincana
    Helede bakın şu cana
    Kördasın Kel Sait
    Nasılda kıydın bu cana

    Vay benim canım Micanım
    Dünyalarda bir canım

    Mican sen öleceksin
    Tabuta gireceksin
    Dokuz tahta altında
    Ne cevap vereceksin

    Vay benim canım Micanım
    Dünyalarda bir canım

    Munzurlu

    Munzurdan bir kuş indi
    Karalı karalı
    Gittim baktım kanatları
    Yaralı yaralı
    Kirvem belli Dersim dağları
    Maralı maralı maralı
    Kirvem kirvem kirvem kirvem
    Hey avcı vurmuş gor kaç gündür yaralı

    Munzurdan bir tas su verim de ölem diyor
    Hem ağlıyor hem bir türkü söylüyor
    Biz de söyleyelim birlikte ölelim
    Munzur benim kirvem olur kime vereyim
    Kirvem yine bela kirvem yine bela
    Duman olmuş dağlar yolum karanlık
    Kirvem yine bela kirvem yine bela
    Kor olmuş dağlar yolum karanlık

    Aaahh diz çöküp illede
    Anam anam anam diyor
    Burna haber salında daye daye daye
    Ahhhh dönüp gitsem şu dağlara diyor
    Kirvem dağlarda nerde olduğunu bilem
    Ahhhhh dağlara git ateş yak orda olduğunu bilem
    Ahhhh kirvem uzat uzat ayağının altını öpem

    Munzurdan bir taş su verim de ölem diyor
    Hem ağlıyor hem bir türkü söylüyor
    Biz de söyleyelim birlikte ölelim
    Munzur benim kirvem olur kime vereyim
    Kirvem yine bela kirvem yine bela
    Duman olmuş dağlar yolum karanlık
    Kirvem yine bela kirvem yine bela
    Kor olmuş dağlar yolum karanlık



    Nerden Bileceksiniz?

    Üstüm başım toz içinde
    Önüm arkam pus içinde
    Sakallarım pas içinde
    Siz benim nasıl yandığımı
    Nereden bileceksiniz?

    Bir fidandım derildim
    Fırtınaydım duruldum
    Yoruldum çok yoruldum
    Siz benim neler çektiğimi
    Nereden bileceksiniz?

    Taş duvarlar yıkıp geldim
    Demirleri söküp geldim
    Hayatımı yakıp geldim hey
    Siz benim neden kaçtığımı
    Nerden bileceksiniz?

    Gökte yıldız söner şimdi
    Annem beni anar simdi
    Sevdiğim var kanar şimdi
    Siz benim niye içtiğimi
    Nerden bileceksiniz?

    Bir pınardım kan oldum
    Yol kenarı han oldum
    Yanıldım ah ziyan oldum
    Siz benim neden sustuğumu
    Nerden bileceksiniz?

    Ben ardımda yaş bıraktım
    Ağlayan bir eş bıraktım
    Sol yanımı boş bıraktım hey
    Siz benim kime küstüğümü
    Nerden bileceksiniz?

    Nevroz Ateşi

    Bir acemi düşte gördüm
    Ağlayan gülüşte gördüm
    Güller açmıştı yeni ülke
    Bayram yeriydi çarşılar
    Ölüleri halayda gördüm

    Devasa ateşler yanmış
    Çadır kurulmuş dağlara
    Külleri savrulur durur
    Karışıyor yıldızlara

    Aylar boyu yollar gittik
    Kanal boyunca sınır boyunca
    Ay ışığı şamdan değil
    Ölüm olunca ölüm olunca

    Devasa ateşler yanmış
    Çadır kurulmuş dağlara
    Külleri savrulup durur
    Karışıyor yıldızlara

    Neyleyim

    Canım benim güzel annem
    Bir solukuk izin ver
    Analık hakkınla bağlama beni
    Aşk dedim, sevda dedim,
    umut dedim, kavga dedim
    Elimde gençliğim vardı,
    Onu verdim neyleyim.

    Aman annem canım annem,
    Bir solukluk izin ver
    Analık hakkınla bağlama beni
    Aşk dedim, sevda dedim,
    umut dedim, kavga dedim
    Elimde gençliğim vardı,
    Onu verdim neyleyim.

    O Vahşi At

    Bizi güllerin iklimi tüketti
    Toprağı yaran filize vurulduk
    O vahşi beyaz at alıp başını gitti
    Bir yaz yağmuru gibi unutulduk.

    Sığ yanlarımız oldu ara sıra
    El yordamıyla dalarken hayata
    Bir parça telaş, bir parça ümittik
    Hiç yetişemedik o vahşi ata.

    O vahşi atlarla beraber
    Ah şu içimizdekiler
    Sanki sökülürcesine, sanki sökülürcesine,
    Sanki sökülürcesine
    Gitti gider.

    Bize bir gün çelişkisi yetti
    Dudağı yoran bir söze kırıldık
    O vahşi beyaz at tutuştu yelesinden
    Kaldığı yerden başlanır mı artık.

    Hiç ayrılmayız derken bir ucundan
    Aşk doğa yitirdiğimiz ilan aşktı
    Ben sana kıydım, sen bana gücendin
    Ve durduramadık o vahşi atı.

    O vahşi atın ardından ah şu aramızdakiler
    Hiç yaşanmamışçasına, hiç yaşanmamışçasına,
    Hiç yaşanmamışçasına
    Uçtu gider.


    Söz: Yusuf Hayaloğlu
    Müzik: Ahmet Kaya



    Odam Kireçtir Benim

    Odam kireç tutmuyor
    Kumunu katmayınca
    Sevda baştan gitmiyor
    Sarılıp yatmayınca

    Baba ben derviş miyem
    Hırkamı giymiş miyem
    Ben sevdim eller aldı
    Niye ben ölmüş müyem

    Odamı kireç eyle
    Yüzümü güleç eyle
    Yandım aşkın elinden
    Gel bana ilaç eyle

    Odam kireçtir benim
    Yüzüm güleçtir benim
    Soyun da gel yanıma
    Tenim ilaçtır benim

    Olmasaydı Sonumuz Böyle

    Sakin göllerin kuğusuyduk
    Salınarak suyun yanağında
    Yarılan ekmeğin buğusuyduk
    Göğsüm daralıyor yüreğim kanıyor
    Olmasaydı sonumuz böyle

    Biri saksımızı çiğneyip gitti
    Biri duvarları yıktı, camları kırdı
    Fırtına gelip aramıza serildi..
    Biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri
    Her şeyi kötüledi, bizi yaraladı..
    Biri şarabımızı döktü, soğanımızı çaldı,
    Biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu!
    Dedim ya, ciğerim yanıyor, yüreğim kanıyor
    Olmasaydı sonumuz böyle

    Göğsüm daralıyor yüreğim kanıyor
    Olmasaydı sonumuz böyle

    Dağlarda çoban ateşiydik
    Dolanarak mavzer yatağına
    Ceylanın pınara inişiydik
    Göğsüm daralıyor yüreğim kanıyor
    Olmasaydı sonumuz böyle

    Birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş
    Aynı çıtırtıyla ürperen bir serçe
    Hep aynı yerde karşılaşırdık tesadüf bu
    Birer tomurcuktuk hayatın kollarında
    Birer çiğ damlasıydık
    Bahar sabahında, gül yaprağında..
    Dedim ya, hiç yoktan susturuldu şarkımız
    Yüreğim kanıyor, ciğerim kanıyor
    Olmasaydı sonumuz böyle

    Göğsüm daralıyor yüreğim kanıyor
    Olmasaydı sonumuz böyle

    Oy Benim Canım

    Ay ışığı vurmuş
    Toprak yanıyor
    Toprağın üzerine
    Kimler düşüyor
    Kimse bu yangını
    Görmüyor duymuyor
    Onun için mi dağlar
    Yıldızlar ağlıyor

    Oy benim canım
    Yaralı ceylanım
    Henüz yolun başında
    Solup giden baharım

    Ay ışığı vurmuş
    Toprak kanıyor
    Dudağının kıvrımından
    Gözüm nereye sızıyor
    Bu kaçıncı baharım
    Başlamadan bitiyor
    Onun için mi dağlar
    Yıldızlar ağlıyor

    Oy Havar

    Yangınlar
    Kahpe faklari
    Korku cigliklari
    Ve irin selleri ac yirticilar
    Suyu zehir bicaklar ortasindasin
    Bir cana bir,basa kalmissin vay vay
    Pusatsiz duldasiz üryan
    Bir cana bir de basa..
    Seher vakti leylim leylim
    Cellat nisangahlar aynasindasin
    Oy sevmisem ben seni
    Üsküdar'dan bu yan lo kimin yurdu
    He canim
    Cicek dagi kitlik kiran
    Gül acmaz cagla dökmez
    Vurur anlımı şakına vururcakmaktasi kayalariyla
    Küfrünü medetsiz Munzur
    Sahmurat suyu kan akar
    Ve ben sairim...
    Namus iscisiyim yani
    Yürek iscisi
    Korkusuz pazarliksiz
    Kül elenmemis
    Ne salkim bir bakis
    Resmin cekeyim,
    Ne kinsiz bir rüzgar
    misra dökeyim,
    Oy sevmisem ben seni !
    Ve sen daha demincek
    Yillarda gecse demincek
    Bicaklanmis dal gibi ayri düstügüm
    Ömrümüm sebebi ustam , sevgilim
    Yaran derine gitmis
    Fitil tutmaz bilirim
    Ama hesap daglarladir
    Umut daglarla
    Düsün uzay caginda bir ayagimiz
    Ham carik kil corapta olsa da biri
    Düsün olasilik, atom fizigi
    Ve bizi biz eden amansiz sevda..
    Atip bir kiyiya iki zamani
    Yarinin cocuklari gülleri icin
    Herbirinin ayva tüyü icin cilleri icin
    Koymus postasini
    Görmüs restini
    He canim
    Sen getir üstünü....

    Oy Havar
    Muhammed Isa askina
    Yattigim ranza askina
    Deeey daglari un eder ferhadin gürzü
    Benim de bos yanim hancer yalımı
    Ve zulamda kan ter icinde asi
    He desem koparacak dizginlerini
    Yediveren gül kardesi bir arzu
    Oy sevmisem ben seni !



    Ölüm Dörtlüğü

    Ölüm her aklına geldiğinde
    Ah edip vah edip inleme
    Bu halinle tanrıyı incitmiş olacaksın
    Ecel kapını çaldığı zaman
    Evi telaşa verme
    O geldiği zaman
    Sen gitmiş olacaksın...
    KORKMA YÜRÜ.

    Öyle Bir Yerdeyim ki

    Öyle bir yerdeyim ki
    Ne karanfil ne kurbağa
    Öyle bir yerdeyim ki
    Bir yanim mavi yosun çalkalanır sularda
    Bir yanim mavi yosun çalkalanır sularda

    Dostum dostum güzel dostum
    Bu ne beter çizgidir bu
    Bu ne çıldırtan denge
    Yaprak döker bir yanımız
    Bir yanımız bahar bahçe

    Öyle bir yerdeyim ki
    bir yanim çığlık çığlığa
    Öyle bir yerdeyim ki
    Anam gider allah allah kızım düşmüş sokağa
    Anam gider allah allah ölüm düşmüş sokağa

    Özgür Çağrı

    Sana yalan söyleyemem
    Darılırsın yavrucağım
    Ağabeyin bir gün dağdan döner
    Giden gelmez, geri dönmez
    Bilmiyormusun yavrucağım
    Sen üzülme, sıra bende
    Gideceğim yavrucağım

    Elverir ki çoşku
    Haylaz çocuklarını boğazlamasın
    Avunmak elbette kolaydır
    Şehri yiğit bir türkü gibi dolaşmak
    Dağlara destanlar, düşünmek kolaydır
    Hapislere bir sevinç çığlığı gibi düşmek
    Kızların diri gögüslerinde
    Matbaalarda
    Ve kongre zabıtlarında dünyayı tazelemek
    Yeryüzüne depremler düşürmek
    Çünkü binlerce militanın rüzgarlı macerası
    Bir kurşun bile değildir namusun mavzerine
    Gönlün kahpeliğine tutsaksın açıkçası
    Asıl savaş alanı suskundur arkadaş
    Sahipsizdir
    Asıl savaşcılar afyonlu,mütevekkil
    Öyleyse
    Şehrin girdabında çalkalanan zulüm

    Halkın şanlı isyanına işaret değil
    Bodrum duvarlarına öfkeli yazıları
    Tırnaklarınla kazıyorsan da

    Sana yalan söyleyemem
    Darılırsın yavrucağım
    Ağabeyin bir gün dağdan döner
    Giden gelmez, geri dönmez
    Bilmiyormusun yavrucağım
    Sen üzülme, sıra bende
    Gideceğim yavrucağım

    Bulvara dökülen bildiriler
    Harcanan bunca emek,bunca değer
    Fokurdayan metal potası
    İşleyen rotatifler
    Cesetleri iğnelemek gibi birseydir
    Ve zaman usulca göz kırpıp telaşına
    Homurdanarak çekip gitmiştir
    Yani bu
    Aşağılık bir dramdır artık
    Çünkü jarjuruna
    Boş kovanları dolduran adam
    En azından kendinden utanmalıdır
    Yani yetsin diyorum
    Şarkılarınızı dağlarıma sürün diyorum
    Uzatın ellerinizi diyorum
    Uzatın tanışalım
    Helallaşalım

    Rinna Rinnan Nay

    Melengecin dalinda cifte sigircik diley cifte sigircik
    cigerime ates degdi oley diley oley gencecik
    zehir pamuk irgatligi gavur gundelikcilik

    rinna-rinnan-nay
    yuregim bolundu lay
    damarlarim delindi
    kan gider kan gider

    melengecin dalinda cifte saksagan diley cifte saksagan
    boynumda donup batir oley diley sol kahbe devran
    aglarim bir yandan kan kusarim bir yandan

    rinna-rinnan-nay
    ellerim kirildi lay
    gozum seli duruldu
    kum gider kum gider

    melengecin dalinda cifte guvercin diley cifte guvercin
    egnimde goynek yok oley diley ayagim yalin
    olursem kahrimdan oldugum bilin

    rinna-rinnan-nay
    yollarim kapandi lay
    bulutlar parcalandi
    gun gider gun gider

    melengecin dalinda cifte ispinoz diley cifte ispinoz
    aziktan yetimim oley diley katiktan oksuz
    dirliksiz duzensiz hanidir hurriyetsiz

    rinna-rinnan-nay
    kunyemiz yazildi lay
    kervanimiz dizildi
    can gider can gider
     



  3. Sabır Kalmadı

    her şarkının içinde ben seni görürüm
    sevdan bir nefes gibi çekmezsem ölürüm

    sabır kalmadı içimde
    dertler yaş oldu gözümde
    bu yoksulluk denizinde
    boğulmadan gel..

    sensiz isyan ettim her an
    dünyam kahır,dünyam zindan
    yine başım duman duman
    olmadan gel..

    yıllardır ne bir haber
    ne bir selamını aldım
    bu koskocaman dünyada
    sensiz yapayanlız kaldım

    sabır kalmadı içimde
    dertler yaş oldu gözümde
    bu hasretlik denizinde
    boğulmadan gel..

    sensiz isyan ettim her an
    dünyam kahır,dünyam zindan
    yine başım duman duman
    olmadan gel

    Saza Niye Gelmedin

    Saza niye gelmedin
    Söze niye gelmedin
    Gündüz belli işin var
    Gece niye gelmedin

    Üç gün dedin, beş gün dedin
    Aylar oldu gelmedin
    Geçen Cuma gelecektin
    Haftalardır gelmedin

    Çaldığım saza mı yanam
    Ettiğin naza mı yanam
    Alam yari koynuma
    Kış yatam, yaz uyanam

    Üç gün dedin, beş gün dedin
    Aylar oldu gelmedin
    Geçen Cuma gelecektin
    Haftalardır gelmedin

    Sel Dağ

    Bu hasretlik kalır gitmez teninden
    Eksilmez acılar ezik yüreğinden
    Alma başını nasırlı ellerimden
    Sen istedin gültenimde yaralar
    Bu ayrılık hem seni
    Hem beni yaralar
    Sel dağda birleşince
    Dağda güller ezilince
    Yara açtı gültenimde
    Ağlar dağlar
    Dağlar ağlar
    Yüreğimi sancı sarar
    Sel dağda kalır gitmez
    Sel altında güller bitmez
    Gültenimde yara geçmez
    Ağlar dağlar
    Dağlar ağlar
    Yüreğimi sancı sarar

    Sen Benim Hiçbir Şeyimsin

    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Yazdıklarımdan çok daha az
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Lüzumundan fazla beyaz
    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Varlığın yokluğun anlaşılmaz

    Galiba eski liman üzerindesin
    Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
    Dudaklarınla cama çizdiğin
    En fazla sonbahar otellerinde
    Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
    Yalnızlığı öldüresiye çirkin
    Sabaha karşı öldüresiye korkak
    Kulağı çabucak telefon zillerinde

    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
    Henüz boş bir roman sahifesinde
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Ne çok çığlıkların silemediği
    Zaten yok bir tren penceresinde

    Sen benim hiçbir şeyimsin
    Yabancı bir şarkı gibi yarım
    Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
    Hiç kimse misin bilmem ki nesin
    Uykumun arasında çağırdığım
    Çocukluk sesimle ağlayarak

    Sen benim hiçbir şeyimsin

    Sen Yanma Diye

    Ben cürümüs bir asayim
    Zindanlara yol eyledi dert beni
    Carmiha gerilmis bir Isa'yim
    Civilere zapteyledi dert beni
    Pir Sultan'i darda gördüm
    Daragaca vur eyledi ask beni
    Haci Bektas'i kirda gördüm
    Bir ceylana pir eyledi ask beni
    Her yangina her atasa
    Köz eyledi dert beni
    Bu daglara bu yollara
    Toz eyledi ask beni
    Ben yanarim ask icin
    Ben yanarim gül icin
    Bu ates sönmesin diye
    Ben yanarim kim icin
    Ben yanarim sen icin
    Bari sen yanma diye
    Ben yakilmis bir ozanim
    Yanginlara kül eyledi dert beni
    Kerbela cölünde bir Hüsetin'im
    Damla suya kul eyledi dert beni
    Ben Yunus'u nurda gördüm
    Dergahina gül eyledi ask beni
    O Mecnun'u firarda gördüm
    Bir Leyla'ya derleyledi ask beni



    Senin Derdindeyim

    Kapıya vurdun ardımdan
    Ölecektim ben kahrımdan
    Beni vursalar anlımdan
    Yine senin derdindeyim

    Geçip karşımda dursan
    Hem bağırsan hemde kızsan
    Beni keleş ile vursan
    Yine senin derdindeyim
    Kaleşnikof ile vursan yine senin derdindeyim

    Sensiz Yaşayabilmerem

    Güzelim yürekten bağlıyam sana
    Eziyet eder mi seven sevene
    Yandırdın kalbimi aman
    Ay kaşları keman
    Bu derdime inan yar
    Sensiz yaşayabilmerem
    Ey sevgili canan
    Bu derdime inan

    Seni görmeyende fenadır halim
    İntizarda koyma gadan ben alım
    Yandırdın kalbimi aman
    Ay kaşları keman
    Bu derdime inan yar
    Sensiz yaşayabilmerem
    Ey sevgili canan
    Bu derdime inan

    Sevemezsin

    Deli dolu bir akşam
    Vakit ayrılık
    Saatler yanlızlığa dönüyor mağrur
    Yabancı düşler kalmış dünden geriye
    Yürekler pişmanlığa çarpıyor mağrur
    Adımı anamazsın, yoluma çıkamazsın
    Gönülden sevemezsin sen
    Geçmişi silemezsin, rüyama giremezsin
    Gerçekten sevemezsin sen
    Beklenen ölümlerin kaçışı olmaz
    Bir yıldız bilinmeze kayıyor mağrur
    Ben sürgünüm sen durgun
    Kaçak bu sevda
    Dilim hep elvedaya dönüyor mağrur
    Haykırsam duyamassın
    Çağırsam gelemezssin
    Yürekten sevemezsin sen
    Zor günde aramassın
    Hiç yalnız kalamazsın
    Korkusuz sevemezsin sen

    Öyle bir küsüp gidişin vardı ki
    Seni vicdansız, insafsız, kitapsız

    Sevgi Duvarı

    Sen miydin o yalnızlığın mıydı yoksa
    Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
    Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
    Salonlar piyasalar sanat sevicileri
    Derdim, günün birinde insan arasına çıkarmaktı seni
    Yakanda bir amonyak çiçeği
    Yalnızlığım benim sidikli kontesim
    Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

    Kumkapı meyhanelerine dadandık
    Önümüzde; altınbaş, altın zincir fasulye pilakisi
    Ardımızda görevliler hızır paşalar
    Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
    Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
    Çöpçülerin elleriyle okşardım seni
    Yalnızlığım benim süpürge saçlım
    Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

    Baktım gökte bir kırmızı, bir uçak
    Bol çelik, bol yıldız, bol insan
    Bir gece sevgi duvarını aştık
    Düştüğüm yer öyle açık seçik ki
    Başucumda bir sen varsın bir de evren
    Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
    Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
    Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

    Siz Yanmayın

    Ağlama, bu günler gelirde geçer babam
    Ağlama, bu dertler elbet biter babam
    Ocaksız köylerimde, dumanlar tüter elbet
    Ben yandım, sen yanma allah aşkına

    "burda, bu şarkımı söylerken,
    Benim türkiye'de yaşadığım çok zor günlerde,
    Bir merhabasını istediğim,fakat o merhaba'yı benden
    Esirgeyen
    Ulusal anlamda bu kaderi paylaştığım,
    Bütün arkadaşlarıma ve dostlarıma
    İnce bir sitemdir...
    Umarım,
    Beni anlarlar"

    İki damla gözyaşımla
    Satıldım pazarlarda
    Kırdılar yüreğimi
    Kırdılar azarlarla
    Sürgünlere yolladılar
    Sabah dörtte yağmurlarla
    Ben yandım,
    Siz yanmayın allah aşkına

    Şimdilik, hoşça kalın gözüm!
    Hoşça kal, ey sevgilim Türkiye!

    Sorgucular

    Kimileri hep suçluyor
    Kimileri sorguluyor
    Yaralı yüreğime kara çalıyor

    İhanet zincirini tutan utansın
    Dönüp arkasına bakan utansın
    Dost diye bağrıma bastığım insanlar
    Arkamı dönünce vuran utansın

    Durmadan hep soruyorlar
    Aç bırakıp gülüyorlar
    Emekleyen yüreğime usta diyorlar

    Usta değil acemi bir işçiyim ben
    Onurlu bir kavganın neferiyim ben
    Dostun dostu, düşmanımın eceliyim ben
    Bilip de söylemeyen diller utansın



    Söyle

    Söyle yağmur çamur
    Değmedi yüreğime
    Şimdi ben nerdeyim
    Sen nerde

    Söyle ay doğmadan
    Düşmesin yaş gözüme
    Şimdi ben nerdeyim
    Sen nerde

    Dışarıda kar yağıyor
    Benim içime yağmur
    Ağlama gözbebeğim
    Biraz daha dur

    Yüregime basa basa
    İçimden yar gidiyor
    Ağlama iki gözüm
    Biraz daha dur

    Ay ayy ay ayy yanıyor ömrüm

    Vallahi yamur çamur
    Değmedi yüreğime
    Söyle ben nerdeyim
    Sen nerde

    Söyle ay doğmadan
    Düşmesin yaş gözüme
    Söyle ben nerdeyim
    Sen nerde

    Söyle yamur söyle
    Değmeden yüreğime
    Söyle gökyüne
    O nerde

    Söyle baksın gece
    Dağlardan hasretime
    Söyle bilmesemde
    O nerde
    Söyle ay doğmadan
    Düşmesin yaş gözüme
    Söyle gökyüzüne
    O nerde

    Suskun

    Rüya, bütün çektiğimiz
    Rüya kahrım, rüya zindan.
    Nasıl da yılları buldu,
    Bir mısra boyu maceram.

    Sus, kimseler duymasın.
    Duymasın ölürüm ha.
    Aymışım yarı gece de
    Seni bulmuşam sonra
    Yağar bir yağmur sonra...

    Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
    Bilmezler nasıl sevdik birbirimizi,
    İki yitik hasret,
    İki parça can.
    Sus, kimseler duymasın
    Duymasın ölürem ha
    Aymışam yarı gecede
    Seni bulmuşam sonra
    Yağar bir yağmur sonra...
    Yağıyor yeşil yeşil.

    Sürgün Acısı

    Tarifi imkansiz acilar icindeyim
    Gurbette aksam oldu yine ruzgar pesindeyim
    Yurdumdan uzak yagmurlar icindeyim
    Aksam oldu surgun susuyor

    Tarifi imkansiz sancilar icindeyin
    Gurbette aksam oldu yine ruzgar pesindeyim
    Yurdumdan uzak yanginlar icindeyim
    Aksam oldu surgun agliyor

    Sürmeli Ne Yandasın

    Sürüler içinde sürmeli koyun
    Şafaklar atıyor gel yarim soyun
    Gencecikken ettiler bana bir oyun
    Ne yandasın sürmeli palazım
    Ne yanda A canım, ne yanda
    Ellerim saz çalar göğnüm
    Ne yanda A canım, ne yanda

    Aşağıdan gelir gelinin göçü
    Gelin mi ettiler canımın içi
    Koynumda sakladım verdiğin saçı
    Ne yandasın sürmeli palazım
    Ne yanda A canım, ne yanda
    Ellerim saz çalar göğnüm
    Ne yanda A canım, ne yanda